İçeriğe geç

TANRI 'NIN MEZARINDAKİ HAZİNE

Bölüm 3 · 3 dk okuma

TANRI 'NIN MEZARINDAKİ HAZİNE

Bölüm 3

Fırtına Korsanları!

“Heeey! Kaptaaaan!”

“Sakın bırakma Cyrill! Bırakırsan seni bir dahaki mezarlığa kitlerim!”

“Kaptaaan dayanamıyorum!”

Gözcü koşarak yanlarına geldi.

“Kaptan köylüler geliyooor! Buradan hemen ayrılmalıyız!”

“Az kaldı! Oyalayın onları!”

“Kaptan! Ben gözcüyle onların dikkatini dağıtacağım! Seni sonra oradan çıkartırız!”

“Cyrill sakın-“

Paaaat!!!

“Lanet olası!! Cyrill bir gün seni öldüreceğim!”

Karanlık lahitte tek başına kalmıştı. Üstündeki tas duvarı tek başına kaldırması imkânsızdı. Zaten kapağı ulaşamayacağı kadar uzaktaydı. Dikkatini altındaki cesede verdi. Göremediği için eliyle yoklayarak kolunu bulmaya çalıştı. Çürümüş et kokusu midesini bulandırıyordu. Şimdi o eti eliyle hissedince bütün tüylerinin ürperdiğini hissetti. Bıçağı koluna batırıp cesetten arta kalan etleri kesti ve belindeki çantaya koydu. Dışarıdan sesler geliyordu aldırmadan işine devam etti.

“Gelmeleri uzun sürdü.”

Derin bir iç çekip cesedin üstüne oturdu. Saniyeler sonra lahidin kapağı yavaşça kaldırıldı. Nova kalkıp yukarı baktı. Gelen tanımadığı bir adamdı. Anlayamadığı sözlerde bir sürü şey söyledi. Sinir olduğu belliydi. Tabancasını çıkarıp yukarıya ateş etti. Adam korkuyla geri çekildi. Lahidin kapağı sertçe üstüne kapanırken gözlerinin içi toz, toprakla doldu.

“Cyrill! Seni gerizekalı!”

Yukardan gürültüler geldi. Lahidin üstünde bir şeyler oluyordu. Birden kapak açıldı ve Cyrill bütün dişlerini göstererek kaptanına sırıttı.

“Her yeri temizledik kaptan!”

Nova Cyrill ‘in kolunu tutup kendini çekmesine izin verdi.

“Bir dahakine seni mezarın içine gömeceğim.”

“Sen bana kıyamazsın kaptan.”

Sinir bozucu gülümsemesi devam ederken elindeki tabancanın kabzasıyla kafasına vurdu.

“Göreceğiz.”

Gözcü aralarına girdi.

“Kaptan son bir ceset kaldı. Acaba herkes görevini yerine getirebilmiş midir?”

“Sen onların kim olduklarını sanıyorsun? Biz bu denizlerin en iyi korsanlarıyız! Tabi ki başaracaklar!”

Cyrill kollarını ensesinde birleştirdi. Bir yandan yürürken bir yandan geçtikleri ara sokaklarda temkinli bir şekilde ilerliyorlardı.

“Ceset görmekten çok sıkıldım. Bir an önce bitirip Elena ‘yi görmek istiyorum.”

“Ben de Garen ‘le içki içmek istiyorum.”

“Ben de ölümsüz olup sonsuz maceralara atılmak istiyorum.”

Kaptanlarının bu cümlesi keyiflerini yerine getirdi.

“Üç ay neredeyse doldu. Çok yaklaştık.”

“Bir sonraki uzvu, mürettebatımın buluşacağı adadan çalacağız.”

“Yani altın pamuk adasına mi gidiyoruz?”

“Aynen öyle.”

“Tatlı gemimizi büyük okyanusa sürmenin zamanı geldi. Büyük dalgaları özlediğini duyar gibiyim.”

