Dünya sessiz bir yas tutar gibi soluyordu. İnsanlar, kendi sınırları içinde var olmanın boşluğu ile yüzleşmeden yaşıyor, zamanın akışını sadece hissediyor, ama hiçbir zaman tam olarak kavrayamıyorlardı. Fakat bir adam vardı ki, bu sessizliği delip geçiyor, her şeyi biliyordu. Adı Bay Filozof’tu. Hiç kimse onu tanımıyor, hatta varlığını fark edemiyordu. Oysa o, her şeyin içindeydi; her düşünce, her hareket, her nefes onun bilgeliğinde yankılanıyordu.Aslında o, şeytandı. Tanrı tarafından dünyaya atılmış, cezalandırılmıştı. Tek şart vardı: Eğer dünyada yeni bir şey öğrenirse, göğe geri çağrılacaktı. Sorun şu ki, öğrenilecek hiçbir şey yoktu. Her bilgiye sahipti, Bay Filozof, hiçbir güç kullanamıyor, sadece gözlemliyor ve varlığın ağırlığını omuzlarında taşıyordu. Ölümü bile bir döngüydü: kıyamete kadar yaşayıp ölecek, ardından yeniden doğacaktı. Sonsuz bir bekleyiş, öğrenmenin imkânsızlığının acısı ama bunu Bay Filozof bilmiyordu.Ve Kaelith geldi.Kaelith, Bay Filozof’un dünyasında nadir bir sarsıntıydı. Ama Kaelith de bir düşmüş melekti; gökten atılmış, kanatları vardı ama kimse fark edemiyordu neden bilinmez Tanrı'nın bir lütfuydu belki. İnsan biçimindeydi, ama ruhunun derinliği insanın algılayamayacağı bir karanlığa açılıyordu. Kaelith’in bakışları, Bay Filozof’un bilgeliğiyle çarpışıyor, küçük ama anlamlı dalgalar yaratıyordu. O, Bay Filozof’un dünyasında hem bir dost, hem bir yankı, hem de bir meydan okumaydı.Kaelith’in bilmediği bir gerçek vardı: Bay Filozof’un dolaylı müdahalesi… Kaelith birine zarar vermeyi düşündüğünde veya niyet ettiğinde, eyleminin sonucu doğrudan ona dönüyordu. Bu, görünmez bir yasa, Tanrı’nın son yasasının sessiz bir yankısıydı. Bay Filozof’un düşünceleri duyulamazdı, ama etkisi tüm varlığıyla hissediliyordu.Bay Filozof, Kaelith’i izliyordu. Onun her niyeti, her hatası, kendi bilgeliğiyle çarpışıyor, ona dünyanın boşluğunu ve paradoksunu yeniden hatırlatıyordu. Kaelith, farkında olmadan onun yalnızlığını gölgeliyor, ama aynı zamanda bir tür teselli, bir yankı ve sessiz bir meydan okuyuş olarak var oluyordu.Dünya sessizdi. İnsanlar kendi sınırlı bilgileriyle var oluyor, Bay Filozof bilmiyordu: Bu döngü sonsuza dek süreceğini. Öğrenilecek bir şey Bay Filozof hiç bir zaman var olmadı var olmayacaktı; yaşamak zorunluydu. Kaelith ise, Bay Filozof’un yalnızlığını, bilgeliğini ve acısını paylaşan tek varlık olarak, paradoksun bir yansımasıydı.Ve Tanrı’nın son yasası sessizce yürürlüğe girmişti: Bilgi sınırsız, güç sınırlı; öğrenilecek hiçbir şey yok, yaşamak zorunlu. Bay Filozof ile Kaelith’in hikayesi, kıyamete kadar sürecek bir dansın ilk adımı olmuştu ama bunu ikiside bilmiyordu.
Bölüm 1
Bölüm 1: Tanrı'nın Son Yasası
