İçeriğe geç

Tanrılar Konseyi

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Tanrılar Konseyi

Bölüm 1

Tanrılar Konseyi

"Günlerden bir gün, dünya genel işleyişiyle devam ederken tanrılar konseyinde işler gergindir. Tanrı Khaos ve Themis hararetli bir şekilde tartışmaktadır."

Themis: "Ölümlülerin bu kadar acı içinde olması senin suçun. Onları savaşa ve buhrana sürüklüyorsun. Kendi arzuların için onları hiçe sayıyorsun"

Khaos: "Kendi arzularım mı? Khaos'un arzusu yoktur. Her şey olması gerektiği gibi olur."

Themis: "İnsanların savaşlarda topluca ölmesi, kıtlıkta kırılması ve hastalıklara yakalanması mı gerekir? Sen olmasan, evren daha huzurlu olurdu."

Khaos: "Çok küçük ölçekte düşünüyorsun, kardeşim. Büyük resmi görmekten acizsin."

(Themis, acizliğinden bahsedilince hiddetlenir. Sesinin tonu değişir.)

Themis: "Aciz mi? Ne cüret! İnsanlara acı çektirmekten zevk alan bir aşağılıksın ve her şeye kılıf uyduruyorsun."

(Konseydeki diğer tanrılar bu duruma alışkındır. Düzenin tanrısı Themis ile kaosun tanrısı Khaos, hep buna benzer tartışmalar yapar. Ancak durum bu kez korkutucu derecede büyüyordur. Üyelerin gözleri, endişeyle büyüyen kargaşaya çevrilir.)

Dionysos: "Hey, hey! Bu karmaşa hiç hoş değil, çocuklar. Hadi, sakince şarap içelim, ha?"

Ares: "Kapa çeneni, Dionysos. Şu toplantıdaki tek sevdiğim şeyi mahvetme."

Athena: "Kardeşler arasındaki kargaşa hoş değil. Sakince konuşarak anlaşalım; olmazsa adilce savaşalım."

Khaos: "Seninle yüzyıllardır tartışmaktan, kaos tanrısı olan ben bile bezdim. Bir anlaşmaya varmaya ne dersin?"

(Hiddetle.)

Themis: "Saçma bir şeyse hiç söyleme. Senin, olması gereken şeymiş gibi ölümlülere acı çektirmeni izlemek yüzyıllardır midemi bulandırıyor. Kendini haklı gibi göstermenden bıktım, usandım. Seni görmekten, duymaktan; sana dair ne varsa hepsinden tiksiniyorum."

Khaos: "Teklifim şu: Bir hafta boyunca evrende bana, yani kaosa dair hiçbir şey bulamayacaksın."

(Şaşkınlıkla.)

Themis: "Bu teklif ne için? Nereye varmaya çalışıyorsun? Neden yüzyıllardır bu anı bekledin?"

Khaos: "Sorularının hepsi kaosa dair. Sen sadece şunu söyle: Kabul mü? Haftanın sonuna kadar ne yaparsan yap, diğer tanrıların hiçbiri de dâhil, hafta bitmeden beni konseye geri döndüremez."

(Themis'in kahkahası salonu doldurur. Bazı tanrılar da ona eşlik eder.)

Themis: "Hiç olmasan daha iyi olur ama bir hafta da fena değil. Kabul, kabul tabii ki." (Elini uzatır.)

(Themis, diğer eliyle gözündeki yaşları siler. O sırada Khaos elini sıkar ve aniden kaybolur.)

(Themis kadeh kaldırır.)

Themis: "Onsuz bir evrene."

(Hiddetle.)

Ares: "Onsuz bir hafta mı? Bu, hayatımda duyduğum en sıkıcı şey. Savaşlarda büyük payı var."

Afrodit: "Savaşma, seviş, aşkım." (Kadeh kaldıran Themis’e eşlik eder.)

(Konsey resmen ikiye bölünmüştür. O olmadan dengenin bozulacağını savunanlar ile durumdan memnun olanlar ve evrenin heyecanını kaybettiğini iddia edenler karşı karşıyadır. Konsey, Khaos olmadan bile kaotik hâle gelmiştir. Homurtular, bağırışlar ve kahkahalar birbirine karışır.)

