İçeriğe geç

Tanya Monika

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Tanya Monika

Bölüm 4

Gözlerimi araladığımda beyaz bir loş ışık karşıladı beni şuan nerede olduğumu kavrıyordum. Biraz kendime geldiğimde bütün bedenimdeki hafif acıları hissedebiliyordum en son hatırladığım şey o meymenetsiz suratlı Martin'i hatırlıyordum o an öldüğümü zannetmiştim fakat bedenimdeki acılar bana gerçeği söylüyordu. Yaşıyordum fakat Martin'in böyle bırakmaması lazımdı öldürecekti beni, emindim.

Nerede olduğumu anlamak için başımı yan tarafa çevirdim ve bana şaşırtıcı bir görüntü verdi. Hastane odasında olduğumu anladım da bu oda da tek olmadığımı anlamıştım. Benim biyo aile de buradaydı hepsi koltuklara yayılmış zıbarıyorlardı umarım uykularına karabasan gelirdi. Atlas abim ve Rüzgar abim iki kişilik koltukta birbirlerinin başlarına yaslanmış yatıyorlardı. Ateş abim de yatağın karşısındaki koltukta yayılmıştı. diğer tarafımdan bir tıkırtı duyunca yan tarafıma döndüm başımda bir adet babamı buldum yatağın yanında tekli tabureye oturmuş kolları bağlı şekilde uyukluyordu. Toprak abimi görmemiştim sanırım beni görmeye tahammül bile etmi- diyordum ki içeriye pat diye Toprak abim girdi. elinde bir kaç poşet vardı beni gördüğüne şaşırmıştı galiba bir kaç saniye bana bakmıştı fakat en son böyle bakmamıştı en son ki bakışları benden tiksindiriyordu.

"Tanya" dedi Toprak abim. Tam üzerime gelirken monitörden yükselen sesler yüzünden duraksadı kalp ritmim artıyordu çünkü ondan korkuyordum. Yanı başımda ki aniden zıpladı sanırım monitördeki sesler uyandırdı onu. önce bir bana bakıp sonra bakışlarını monitöre çevirdi sanki bir şey olmuş gibi konuştu.

"Tanya iyi misin? niye kalp ritmin bozuldu?" dedi Babam o sıra bakışlarımı Toprak abime çevirdim o da suçunu kabul edip başını çevirdi benden. diğer tarafımda hareketlik hissedince oraya bakış attım benim diğer abilerde uyanmıştı hepsi üzerimde doluşmuş beni dikkatlice inceliyorlardı. abilere göz devirip babama döndüm.

"Hayır bir şeyim yok, iyiyim ben" duraksadım biraz sonra şu malum soruyu sordum "sizin ne işiniz var burada ya da burada olacağımı nereden öğrendiniz?" diye sordum hepsi bakışırken bir tane ukala konuştu.

"Babamı babam diye telefona kaydetmeseydin buraya gelmezdik yani boşuna rol oynama babamın buraya geleceğini iyi biliyordun." dedi Ateş prensi.

"Ateş" diye yükseldi babam devam edecekken ben yükseleyim dedim.

"Babammış yesinler babanı! ne yapsaydım babanı ararlarken uyanıp ah pardon o aradığınız kişi babam değilmiş kendisi biraz önce beni evden attı onu aramayın başka numarayı arayabilirsiniz mi deseydim?" dedim iğneleyici bir şekilde herkes bu dediklerime şaşırmış ki birbirlerine boş boş bakıyorlardı. "off! neyse diyorum ki buraya boşuna gelmişsiniz sağ olun başımda beklemişsiniz yani vicdanınız rahat olsun artık bundan sonrası kendim başıma bakabilirim" derken Ateş abiden homurdanma sesi geldi.

"aynen gördük kendi başını" dedi. sinirlerim beni aştı aşacak ona cevap vermek için tam yerimde dikleniyordum ki sırtımdaki ağrı buna izin vermedi ve ağızımdan acı bir inleme çıktı.

"Kızım" dedi babam ben bu dediğine şaşırırken o beni hafifçe yatağa yatırmaya çalıştı. "bak daha yaraların yeni, hareket etmemeye çalış" diyordu babam fakat ben hala kızım lafında kaldım. ne yani babam beni kabul etti mi? ama ben de şans bulmuşken aynı kelimelerini yüzüne vurdum.

"Ben senin kızın değilim" dedim sakince o bana boş boş göz kırpışırken kapı pat diye açıldı biri odaya dalıp konuştu daha doğrusu bağırdı.

"HAYIRLI OLSUN HAZAR AMCA ARTIK KIZ BABASISIN bundan sonra biraz geç oldu ama neyse" beni görünce sesini kısmıştı sonlara doğru ona dikkatlice incelerken o da beni süzüyordu. günlük kıyafetlerin üzerinde beyaz önlük vardı galiba bu hastanede çalışıyor eline dikkatlice baktığımda ise bir kağıt vardı büyük ihtimalle Dna sonuçları olabilirdi. başımı kaldırdığım da ise hemen yanıma geldi doktur. "merhaba küçük hanım ben Dokturun Baybars Gülsoy ve Amcaoğlu olarak yani kuzenin oluyorum, tanıştığımıza memnun oldum güzellik" çok tatlı birisine benziyordu bu ailede biri sevimli çıkmasına şaşırdım.

"Ben de Tanya memnun oldum Baybars abi çok naziksiniz" gülümsemek yerine diğerlerine inat dişlerimi göstererek sırıttım. Hepsinin göz devirdiğini görmüştüm.

