Birkaç gün sonra Fırtına korsanlarının hepsi bir aradaydı. Bütün gün birbirlerine neler yaşadıklarını anlatıp durdular. Herkes mutluydu. Kaptan Nova kalabalığın ortasına geçti.
“Şafağa saatler kaldı. Artık içkiyi hazırlamaya başlayabiliriz! Bütün malzemeleri güverteye getirin!”
Herkes yerinden fırladı. Ortada kalabalık malzemeler arasında en dikkat çeken şey; canlı akrep, değişik bir balık ve daha önce görmedikleri bir kuş türüydü.
“Mari bun hayvanların kanlarının farklı olduğuna emin misiniz?”
Mari soruya kendinden emin bir şekilde cevap verdi.
“Elbette. Daha önce baktık. Eminiz kaptan.”
“Güzel.”
Theo okudu Elena iksiri yaptı. Malzemeleri tek tek bir kazana koydular. Kitapta yazan sıraya uydular. Nihayet son malzemeyi de eklediklerinde beklemeye başladılar. Herkesin gözü bulanık siyah sıvıdaydı.
“Eminim tadı yıllanmış yumurta turşusu gibidir.”
“Daha da kötü görünüyor.”
“Hey. Sessiz olun.”
Merakla bir şey olmasını beklediler. Ama hiçbir şey olmamıştı. Zoa çenesini tutamayıp gergin bir şekilde sordu.
“Pekala artık kitap da yok. Son şartın ne olduğunu nasıl bileceğiz?”
Şafağın ilk ışıkları yüzlerine vurmaya başlarken iksirde tuhaf bir değişiklik görüldü.
“Hey hey. İksire bakın!”
İksir koyu siyah renkten maviye sonra yeşile sonrada kırmızıya döndü.
“Sanırım bu iksiri yapabildiğimizin bir işareti.”
Biri karıştırıyormuş gibi bulanık sıvı kendi etrafında dönüp durdu. İçinden dumanlar çıkmaya başladı. Duman da sıvının üstünde küçük bir hortum gibi dönüp yayılmaya başladı. Duman yayıldıkça daha da yoğunlaştı. Birbirlerine geçip havada bir şey oluşturmaya başladılar. Herkes pür dikkat dumanı inceledi. Kitaptaki yazıya benzer yazılar havada öylece duruyordu. Gözler Theo ‘ya döndü. Ama Theo ne konuşabiliyor ne de bir yaşam belirtisi gösteriyordu. Rengi beyaza dönmüş, gözünü kırpmadan dumandan yazıya bakıyordu. Nova Theo ‘nun kolunu sıktı.
“Ne yazıyor?”
“...”
“Theo! Sana ne yazdığını sordum!”
Theo titredi. Gözleri hala yazıdaydı.
“S-son şart; iksiri ölmek üzereyken içmelisiniz!”
Herkes dondu. O kadar sessizdi ki birbirlerinin kalp atışını duyabiliyorlardı.
“Ne?”
“Böyle yazdığına emin misin Theo?!”
“Eminim! Dediğim gibi yazıyor!”
Mira öfkeyle bağırdı.
“Kahretsin!”
Ruth sinirle önündeki ana direğe yumruk attı.
“Neredeyse ölüyorduk! O hayvanları zapt etmeye çalışırken neredeyse ölüyorduk!”
Nova iksire doğru yürüdü. Cebindeki hançeri çıkardı. Elena şüphelenerek kaptanına baktı.
“Kaptan ne yapıyorsun?”
“Fırtına korsanları! Benim için onca zahmeti çektiniz! Bunca zamandır birlikte bir sürü güzel maceralar yaşadık! Deniz bizim evimiz, gemimiz yatağımız, siz benim ailem oldunuz!”
“Hayır hayır hayır. Kaptan bana bunun bir veda konuşması olduğunu söyleme!”
Herkes ciddiyetle kaptanına bakıyordu. Nova konuşmaya devam etti.
“Yıllardır efsanelerden duyduğumuz, Tanrı ‘nın mezarındaki bu iksir bize ölümsüzlüğü vereceğini vaat ediyor! Ben hiçbir zaman inandığım yoldan sapmadım ve sapmayacağım! Bu efsanenin gerçek olup olmadığını doğrulamak benim başka bir maceram! Pişman olacağımı mı sanıyorsunuz? Sonuç ne olursa olsun her zaman bunun arkasında duracağım! Biz maceralara ölümü göze alarak çıkmıyor muyuz? Sözlerimiz yalan mıydı? Hayır! Benim için değildi! Eğer iksiri içtiğimde ölürsem istediğinizi yapmakta özgürsünüz! Geri dönecek olursam peşimden gelin! Birlikte sonsuza kadar denizlerde yaşayalım! Bedenimiz çürüse bile! Yaşlanıp hasta olsak bile! Her şeye rağmen ölü olarak yaşayan ilk korsan tayfası olalım! Şimdi kim son emrimi dinleyecek?!”
Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı. Cyrill dayanamayıp ortaya atladı.
“Kaptan bu tamamen bir delilik! İnsanlara öylece intihar etmelerini söyleyemezsin!”
“Kaptan bence de bu iyi bir fikir de-“
Garen el kaldırdı.
“Ben! Yeni maceralar istiyorum kaptan!”
Ruth elini kaldırdı.
“Her zaman arkandayım kaptan!”
Cyrill arkadaşlarının yüzüne baktı.
“Şaka mı yapıyorsunuz çocuklar?!”
Mari el kaldırdı.
“O adadaki iskeletler gibi görünmek tam bir felaket olurdu!”
Elena, Mari ‘nin yanına gelip elini kaldırdı.
“Sonsuz maceralar kulağa çok ulaşılmaz geliyor!”
Cyrill, Elena ‘dan sonra pes edip istemsizce elini kaldırdı.
“Böyle bir şeyi sadece sizin gibi kafadan sıyrık korsanlar yapabilirdi.”
Herkes güldü. Fırtına korsanlarının tamamı bağlılıkla, gururla ellerini havaya kaldırdı. Nova gülümseyerek tayfasına baktı.
“O zaman görüşürüz millet!”
Bıçağı şah damarına götürüp hızlıca kesti. Temiz ve keskin bir kesişti. Kanı kıyafetlerini boyarken herkes dehşetle kaptanlarını izledi. Nova dayanamayarak dizleri üstüne çöktü. Nefesi gittikçe soluklaşırken gözcü yanına eğildi ve bir kase iksiri kaptanına içirdi. Gözleri kapandı. Boynundan hala kanlar fışkırıyordu. Gözlerini kapattı. Gülümsemesi dudaklarını mühürlerken, son nefeslerini verdi. Theo eğilip nabzına baktı. Kafasını olumsuz bir şekilde salladı. Tüm tayfa şapkalarını çıkarıp, başlarını eğdi.
“Sanırım başarısız olduk.”
Zoa gülümsemeye çalışarak konuştu.
“Efsanevi bir iksir uğruna can verildi. Tam hikayelere konu olacak bir ölüm.”
Garen bir şarkı mırıldandı. Bu oldukça meşhur bir korsan şarkısıydı. Diğerleri de ona eşlik edip söylemeye başladı. Tam herkes kaptanlarının ölümünü kabul ettiği sırada bir kıkırtı duydular. Kaptan Nova ‘nın küçük kıkırtısı büyüyerek bir kahkahaya dönüştü. Deli gibi gülerken, gözlerini açtı ve ayağa kalktı. Herkes şaşkındı. Şapkalarını bırakıp, hançerlerini çıkardılar. Herkes bir daire olup birbirinin elini tuttu. Birbirlerine gülümserken aynı anda boyunlarını kestiler. Kaptan Nova yerde can çekişen mürettebatına, iksir dolu kazanı boşalttı. Hem kahkaha atıyor hem de daire boyunca ağızlarını ölümsüzlük iksiriyle doldurdu. En sonunda iksir tamamen bittiğinde dairenin ortasına geçip beklemeye başladı. Güneşin kırmızı ışıkları, güvertedeki kanları daha parlak gösteriyordu. Her yer kan içindeydi. Ama ölen mürettebatının yüzlerinden şikayetçi olmadıklarını anlayabiliyordu. İlk ayılan Cyrill oldu. İnanamayarak vücudunu yokladı. Derin kesik hala yerindeydi ama yaşıyordu. Artık kanı durmuştu. Sonra tek tek uyanmaya başladılar. Herkes hem şaşkın hem de heyecanlıydı. Kaptan Nova kılıcını çekip Fırtına korsanlarına haykırdı.
“Fırtına korsanları, sonsuz maceralara çıkmaya hazır mısınız?!”
Herkes elini yumruk yaparak havaya kaldırdı ve avazı çıktığı kadar bağırdı.
“Dünyanın sonu gelinceye kadar ölüme meydan okumaya hazır mısınız?!”
“Hoooooo!!!”
“Fırtına Korsanları! Yelkenler foraaa! Doğruca büyük okyanusaaaaaa!!”