(Khaos evren ölçeğinde etkisini yitirmiş olmasına rağmen, konsey evrenden bağımsız ve ilginç bir şekilde kaotik olmaya devam eder.)

(İki günün ardından, tartışmanın hiçbir şeyi değiştirmeyeceği gerekçesiyle konsey dağılır. Dünya ve evrenin farklı noktalarına dağılan tanrılar, geri döndüklerinde gördüklerine inanamazlar.)

Themis: "Bu böyle olmamalıydı, bu doğru değil. Herkes, her şey nerede?" (Gözlerinden yaşlar süzülür.) "O bir şey yapmış olmalı, bu böyle olmamalıydı. Düzen hâkim olmalıydı." (Ölü bitkileri elleriyle tutar, hıçkırıklar içinde.) "Bana yalan söyledi... Bunun sebebi onun, Khaos’un yokluğu olamaz. Lütfen sebebi bu olmasın."

Themis: "Eğer öyleyse, dolaylı olarak ben… ben onları… Bu adil değil. Kaos dengenin bir parçası olmamalıydı. Bu çelişkili bir sonuç." (Yerdeki ölü çimlere çöker.)

(Gözyaşları toprağı ıslatır.)

Themis: "Onu bulmalıyım."

(Konseye dönen Themis, konseyin çoktan tekrar toplandığını görür. Endişe herkesin içine işlemiştir. Gözler fırıl fırıl diğer tanrılara kayar. Tanrılar sürekli gördüklerinden hayretle bahseder, bazıları Themis’i suçlar ve onun sonsuz bir ızdıraba mahkûm olması gerektiğini savunur.)

(Kaotik, yüksek tonda sesler birbirine karışır. Tanrılar gördüklerini sıra beklemeden paylaşır; kimin ne dediği anlaşılmaz.)

Sesler: "Ölümlüler her zamankinden daha çok savaşıyor, yağmalıyor; sebepsiz yere kardeşler kardeşleri katlediyor! Bitkiler, hayvanlar hızla ölüyor! Gezegenler, güneşler oluşmuyor; yıldızlar doğmuyor, sönmüyor!"

(Konseydeki tanrılar Themis’i fark edince ani bir sessizlik olur. Tüm gözler ona döner; ardından sesler yeniden yükselir.)

Sesler: "Dengeyi koruması gereken sensin! Dolaylı olarak buna sebep oldun!"

(Bir diğer tanrı): "Dolaylı olarak yaptığın katliam, sonsuz işkenceyi hak ediyor."

(Themis’in gözyaşları ve hıçkırıkları salonda yankılanır. Her saniye sesi yükselir.)

Themis: "Üzgünüm... çok üzgünüm... ben… ben bunu… bunu istemedim."

(Tanrı kalabalığı yumuşamaz; aksine daha sert bir tonda onu suçlayanların sayısı artar.)

(O sırada salonda mutlu bir kahkaha yankılanır.)

Ares: "Teşekkür ederim sana, minnettarım. Hayatımda bu kadar yıkım görmedim; ne muhteşem bir manzara! Ve daha haftanın bitmesine 5 gün var… İlk defa sevinçten, heyecandan yükseliyorum. Maksadını görememişim, sen de benim gibisin. Onu kovman çok iyi oldu."

(Hıçkırıklar çığlıklara döner.)

Themis: "Senin gibi değilim… değilim, değilim!" (Kendi saçlarını yolarken sürekli tekrarlar.) "Değilim, değilim, değilim, değilim, değilim!"

Themis: "Onu bulmalıyım… bulmalıyım, bulmalıyım, bulmalıyım, bulmalıyım."

(Konseydeki kalabalık, ortak ve gür bir sesle): "Onu bul, ya da cezana katlan!"

Ares: "Buna izin veremem." (Zırhını ve kılıcını kuşanır.)

Athena: "Beş günün sonunda bütün varoluş sona erebilir. Bu olduğunda hangi yıkımdan eğleneceksin, nerede vahşet bulacaksın?"

(Ares, mantıklı argüman karşısında afallar ve geri çekilir.)

(Themis güçlükle ayağa kalkar ve salondan çıkar. Salon yine tek ve gür bir sesle yankılanır): "Onu bul, ya da ebediyen cezaya mahkûm ol!"

