Uyandığımda saat 5:30'du.Aelyanin dediği gibi beni 10 saat değil 4 saat uyumuştu.yataktan kalkıp kızları kontrol ettim.İkiside mışıl mışıl uyuyordu.uzerime bir şeyler geçirip merdivenden aşşağıya indim.merdiven direkt salona açılıyordu salondan ayrılıp mutfağa doğru yürüdüm.Tahtalarin altından farelerin ciyaklayan sesleri geliyordu.Mutfaga girip ses çıkmaması için kapıyı kapattım mutfakta beklenmeyen birisi vardı.Mazura elinde bir fincan çayla duvara boş boş bakıyordu."Günaydın"deyip kendime 1 fincan çay doldurup yanına oturdum "Gün aymadı ama olsun sanada günaydın"dedi hep böyle şakalar yapmayı severdi.Yakın arkadaştık aslında büyüdükçe uzaklaşmıştık.
Aramızda yıl yoktu 8 ay vardı buna rağmen abimiz olmuştu.
"Eee mazura" dedim "ne eee" dedi "eee işte" dedim "ne diyon" dedi.Bende bilmiyordum"hiç canım sıkıldı" dedim "can sıkıntını ben gideremem" dedi "giderirsin giderirsin,Şafak başlıcak hadi gölün kenarına gidelim" dedim.Ufak bir kıkırdayarak "hadi o zaman,gidelim" mutfaktan arka bahçeye çıktık gece yağan yağmurda çam ağaçlarının tepelerinde su birikmişti.Çam ağaçlarının altından geçerken kıyafetlerimiz ve saçlarımız biraz ıslanmıştı,aldırmadan yürümeye devam ettik.Biraz daha yürüdükten sonra güneşin hafifi hafif yaydığı huzmenin yansıyışını gördük gölün üzerinde.Gunesin doğuşuna biraz geç kalmıştık,ama tamamen kaçırmamıştık.Gölün kenarındaki bir kayanın üzerine oturduk ve güneşin doğuşunu izlemeye başladık.Manzara harika görünüyordu,göl ve güneş birbirini tamamlamıştı.Göl olmasa güneş bu kadar güzel görünmezdi,güneş olmasa göl bu kadar güzel görünmezdi.Mazura zihnimde dönenleri sanki çözmüş gibi "bu bana bir şeyi hatırlattı"dedi pişkin pişkin,"Allah Allah banada" diyerek meydan okurcasına gözlerimi ona diktim,karşılık verdi.Daha fazla uzatmayarak gülerek manzaraya doğru döndüm, ikimizde telefonlarımızı yanımıza almamıştık.Gölün içindeki balıklar gölün üzerinde yuvarlak dalgalar olusturuyordu,uzun zaman olmuştu buraya gelmeyeli zaten buraya hep mazurayla gelirdik onunda bensiz geldiğini sanmıyorum.sayamadığım dakikaların sonunda.Mazura buraya her geldiğimizde ki şiiri söylemeye başladı
Mazura,"Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin"
Welia,"Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz"
Mazura,"zaman adlı denizde bir gün lahza için demirleyemezmiyiz?"
Welia,"Ey göl henüz aradan bir sene geçti ancak,seyrine doyamadığı o canım su yanında"
Mazura,"Bir gün onu üstünde şu taşa bak,oturdum tek başıma"
Welia,"Altında bu kayanın yine böyle inlerdin;"
Mazura,"Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara..."
Diyerek bitirdi şiiri."neredeyse unutuyordum,hakikaten en son ne zaman geldik buraya" dedim "bilmiyorum" diye cevapladı "Saat çok geçmiş olmalı hadi kalkalım" dedi kafamı salladım ve kayadan kalkarak ağaçların altına doğru yürüdük.Çam ağacından sular yağmur gibi damlıyordu,tahmin ettiğime göre saat 9 du ağaçların altında yürümeye devam ederken ağaçların arasından çatırtı sesleri geldi mazurayla birbirimize bakıp sırt sırta verdik oldugumuz yerde çömelip etrafı dinledik.Gelen hayvan değildi,gelirken sessiz olmaya çalışıyordu gözlerimi kapatıp algılarımı açtım mazuraya "10" diye fısıldadım yani saat 10 yönü.Yanımızda hiç bir silah yoktu.Gözlerimi açıp o yöne doğru gözlerimi diktim tanıdık ayak seslerinden kim olduğunu anladım. Bıkkınlıkla ayağa kalkıp "bunu yapmak zorunda değildin" dedim ardından ağaçların ardından kairan gördündü.Mazura bana bakıp "Kairan olduğunu nereden anladın?" Dedi ona gayet basit olduğunu ayak seslerine aşina olduğumu söyledim kairan bize doğru yürümeye başlarken bir yandan "pratik oldu sizin için,yanınızda silah olmadığını biliyordum" dedi."Her neyse hadi eve dönelim" diyerek yürümeye başladım peşimden geldiklerini biliyordum.Ağaçların arasından çıkıp arka bahçeye çıktım ama içimden eve girmek gelmedi.Bahçedeki dökük çardağa girip oturdum başımı arkaya doğru yasladım."Acaba ajan olmasak ne olurduk?"diye sesli düşündüm hayır,kendi kendime konusmuyordum biraz yakınımda kairen oturuyordu"seni bilmem ama ben sokak serserisi olurdum" dedi yüzümde ufak bir tebessümle olduğum yerde doğruldum.Her ne kadar kasabalı olsakta her türlü yetimhaneye düşecektik,"Ben peşinden gelirdim" dedim "ben seni peşimden götürürdüm" dedi."