Ateş'ten
Hepimizin bir amacı vardı.
Bu amacımızı gerçekleştirdik mi bilemem. Ama ben istediğimi aldım. Benim yaşama sevincimi buldum ve yanımda. Yıllardır onu arıyorduk ve benim iyiki'm sonunda benim yanımda. Benim. Düşünebiliyor musunuz? Abilerinden gizli sevdim onu ve en acısı da abileri benim can dostlarım. Mavera'yı sevdiğimi söylediğim günü hatırlıyorum da , ikisi de büyük bir tepki vermişti. Hatta geri dönülmeyecek yollara girmiştik. Tabi Mavera'yı bulmak için bir olmamız gerekiyordu ve ayrılamadık.
2017 Mayıs
“Lan bu nasıl iş. Nasıl yaparsın lan? Kardeşim dedim lan ben sana lan nedenn?” Diye etrafına saldırmaya başladı Kağan.
“ Nasıl sevebildin Mavera'yı o senden küçük ya hemde kaç yaş.” Oğuz da başladı yine.
“Bende farkındayım ama kalbe laf geçmiyor. Biliyorsunuz lan bunu. ”
Kağan üstüme doğru gelmeye başladı. Birden suratıma bir yumruk indirdi.“ Sevmiceksin onu” karşılık vermiyordum bir yandan o da haklıydı. Sonuçta kardeşi olarak gördüğü adam şuan ortada olmayan kardeşine aşıktı...
Günümüz
Mavera'dan
Sabah abimlerin sesi ile uyandım. Aslında sabahları güneşi selamlayan biri değilim, zaten uyanmayı da sevmem. Öyle günlük rutin yapan biri de değilim anlamam pek öyle şeylerden. Sadece arada Fırat'ın planları için gideceğim yerlere yalap şalap bir makyaj yapıp çıkıyordum. Odamdaki banyoya gittim ve Ahenk'in benim için aldığı cilt bakım malzemelerini dolaptan çıkardım. Nerden başlayacağımı bilmediğim için elime ilk gelenle başlamaya karar verdim. Elime çilekli bir tonic geldi ve pamuğa döktüm sonra da yavaşça yüzüme sürdüm. Tonic ile işim bittiğinde onu yerine koydum ve başka ne sürebilirim diye diğer malzemelere baktım. Çilekli serum vardı açıkçası bu ne işe yarar bilmiyordum ama onu da sürmeye çalıştım. Masada bir sürü maske vardı ama onları beklicek zamanım da pek yoktu. Çilekli kremi yüzüme sürdüm. Dişlerimi fırçaladım ve çilekli lip balmı dudağıma sürdüm. Bu çilek takıntısı nerden geliyordu bilmiyorum ama çok rahatlatıcıydı. Banyodan çıktım ve yatağımı topladım, penceremi açtım. Güneş bugün farklı bir güzeldi sanki. Makyaj masasının önüne geldim ve hemen bir maskara sürdüm. Sonra parfümlere bir baktım. Yine çilekli bir parfüm gördüm ve onu sıkmaya karar verdim. Saate baktığımda saat 10 du. Hemen odamdan çıktım ve aşağıya indim. Mutfağa girdiğimde benim mükemmel abilerim ve Ahenk kahvaltı hazırlıyordu.
“ Günaydınnn.” Dedim
“ Günaydın ”
“Günaydın”
“Günaydın aşk bahçem ” diyip yanağıma sulu bir öpücük kondurdu Ahenk. Yüzümü buruşturmamak için uğraştım ama pek başarılı olduğum söylenemezdi abilerimin gülüşünden.
“Keşke beni de uyandırsaydınız.”
“ Abiciğim dinlen diye uyandırmadık seni. Hem daha çok günlerimiz var seni ilk günden bıktırmayalım değil mi?”
Kağan abimin bu dediğine güldüm.
“ Daha benim aç karnımı doyurucaksın küçük hanım.”
Ahenk Oğuz abimin dediği şeyle “eyvah” dedi.
Biz konuşurken Ateş geldi.
Ahenk “ hadi o zaman her şey hazır geçin sofraya” dedi.
Erkekler sofraya oturdu. Bende ekmekliği götürdüm.
Uzun zamandır böyle kahvaltı sofrasına oturmamıştım hatta hiç oturmadım. Ve şunu demeliyim ki kahvaltı yapmayı sevmiyorum. Sofrada bulunan malzemelerle bir bakıştım. Derince bir yutkundum.
Kahve yapmalıydım .
Sofradan kalkıp mutfağa gittim. Hiçbir şeyin yerini bilmediğim için biraz oyalandım. Arkamdan Ahenk geldi.
“Noldu kuzum?”
“Şey kendime kahve yapıcaktım da kahveyi bulamıyorum.”Sesim sonlara doğru kısılmıştı.
“Tamam yaparız. Ama önce kahvaltı yapalım olur mu?”
“Ben kahvaltı yapmayı sevmem.”
“ Biliyor musun küçükken de sevmezdin. Ama abim zorla yedirirdi.”
Tebessüm etmekle yetindim.
Keşke hatırlasam...
“Tamam hadi gel sana kahve yapalım.”
“Hayır lütfen sen kahvaltını yap bana sadece kahvenin yerini söyle.”
Derin bir nefes aldı. Bana kahveyi verdi ve tebessüm ederek gitti.
Bir kaç dakika sonra bende onların yanına gittim.
“ O kadar şey var masada neden yemiyorsun bal'ım?”Dedi Oğuz abim.
“ Kahvaltı yapmayı sevmiyorum.” Dedim kısaca.
“ Küçükken de sevmezdi kahvaltı yapmayı. Hem hatırlıyor musun abi sen ona zorla yedirirdin.”
Hiç bir şey hatırlamamak o kadar kötü bir şey ki.
“Ona dair hiç bir şey unutmadım ben.” Diyip elindeki çilek reçelli ekmeği bana uzattı İlk başta almicaktım ama zorla ağzıma soktu.
“ Ateş bu sıralar çok konuşmaya başladın sanki kardeşim sus .”
Ortamda ki gergin havayı canım Ahenk dağıtmıştı.
“ Ee bugün ne yapalım?”
“Bence Mavera'ya yardım edelim bir şeyleri hatırlama konusunda.” Dedi Oğuz abim.
O sırada kahvemi yudumluyordum ve boğazıma kaçtı birden öksürmeye başladım. Ateş ne ara yanıma geldi bilmiyorum ama önümde diz çökmüştü.
“İyi misin?”
“ İyiyim basit bir öksürük sadece.”
“İzninizle” diyip odama gittim. Kapıyı kitlemekle kitlememek arasında kaldım. Sonra kitlememeye karar verdim çünkü korkuyordum . Yıllardır o kapıyı kitleyip o kapının ardında bana yapılanları unutamıyordum.
Keşke onları da unutamasaydım. Aşağıda hepsi o kadar güzel ki...
Ya ben abilerimi unutmuşum. Nasıl biri olduklarını silmişler kafamdan. Onlara sarılma isteğim o kadar yüksek ki...
Bende istemedim unutmayı. Ama lanet olsun ki unuttum.
Yapamadım onları silmelerine izin verdim. Beni kaçıran insanlara güvendim en acısı da bu.