"Melek Pencereyi KAPAT! Çok ÜşÜyoRuuuuUUUm!"
"Odanın ne kadar havasız olduğunun farkında mısın İpek..."
Her KYK yurdunun olmazsa olmaz pencere kavgası yine başladı. Önceki oda arkadaşımız okulu bıraktıktan sonra bu eşarbını yolduğum İpek odaya dahil oldu. İpek, benim oda arkadaşım olan Mihriban' nın alan arkadaşı. İkisi de moda tasarım okuyor. Mihriban' la da iyi anlaşamıyorum çünkü onunla da yine aynı sebep yüzünden birbirimizden soğumuştuk ve birbirimize aynı oda da olmamıza rağmen yokmuş gibi davrandık.
"Ben geldim KaRIIIIIIIcııığmmm!" dedi Efsun, odaya pat diye girerek yanında Melek'te vardı.
"Hoş geldin hayatımın anlamığğ" dedi oda arkadaşımız Berrak.
Berrak, Efsun ve Melek de sınıf arkadaşı üçü bilişim teknolojileri okuyorlar.
Odamız 4 kişilik. İpek, ben, Mihriban ve Berrak. Evet Efsun ve Melek bizden değiller ama sanki bu odadanmış gibi ve resmen bana gıcıklık olsun diye yapıyorlarmış gibi en olmadık zamanda odaya giriyorlar şakalaşıp, kahkaha atıp, gülüp eğleniyorlar. Pekiiii ben ne yapıyorum...
DERS ÇALIŞIYORUM TABİKİ DE!.....
Amına koyiyim 1 hafta sonra finaller var! Zaten iplik bilimimin vizesi berbat bu OROPSULARIN umurlarında bile değil! Son çare olarak kulak tıkacından dolayı kanayan kulaklarıma tıkaçlarımı takmak zorunda kaldım. Neden kendime böyle bir işkenceyi yapıyorum? Çünkü bir keresinde son vize sınavım için dinlenmeye çalışırken Mihriban, gecenin bir yarısında dikiş makinesi çalıştırıyordu. Ben yataktan doğrulup ona imalı bir şekilde bakmıştım o da " makineden dolayı mı uyuyamıyorsun?" diye sormuştu ben de " Evet, bir de ışıktan dolayı...." dedim yorgun bir sesle sonra o bana saygı duymak yerine " o zaman kendine tıkaç ve göz bandı al. Bize uyum sağlaman gerek" demişti... Çok kırılmıştım ama çirkef biri olduğu içinde sesimi çıkaramamıştım. İşte o zamandan beri tıkaç ve göz bandı kullanıyorum, ama annem kullanmamamı kulaklarımı yara yapacağımı söylemişti, ben de kulaklarım iyileşene kadar takmamaya karar verdim.
Dersimi henüz daha tam bitirememiştim ama artık daha fazla odaklanamıyordum, saat 22:00 olmuş uyumamam gerek, kızlar odadan ayrıldı, bana bir huzur çöktü... Ertesi gün erken kalkarım, kalktığım gibi de dersime devam ederim diyerekten kafamı yastığa koydum. Koyduğum gibi de uyumuşum.
ERTESİ GÜN
Derslerle alakalı bir sürü düşünceyle uyandım.. Saate bakayım dedim, saat 08:00 amına... Şu erken kalkmalarıma bir son vermem lazım, geç yatmayı da öğrenmem gerek. Çünkü annem ben ve kardeşimi erken yatıp erken kalkacak şekilde yetiştirdi fakaatt.. Odada ki herkes uyuyor camı perdeyi açmak istiyorum ama açarsam biliyorum ki herkes ağzıma sıçar, dışladıkları yetmiyormuş gibi demediklerini de bırakmazlar.
Tamam dedim kendi kendime. Aldım defterlerimi ders çalışmaya başladım, kararlıydım alttan ders bırakmamalıydım yoksa seneye çok zorlanacaktım.. İplik biliminin vizesinden 50 almıştım, normalde daha düşük alacaktım ama ceketine özenip gülüşüne düştüğüm Çınar hoca sınav esnasında zor olan bir soruyu doğru bir şekilde yaptığımı ama eksik yaptığı söyledi ve nerenin eksik olduğunu söyleyip düzeltmemi sağladı. O 50 puanı öyle alabilmiştim ama hâlâ yeterli değildi, eğer finalden 60 almayı başarırsam dersi en düşük geçer notla verebilecektim. 60 basit bir notmuş gibi görünebilir ama Çınar hocanın sınavları o kadar zor ki adam sadece 5 soru soruyor o soruların hepsi de klasik bu nedenle 60 puan oldukça değerli. Her derse çalışıyordum ama o derse daha fazla çalışıyordum, bazen çalışmak yetmiyordu kopya çıkartıyordum.
Herkes uyanana kadar birkaç şey ezberledim. İpek camı açtı bende masama geçtim mısır gevreğimi hazırladım ve müzik dinleyerek yemeğe başladım. Çünkü stres mideme o kadar çok vuruyordu ki sadece müzik dinleyerek yiyebiliyordum ve her sabah aynı müzik Bring Me The Horizon - DArkSide
Geçtim tekrar dersin başına her gün iplik bilimi defterimin belli bir kısmını ezberleyip diğer derse çalışmaya başlıyordum. Tekstil biraz zor bir bölüm maalesef bazen düşünüyorum moda tasarıma yatay geçiş mi yapsam acaba diye... ama ilk önce derslerimi vermem gerekiyordu.
