sabah erken kalkıp banyoya gittim ve işimi halledip çıktım. Odaya döndüğümde dolaba ilerleyip üstüme bir elbise giydim. Son bahardaydık ve bugün hava durumu iyiydi ama yine de üstüme bir hırka almak iyi olur ve saçlarımı tarayıp, hafif bir makyaj yapıp telefonumu şarjdan çıkarıp odamdan çıktım. Aşağıya indiğimde herkes masada oturmuş kahvaltı yapıyordu. yüzümdeki o hafif gülümseme anında silindi annemin bakışları yüzünden "günaydın" dedim soğuk ama bir beklenti ile, ama kimse cevap vermeyi bırak yüzüme bile bakmadılar. derin nefes alıp yerime oturdum babam, "bugün bir yere mi gidiceksin? " dedi umursamaz bir şekilde "evet, eceyle AVM'ye gidicez " , ''mesut seni bıraksın. " dedi ve birşey demeden kahvaltısına devam etti bende önümdeki tabağa yiyeceğim kadar kahvaltılık koydum. 15 dakika sonra kahvaltı yaptıktan sonra elimi yıkayıp çantamı alıp evden çıktım. Babam söylemiş olacak ki mesut abi kapıda beni bekliyordu. beni görünce arabanın kapısını açtı "teşekkür ederim" dedim gülümseyerek mesut abide kapıyı kapatıp o da arabaya bindi. yol boyunca instagram da takılıp mutlu aile tablosu olan hesapları gördüm. bu tablolar bana çok uzak, bana her yaklaştıklarında ben onları bir dokunuşumla kırarım araba durunca kafamı kaldırdım baktığımda gelmiştik ve arabadan inip eceyle buluşacağımız yere doğru ilerledim. Ecede zaten cafede oturmuş beni bekliyordu ve yanında 2 erkek vardı ama ecenin abisi, kardeşi yokki belki kuzeni dedim ve ecenin yanına ilerledim "selam" dedim eceye oda kalkıp samimi bir şekilde "selaam nasılsın, gel otur " dedi eliyle karşı sandalyeyi göstererek. bende çantayı masaya koyup oturdum, "nasıl gidiyor okul? " dedi, "iyi gidiyor biliyorsun son yıl" dedim ve aklına yeni gelmiş gibi "ben sana yağız ve uğuru tanıltımayı unuttum " dedi ve eliyle yanında oturan adamı gösterip "bu sevgilim uğur, " bu seferde benim çaprazımda oturan adamı gösterip " buda yağız uğurun kuzeni"dedi. yağıza baktığımda sanki onu önceden tanıyormuşum gibi geldi ve dayanamayıp yağıza " seninle önceden hiç tanıştık mı? " dedim sabırsız bir şekilde "aynı üniversitede okuyoruz beni belki üniversite de gördün" , " hayır seninle eskiden tanılmışız gibi geliyor" dedim merakla "ada bence üniversitede görmüşsündür yada yağıza benzer biriyle konuştun " dedi elime dokunarak "galiba öyle" dedim yağızdan gözlerimi çekerek. ama o gözlerini benden çekmeyip bileğimde olan o bilekliğe baktı.Boşverip eceyle sohbet ediyorduk ki yağız aniden kalkıp bizim masanın yanındaki masada olan adama doğru yürüdü ve yakasına yapıştı adamın. "lan sen kim oluyorsun da kızın fotoğrafını çekiyorsun piç! " dedi ve adama kafa attı. hemen ayağı kalkıp yağızı tutmaya çalıştık ama nafile. "yağız tamam bırak nolur " dedim ama boşuna adama üst üste yumruklar atıyordu güvenlik gelip yağızı tuttu ve dışarı çıkardı ama yağız kapıdayken yağızın cebinden birşey düştü masadan çantamı alıp yere düşen bilekliği aldım bilekliğe baktığımda bu bilekliğin aynısı bendede vardı ve bu bileklik yağızın miydi? ESKİDEN "dede özür dilerim bak bir daha olmayacak! " diye ağlıyordum. ama boşuna dedem beni kolumdan sürükleyerek bahçeden çıkardı ve beni sokağa sanki çöpmüşüm gibi attı "sana ceza bu gece boyunca dışarıda kalacaksın, o kadar dışarıya meraklısın ya" dedi ve arkasına dönüp gitti. ben orada kaç dk, saat kaldım bilmiyorum ama karşı komşumuz eve gelmişti ve ben de kaldırımda oturmuş onların mutlu aile tablosuna bakıyordum. ama onların büyük oğulları vardı o da yağızdı. onunla hep dışarıda oyun oynardık ve o da arabadan inip beni kaldırımda oturmuş ona baktığımı gördü ve annesine birşey diyip yanıma koşarak geldi "ışık noldu neden bu saatte dışarıdasın" dedi "dedem bana ceza olarak bu gece dışarıda kalmamı söyledi" dedim ama konuştuğum için dudağımdaki yara kanadı. yağız görmüş olacakki cebinden hem bir kutu hemde bir peçete çıkardı. peçeteyi nazikçe canımı acıtmak istemeyerek dudağıma değdirdi. ve bende peçeteyi elinden alıp kendim dudağıma koydum. "aslında bu hediyeyi sana yarın verecektir hanın yarın doğum günün ya, neyse bu sana " dedi tebessüm ile bende elimdeki peçeteyi kucağıma koyup elindeki kutuyu aldım merakla kutuyu açtığımda 2 tane bileklik vardı ve şekilleri çok güzeldi biri yıldız vardı ortasında büyük ve yanında küçük yıldızlar vardı çok güzeldi diğerinde ise düz bileklikti "yağız bu çok güzel" dedim yıldızlı olanı göstererek. "zaten onu sana aldım diğerinide kendime" dedi ve yıldızlı olanı kutudan çıkarıp sol bileğime taktı "ışık sen benim hep sol yanım olarak kal olur mu " dedi ve bana sıkıca sarıldı. o zamanlar 10 yaşinda olan ışık ve yağız birbirlerini bir süre sonra hiçbir zaman görememiş hem de hiçbir zaman ama ışık yağızı bulmak için o bilekliği hiç bir zaman bileğinden çıkarmadı çünkü belki yağız ile yeniden karşılaşırlarsa onu bu bileklik ile bulurdu belki de.
Bölüm 1
Bölüm 1