(Themis, evrenin her köşesinde çaresizce Khaos’u arar. Yıldız sistemleri, kanlar içindeki insan toplulukları, hayvan leşleri yığınları, birleşmeyen astronomik tozlar, çöküp doğmayan yıldızlar… Her şey, ama her şey onun gözleri önüne serilir.)

(Ayakları yerde, çaresizlik ve gördüğü dehşetin ağırlığıyla, isteksiz ama mecburen sürünmeye devam eder. Ona dair bir kırıntı arar.)

(Ama nafile; beş günün sonuna kadar ona dair hiçbir şey bulamaz. Geçen sürede evren, etkileyici olan her şeyi kaybetmiştir.)

(Her şey kötü bir tablo gibi göz önündedir: ölü cesetler, hayvan leşleri… çürümemektedir. Yıldız sistemleri hareket etmez, doğum olmaz, ölümler kaybolmaz. Ne toprak ne rüzgâr cesetleri örter. Her şey, en iğrenç çıplaklığıyla, rahatsız edici bir tablo gibi donup kalmıştır.)

(Themis acı bir feryatla bağırır ve ağlar.)

Themis: "Özür dilerim… özür dilerim. Var olduğum için… buna sebep olduğum için…" (Ve yere çöker.)

(Haftanın son saatlerinin de bitmesiyle birlikte Khaos yeniden ortaya çıkar ve Themis’in önünde belirir.)

(Themis, ona karşı zayıf yumruklar savurur.)

Themis: "Neden bunu yapmak zorundaydın? Her şeyi böyle kanıtlamak zorunda mıydın? Beni dolaylı olarak her şeyin sonu yaptın!" (Ağlamaları yeri göğü inletir.)

Khaos: "Biz bir bütünün parçalarıydık, hep bunu söyledim ama anlamadın. Zor yolu sen seçtin."

Themis: "Hâlâ anlamıyorum. Sen varken başlattığın savaşlar, hasta ettiğin insanlar nasıl dengeyi korur? Bu olamaz."

Khaos: "Ben rastgelelik değilim. Üşüyen insanlar hasta olur, yakıtı biten yıldızlar ölür, toz bulutları içine çöker ve yıldızları oluşturur. Hiçbiri evrendeki hiçbir şey rastgele değildir; hepsi kaotiktir."

Khaos: "Sen de kaosun bir sonucusun, diğer bütün tanrılar da."

Themis: "Nasıl olur?" (Boş gözleri, kelimelerin ağırlığı altında ezilir.)

Khaos: "Düzen kaostan, kaos düzenden gelir. Senin düzen dediğin, düşük ölçekli kaostur. Yani senin varlığın; kaos dediğin şey ise büyük ölçekli düzendir, yani benim varlığım."

(Themis’in gözleri şaşkınlıkla açılır; şok etkisi bütün mimiklerine yansımıştır.)

Themis: "Ama o zaman sen neden bunu yaptın? Kendine büyük ölçekli düzen diyen bir tanrı buna sebep olmaz."

Khaos: "Benim diğer yarım olan sen, hâlâ tam olarak anlamıyorsun, Themis. Bu sonuçta kaosa da dâhil, düzene de dâhil."

Themis: "Diğer yarım…?" (Kendi ellerine bakar.) "Ben mi?"

Khaos: "Her şey bizden gelir; evrene dâhil her şey, diğer tanrılar da, uzay-zaman da."

Themis: "Diğer tanrılar da mı?" (Hayretle onu sarsar.)

Khaos: "Evrenin izlerini geriye doğru takip ettim. Bu bir döngü. Her döngüde sen ve ben ya savaşıyoruz ve evren sıfırlanıyor. Bu on beş kez tekrarladı. Daha gerisini anlayamıyorum çünkü diğer yarım, yani sen, yoksun."

Khaos: "On beşinci kez tekrarlanan evren… Her tekrarında madde, önceki tekrardan dolayı biraz farklı dağılır. Bu fark, her tekrarda farklı yasaların, varlıkların, tanrıların olmasına yol açar. Bundan önce de bizim gibi özellikler taşıyan ama biz olmayan tanrılar…"

(Themis, sözünü keser.)

Themis: "Neden… neden… neden?"