"Tamam Baybars daha Tanya ile biz konuşmadık şimdi rahat ver de yalnız kalalım" babam Baybars abiyi sakince kovduktan sonra kuzenimde elindeki kağıdı Toprak abiye verip çıktı. iyi biriydi ama bir daha onunla görüşmeyecektik buradan gidecektim Annemim yanında kalsam daha iyiydi.

"Konuşacak hiç bir şeyimiz yok sadece kızınız olduğumu söylemeye gelmiştim yanınıza, sizi de buraya boşuna zahmet etmişsiniz ayağa kalktığımda Bulgaristan'a ge-" diyordum ki sözüm kesildi.

"Yok öyle bir şey hiç bir yere gitmiyorsun artık dizimin dibinden ayrılmayacaksın zaten başın dertte daha fazla zarar görmene izin veremem" ben de durur muyum hemen itiraz ettim.

"Evden atarken öyle demiyordun noldu vicdanınıza mı dokundu. zaten isteseniz bile hayatta o eve gelmem hele ise kovulduğum eve" dedim hızlıca.

"Çok hazır cevaplı" Toprak abim

"Çok inatçı" Ateş abim

"Çok sinirli" Rüzgar abim

"Çok haklı" Atlas abim

Hepsi tek tek beni sayarken Atlas abinin dediği ile bütün abiler ona tip tip baktı o da ne var dercesine başını salladı. "Tamam haklısın yaptık böyle bir hata ama sen o kadından bahsedince ben çok yanlış anladım" kendini açıkladı babam fakat haklı olamazdı.

"Yaa senin o dediğin kadın çocuklarının annesi o da benim annem, sen onları büyüttün diye kendi çocukların sayarken beni annem büyüttü diye daha açıklamama izin vermeden attın beni o evden" diye bağırdım derin nefes alıp bu sefer sakince konuştum "Seni rahatsız ettiğim için kusura bakma bir kaç güne annemin yanına geri döneceğim"

"Gidemezsin! Annenin hapiste olduğunu biliyoruz orada tek başına kendini koruyabileceğini mi sanıyorsun hem daha on yedi yaşındasın başında ebeveyn olmadığı için babamla tıpış tıpış o eve geliyorsun" dedi Toprak abi.

"Ben de Annem çıkana kadar saklanırım kimse beni zorla bir yere götüremez" dedim. ben her türlü yolunu bulurum hem Polat abi de yardım eder bana.

"Tanya anlamıyorsun seni bu halde yalnız bırakamam az kalsın ölüyordun lütfen dediklerime karşı çıkma" dedi babam.

"Dediklerini uyduk ta ne oldu bak ilk saatten bıçaklandık" diye bağırdım. içimde çok büyük öfke vardı bütün öfkemi çıkarmak istiyorum da ama korkuyorum.

"Tanya" babam elimi tutmaya çalışırken hızlıca elimi kendi gövdeme çektim yumuşamamı bekliyordu ama öyle olmayacaktı. Babam kendi ellerini yumruk yapıp gözlerini kapattı. hepimiz pür dikkat babamı izliyorduk vereceği tepkiyi bekliyorduk. Babam ayağa kalkıp "Ben son diyeceğimi söyledim artık bizimle kalacaksın" bakışlarını abime çevirip "Atlas git hemşireyi çağır Tanya'nın üzerini değiştirmesine yardım etsin" dedikten sonra Atlas abi başını sallayıp odadan çıktı ben babama şaşkın şaşkın bakarken o da son bir bakış atıp odadan çıktı. o sıra içeriye hemşire girdi.

Hemşire üstümü değiştirmeme yardım ettikten sonra odadan çıktı ben de boyluca uzanıyordum hareket bile edemiyordum benim kaçma planları şuan askıda kalacaktı galiba. odaya Babam ile abimler girdi ve girdikleri an kahkahayı patlattılar çünkü üzerime pembe renkli tavşan pijaması vardı. Babam ifadesizce abimlere bakarak "Kim aldı bu kıyafeti?" diye sordu.

"Çok yakıştı dimi Baba" Rüzgar abim sırıtarak bana doğru konuştu. ben de gözlerimi devirip önüme döndüm. babam yanıma yaklaşıp beni taşımak için kollarını uzatacakken ben de elimin tersi ile geri iteledim onu.

"Taşımanıza gerek yok tekerlekli bir sandalye koysa-" diyordum ki birden havalandım ve Toprak abinin kucağın da kendimi buldum.

"Baba şimdi sırtın ağrır ben onu arabaya kadar taşırım" dedi Toprak abim. odadan çıkarken ben de söylenmeye başladım.

"Hey kime diyorum ben tekerlekli sandalyeye binmek istiyorum taşımanızı istemiyorum bırakın diyorum" derken kendimi Toprak abinin kucağından atlamaya çalışıyordum fakat o da sıkıca tutuyordu benim kollarımı nasıl bağladıysa elimi bile kaldıramıyorum.

"Çok konuşuyorsun! başım ağrıda valla seni bıraktıktan sonra dırdırını yaparsın" dedi Toprak abi.

"bırakmayacaktın galiba atacaktın değil mi sen şimdi yine evin önüne atarsın" dedim gülümseyerek bunların hepsini sana hatırlatacağım Toprak beyefendi.

Bir an durup hafifçe bana baktı sonra boğazını temizleyip devam etti. Aşağıya indiğimizde beni arabanın arka koltuğa bırakıp o da şoför koltuğuna oturdu yanına da Babam oturdu. sanırım öndeki arabada da diğer abiler vardı. yol boyunca arkama yaslanıp dikiz aynasından ikisine ters bakış attım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.