“Gemiye binmeden önce biraz erzak stoklamamız lazım.”

Cyrill işaret parmağıyla bir hanı gösterdi.

“Kaptan burası oldukça lüks görünüyor!”

“Başlıyoruz!”

Silahlarını kuşanıp, hana daldılar. Cyrill deli gibi ateş ederken Nova doğruca mutfağa ilerledi. Birkaç çuvalı sırtlandı. Gözcüde yanında içki varillerini inceliyordu.

“Olmaz.”

“Ama kaptan içkisiz yolculuk olmaz.”

“Sadece ihtiyaçlarımızı alacağız.”

“Son cesedimizin kutlamasını yapmalıyız!”

“Sadece bir varil.”

“Anlaştık!”

Cyrill insanları korkuturken, arka kapıdan çıktılar ve doğruca gemilerine gittiler. Uzun zaman sonra dalgaların üstünde durmak, deniz kokusunu hissetmek çok iyi gelmişti. Geçmek bilmeyen fırtınalı günlerde dev dalgalara meydan okudular. Ama onlar için bu sadece bir zevkti. Onlar şiddetli yağmura, korkunç şimşeklere aşık bir tayfaydılar. Çünkü onlar Fırtına Korsanlarıydı!

İki haftalık sert yolculuğun ardından adaya vardılar. Gözcü gemiye göz kulak olurken Nova ve Cyrill Altın pamuk adasının kasabasına gittiler. İnsanlardan zorla ölen yakınlarının ne zaman öldüğünün bilgisini istediler. Sonunda bir kişi yakını öleli tam yedi yıl olduğunu söyledi. Bu yoldaşlarını bekledikleri son ada olduğu için sorun çıkarmadılar. Kaptan eskiden sarı rengine boyadığı sahte altınları aile reisine verip ondan izin istedi. İlk defa bir kargaşa olmadan cesetten parça aldılar. Taki sonuna kadar böyleydi..

“Kaptan parçayı aldım.”

“Tamam. Onu bana ver.”

Cyrill çantayı kaptanına uzattı. Nova ise çantayı aldığı gibi önceden verdiği sözü tutmak için küreklere yöneldi.

_•_•_•_

Nova gemisine döndüğünde Garen ve takımının yüzlerini gördü. Coşkuyla birbirlerine sarıldılar.

“Kaptan neler yaşadığımıza inanamazsın! Bir aslanla dövüştüm!”

Ruth hevesle sözünü kesti.

“Sadece aslanla da değil, bir timsah, ayı! Daha neler neler! Onu görmeliydin! Her dövüşünde daha da insanlıktan çıkıyordu! Bir keresinde az daha kanamadan ölüyordu!”

“Sadece bir sıyrıktı! Öyle kolayca ölmem.”

“Tabi kolundaki kemikleri görüyorduk! Kemikler kaptan! Aslanla dövüşürken dehşet bir ses duyduk! Üstelik metrelerce uzaktaydık! Meğer kemiklerinin kırılma sesiymiş!”

“Ölümsüzlük iksirini yaparken ölen ilk korsan olarak anılsaydın bu komik olurdu Garen.”

“O iksiri içene kadar pes etmeyeceğim kaptan!”

“Biz de çok maceralar atlattık! Ne dersin hala yarım varil içkimiz var! Bu gece görevleri tamamlamamıza içelim!”

“Heeey!”

Ruth etrafına bakındı.

“Cyrill nerede kaptan? Normalde koşarak alay etmesi gerekmez miydi?”

Nova kıkırdadı.

“Kendine bir sevgili buldu. Birkaç saat onunla baş başa kalsın diye onu yalnız bıraktık. Değil mi gözcü?”

“Evet. Oldukça güzel kokulu ve tatlı bir kız.”

Garen küçümseyici bir sırıtmayla kasabaya baktı.

“Aptal herif. Kesin hakkettiği bir ödüldür.”

“Hiç şüphen olmasın.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.