1 HAFTA SONRA, SINAVDAN ÖNCEKİ GECE
Son ders notumu çalışmayı bitirmiştim, biraz kafa dağıtmak için asmr videoları izleyip rahatlıyordum saate baktım saat 22:50'di. Dinlenmem lazımdı. Göz bandımı taktım ama kulak tıkaçlarımı takmak istemedim kulaklarım gerçekten acıyordu sanki bir kulağıma şiş geçirip öteki kulağımdan da çıkartıp oynatıyorlarmış gibi hissediyordum, tam rahatladım derken Mihriban ile İpek içeri girdiler kokudan anladım doritos cips ve kahve getirmişlerdi gittim camı açtım hava çok soğuktu ama ben soğuğu çok seviyorum bir yandan üşüyüp bir yandan yorgana sarılmak çok keyifliydi benim için ve bu iki orospu odayı kokutuyordu. Bir süre sonra İpek geldi pencereyi kapattı ve koku odaya tekrar yayıldı ve en nefret ettiğim şey film izlemeye başlamışlardı kulaklığa bağlamadan hem de bir de yetmezmiş gibi cips kemiriyorlardı. Çıtırtıyı her duyduğumda kasılıyordum. 1 saat sonra sesler kesildi, ışık kapandı ama benim uykum bi kere kaçtı. Tüm gece gözüm kapalı uyanık kaldım....
SINAV GÜNÜ
Gözlerim acıyor... kalktım hazırlandım sınavdan yarım saat önce okula gittim. İlk sınav lif bilgisiydi herkes sınıfta zeki arkadaşlarına yanında oturmak için yalvarıyor kimi kopyası yakalanmasın diye arkalara geçiyordu.
" Melek Hanım sen nasıl olsa kopya hazırladın bizim halimiz nolucek acaba hehe" dedi Saniye Abla
Saniye abla bizim tekstil sınıfında 45 yaşında üniversite okumak ona geç nasip oldu.
" Kopyama pek güvenemiyorum abla maalesef defterin hepsini sığdıramadım kağıda"
Sonra Çınar hoca geldi hepimizi ilkokul bebesi gibi tahtanın önüne kaldırıp yerlerimizi değiştirdi ve sınav başladı. Ben kopyamı yapıştırıcıya yapıştırıp kalemliğim içine saklayarak çekiyorum işe yarıyor lisede bu taktikle okul ikincisi olmuştum. Amaaa her şeyin bir aması vardır Çınar hoca yanımıza geldi kalemliğimin ağzını kapatıp benimle arkadaşımın arasına koydu birbirimizden kopya çekmeyelim diye, kopyayı fark etmemişti en azından sınav kağıdımda cevaplayabileceğim sadece 2 soru vardı bu benim için yeterdi çünkü vizem 90'dı bu finalden 40 alırsam dersi geçiyordum. Hoca uzaklaşıp başka sıralara yönelirken elim terleye terleye kopyayı çıkartıp bacak arama koydum, bir şekilde o iki soruyu yapıp kağıdı teslim ettim.
İPLİK BİLİMİ
İşte kader anı... kalbim ağzımda atıyordu sanki, sadece tekstilciler olarak 7 kişi vardı sınıfta o yüzden kopya çekmek biraz zor olacaktı ama hoca bu defa yerleri o kadar çok değiştirmedi beni 4. sıraya oturtturdu ve bu yüzden şanslıydım vizedeyken beni ön sıraya oturtmuştu bu nedenle hiç kopya çekememiştim.
Kağıtlar dağıtıldı ve bana bir rahatlama geldi çünkü bana 60 puanı getirebilecek üç tane soru gördüm. İkisini yaptım biri ise hesaplama sorusuydu hesaplamayı dönemin ilk zamanlarında gördüğümüz için hatırlamakta zorlandım ama yaptım sonucu 1700 olarak bulup kağıdı teslim ettim ve annemi aradım.
"Anacuuuğm nörüyon?" dedim.
" Napiyim annem işten döndüm yemek hazırlayacağım sen napıyon?" dedi anam
"İplik bilimi sınavından çıktım. Ana görmen lazımdı sınavın anasını ağlattım bu dersi kesin veriyorum!" dedim
" Aaa iyiii bende endişelenmiştim veremeyecek galiba diye" dedi.
" Yok anne verdim artık. Neyse ben kapatıyorum modacıların yanına gidiyorum" dedim.
" Tamam annem hadi Allah'a emanet ol" dedi ve telefonu kapattım.
Mutlu mutlu modacıların yanına indim. Atölye de eteklerini bitirmeye çalışıyorlardı, ben önceden bitirmiştim bu nedenle rahattım. Modacılarla biraz sohbet ettim. Eteklerini bitirmelerine yardım ettim çünki sıkıldım. Biraz hava almak için dışarı çıktığımda Saniye Abla'yı gördüm.
" Meleeek. O hesaplama sorusu cevabı neydi biliyon muğ? dedi korkan bir sesle.
bende göğsümü kabartarak " Eveğt cevap 1700" dedim. Ama o...
" Hayır.. cevap 2352,94" dedi... Tepki veremediğim gibi konuşamadım da.