Khaos: "Şimdi seçim senin. İkisi de on beş kez tekrarlanan evrenin kaotik bir sonucu. Savaş ve evren on altıncı tekrarına geçsin… ya da beni kabul et."

(Hiddetle.)

Themis: "Dolaylı olarak beni katil, her şeyin sonu yapan seni mi kabul edeyim?"

Khaos: "Kendi yarını kabul et; her şeyi başlatan ve yok eden, seninle bütün olan yarını. Dolayısıyla kendini kabul et: varoluşu ve yok oluşu."

Khaos: "Ya da on altıncı döngüye kadar kendinden kaç." (Khaos elini uzatır.)

(Themis’in elleri yumruk olur. Elini uzatır, zorlayarak açar ve Khaos’un elini sıkar.)

(İki beden, bir ışık hüzmesine dönüşerek birleşir. 4 kanat, 4 kol, 4 göz ve 2 bacakla tek bir varlık oluşur. Göğe doğru yükselir.)

(Sesleri ortak bir bilinçten gelir; farklı tonların harmanı gibidir.)

Birleşik Varlık: "Şimdi anlıyorum… döngünün ötesini."

(Tanrılar konseyi onları bulur. Her tanrı, gördükleri karşısında şaşkınlık ve inanmazlık içinde sessizliğe gömülür.)

Birleşik Varlık: "Evrenlerden önce bir varlık varmış. Bu varlık çok yalnızmış. Zamanın olmadığı dönemlerde bile boş evrene ve kendine bakmış. Kendi dışında hiçbir şey, hiçbir alan yokmuş."

(Tanrı kalabalığı, gördükleri ve duydukları karşısında farklı tepkiler verir. Kimileri bu daha yüce varlık karşısında diz çökerken, kimileri onu yalanla suçlar, kimileri ise baş kaldırır.)

Birleşik Varlık: "Zaman olmadığı için bu varlık, belki de sonsuzluk kadar beklemiş. Sonra kendini ikiye bölmüş."

(Daha kadınsı bir ses sorar): "Hep bir dostu olsun diye mi?"

(Daha kalın bir ses cevaplar): "Hep bir dostu olsun diye."

"Bu bölünme, zamanın olmadığı o çağlarda sonsuzluk kadar sürmüş ve iki yarı birbirini unutmuş. Ne olduklarını, neden olduklarını unutmuşlar; birbirleri haricinde başka bir alan yokmuş. Sürekli birbirlerini itmişler ve evren doğmuş."

"Evrenle birlikte zaman da doğmuş. Zamanla iki yarı sürekli enerji kaybetmiş; o enerji diğer maddeleri yaratmış. Ama iki yarıda hep enerji çoğunluğu kalmış."

"İki yarı birbirini unuttukça tartışmaları hiddetlenmiş; tartışmalar çatışmaya, çatışmalar evrenin tekrar tekrar ölümüne ve doğumuna neden olmuş… bu döngüye kadar."

"Her şey, evren ve tanrılar bizim suretlerimiz. Kaos ve düzenin karışımları. Ares kaos ağırlıklı, Athena düzen… hepsi bu."

(İnce ses): "Kendimizi ikiye böldük ama bu bizi milyarlarca yıl ızdıraba mahkûm bıraktı."

(Kalın ses): "Bu hata tekrarlanmayacak."

(Birleşik Varlık, evrene ve tanrılara dair her şeyi enerjiye çevirip kendine çekmeye başlar.)

(Bütün madde, alan ve zaman tekrar bir olur.)

(Kalın ses): "Var olmak çok yorucu."

(İnce ses): "O zaman yok olalım."

(Kalın ses): "Yok olmamız mümkün değil."

(İnce ses): "Bilinçsiz olmamız mümkün."

(Varoluşun ızdırabı, yalnızlığı ve ayrılmanın karmaşasından yorulan Birleşik Varlık, etrafına bir koza örer ve sonsuz bir uykuya dalar. Koza, uyanmalarına izin vermez; sonsuz bir rüyaya gömülürler.)

Bölüm sonu

1 yorum

  • Uzun zamandır okuduğum en keyifli kısa öykü... Mitoloji ve evren ve her birinin bağımsız kalmış siluetleri... Özgürce hayal ettiriyor varligi:))