İki ihtimalde aynı sonuçta"dedim "yarın için verdiğin söz hala geçerlimi?" Diye sordu görev ertrlrnmeden önceki gündrn bahsediyordu hani Tan vaktinde yürümek olan."Geçerli" diye cevapladım olduğum yerden kalkıp çardaktan çıktım.arka kapıdan mutfağs girdim ne yapmak istediğimi tam olarak bilmiyordum.Kızların kart oynadığını umarak onlara katılmak için mutfak Tan çıkıp dönen merdivenden yukarıya çıktım koridorda biraz yürüdükten sonra kapıyı yıklatarak odaya girdim.Kendi odamız olsanda asla kapıyı tıklatmadan içeriye girmezdik.Ve bingo kızlar yerde oturmuş kart oynuyordu "banada yer açın" diyerek aralarına girdim pişti oynuyorlardı.Fazla oynamazdım ama çok iyiydim "görünmüyordun uzun zamandır gel" dedi masora karo 10 ile oyuna aelya başladı masora kupa 7 ile devam ettirdi derken ellerinde özel kart olmadığını anladım.Ellerinde son kartları kalmışken sıra bana gelmişken ve dağıtacak kart kalmamışken ve en üstte kupa kızı varken sinek valesini atıp bütün kartları aldım aelya 8 masora 6 ve ben 10 puanlaydıö oyunu kapattık ve kazandım ardından "hadi bir şeyler yapalım" dedim ama yapacak bir şey yoktu masora bir anda ayaga kalkıp bir şarkı açtı ve gülerek oynamaya başladık.Ne kadar büyüsekte birliktrykrn adeta çocuk oluyordukyaklaşık 30 dakika deli dana gibi tepindik kızlara kahvaltı yapıp yapmadıklarını sordum hayır dediklerinde mutfağa indirdim masora ve ben kahvaltı hazırlamaya koyulduk aelya da kenarda bizi izliyordu kahvaltı hazırladıktan sonra kairen ve mazurayı çağırması için gönderdim naz yapsana gitti.Anlamadım ben bu naz cilve işlerini her neyse,masayı hazırladıktan sonra gözüm fuvartaki saate ilişti saat 11 di.Telefonum çalmaya başladığında elime alıp aramanın kimden geldiğine baktım,arama kodumun 6 ile başladığını görünce direk bahçeye çıkıp evden uzaklaştım.Kodun 6 ile başlaması arama birliktrn grliyor demekti,telefonu açınca genç bir kadının sesi duyuldu "bay paetry sizinle görüşmek istiyor bayan welia" dedi "müsaitim görüşebiliriz,hanımefendi" dedim.Telefonda bir bip sesi duyulduktan sonra numaranın gizliye alındığını gördüm o paetry denen işe yaramaz adamın telefon numarası kimsede yoktu.Sonra o alçak herifin sesi duyuldu "merhaba welia hanım" dedi "buyrun benim bay paetry"dedim.Bay ünvanı ona hiç yakışmıyordu alçak,küstah gibi kötü ünvanlar onda çok daha iyi duruyordu.Diğerlerinin patronu o olsada benim değildi,"Nasıl olduğunuzu sormak için aradım welia hanım" onu anladık zaten kısa kes "ilaçlarla ayakta zor duruyorum bay paetry söyleyeceğiniz başka bir şey yoksa iyi günler " aslında kötü günler "iyi günler welia hanım sonra gör-" dediği anda yüzüne kapattım mümkünse görüşmeyelim.Ve evet ona yalan söylemiştim gayet iyiydim,en başından beri arkamda birinin olduğunu biliyordum kim olduğunu tahmin etmek benim için zor değildi hayır kairen değildi,aelyaydı "ona yalan söyledin" dedi "e onu bende biliyorum aelya" dedim "o herifin tırünağımın ucu kadar umrumda olmadığını biliyorsun" dedim ve "hadi kahvaltıya" diyerek elinden tutup içeriye götürdüm.Herkes masanın etrafındaykrn gidip bir yere oturdum masoranin yanında mazuranın karşısındaydım hemen kahvaltıya başladım nedenini bilmiyorum ama hepsini hızlıca yedim.kendi yediğim tabağı lavobanın içine koyup "en son kalkan bulaşıkları yıkar!" Diyerek mutfaktan kaçtım,bu oyunu aklıma geldikçe yapardım.Ben mutfaktan kaçar kaçmak tabak sesleri duyuldu ne kadar hızlı yemeye başladılar da artık.Televizyonu açıp koltuğa yayıldım ardımdan masora göründü,genelde bulaşıklar ona kalıyordu ama bu sefer hızlı çıkmıştı mazurada kapıda görününce kosarak mutfak kapısına biriktik aelya ve kairen başa baş gidiyordu 1-1 ve 90. Dakikadaki bir maçı izlemek gibiydi.Aşırı heyecanın sonunda aelya son çatalı ağzına atıp mutfaktan kaçtı,tribündeki taraftarlar gibi bağırmaya başladılar bende kairenr bakarken gülmeye başladım sonra kahkaha atıp yerlere yapıştık.Kairende bize gülmeye başladı herkes karnını tutarak mutfaktan ayrılırken ben kapının eşiğinde kaldım."Yardım ederim merak etme" dedim,büyük bir ciddiyetle göğsüne vurarak "hayır,cezamı kabul ediyorum" dedi ve ben daha çok gülmeye başladım,"kolay gelsin sana o zaman" diyerek mutfaktan ayrıldım.