Nova sandalyesine iyice yerleşti. Bacaklarını önündeki masaya uzattı. Bir yandan purosunu içerken, bir yandan da karşısında dizilen insanların yüzüne baktı. Hepsinin elleri bağlıydı. Kafalarına silah doğrultan mürettebatı arkalarında dikilmiş kaptanlarından gelecek emri bekliyordu. Oda kan kokuyordu. Dizlerinden aşağısı kanla kaplanmış insanlar titreyerek yeri izliyordu.
“Bana Tanrı ‘nın mezarındaki hazinenin nerde olduğunu söyle.”
“Bu sadece eski bir efsane! Nerede olduğu hakkında kimse bir şey bilmiyor!”
Nova kel kafalı, kaslı adamına göz kırptı.
“Garen.”
Bang!
Bakanın yanında duran yandaşından acı bir feryat duyuldu.
“Yandaşlarının bacaklarını parçaladığımızda sıra kollarına gelecek. Sonra hangi uzuvlarının delinmesini istersin sen karar ver. Karın mı? Belki de başları? He ne dersin?”
“T -tamam! Tamam! Size söyleyeceğim! Ama sizi uyardım! Hükümet yıllardır orayı arıyor! Öyle bir adayı hala bulamadılar!”
“Hımm. Nasıl bir ada?”
“Oraya Tanrı ‘nın mezarı demelerinin bir nedeni var! Orada Tanrı ‘nın güçlerine denk bir şey var! Etrafı siyah kumlarla çevrili. Adaya ayak bastığınızda kumdan kan çıkıyor, her yeri kemiklerle süslenmiş, en önemlisi de hazineyi koruyan gizemli bir koruyucusu olduğunu söylüyorlar!”
Nova doğruldu. Adamın yüzüne doğru yaklaştı.
“Bana ada hakkında tüm bildiklerini anlat!”
“K -k -koruyucunun kötü bir canavar olduğunu söylüyorlar. Hazineyi almak için gelenleri öldürür ve cesetlerini kuma gömermiş.”
Cyrill bir kahkaha attı.
“Kaptan gerçekten de bu tür masallardan hoşlanıyor musun?”
Elena Cyrill ‘a kötü bir bakış attı.
“Kes sesini Cyrill.”
Kaptan konuşmaya devam etti.
“Ada nerede?”
“Kimse bilmiyor! Ama bir bilmece var.”
Mari esnedi.
“Söyle artık.”
“Aynanın ortasında, gecenin karanlığında, çıkar ortaya kanlı ada, hazine tam altında.”
“Sen bizle dalga mı geçiyorsun!”
Cyrill adamı yakasından tutup havaya kaldırdı.
“H -h -hayır! Bu bilmeceyi sadece hükümet biliyor. Efsaneler dışında keşfedilmiş ilk gerçek ipucu!”
“Sekiz aydır boş boş dalgalarda gezinmemizin sebebi hükümet yüzündenmiş.”
Nova ayağa kalktı. Handan çıkmadan önce bir kez Elena ‘ya baktı.
“Not aldın mı?”
“Aldım kaptan!”
“Denize açılıyoruz.”
Herkes adamları öylece bırakıp kaptanı takip etti. Handan çıktıklarında önünde narval heykeli bulanan büyük gemiye yürüdüler. Garen dükkanların arkasındaki iki içki varilini umursamazca kollarına aldı. Gemilerine çıktıklarında herkes çok heyecanlıydı. Uzun zamandır aradıkları hazineyi bulmaya çok yaklaştılar. Kaptanlarının yüzüne beklentiyle baktılar.
“Bayanlar ve baylarrr! Tüm deli korsanlar! Derin okyanusa açılmaya hazır mısınız?!”
Herkes ellerindeki silahı havaya kaldırarak bağırdı.
“Hazineyi bulmaya hazır mısınız?!”
Yine hep bir ağızdan bağırdılar.
“Denizde ölmeye hazıııır mısınııızzzz?!”
Ve son bir haykırış daha gemiyi sarstı.
“Yelkenler foooooraaaa!”