İçeriğe geç

Tan Işığı /Mazi öncesi varisi/

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Tan Işığı /Mazi öncesi varisi/

Bölüm 1

Son Kalan Umut

4 yıl önce...

Hava soğuktu belki de sıcak.

Annemin toprağı soğuktu belki de sıcak.

Ama emin olduğum bir şey vardı. Ben soğuktum, soğumuştum. Hayattan ve daha nicesinden...

Annemi toprağa emanet edeli daha 2 hafta olmuştu. Onun kokusu gitgide toprağa karışıyordu. Bense bunu engellemeye çalışıyordum. Ama ne fayda, toprak ne aldığını geri veriyordu ne de kokusunu...

Dizlerimin üstüne çöktüğüm yerden ayaklandım. Etraf karanlıktı bakışlarımı yan tarafımda hissettiğim ışığa çevirdim az ötede başka bir mezarın yanında bir oyuk oluşmuştu ve içinde ki bir şey etrafa ışık saçıyordu. Annemin mezar taşına son kez baktıktan sonra o tarafa doğru yürümeye başladım. Oyunun içinde gördüğüm parıldayan taşlı yüzükle duraksadım. Yüzük mor bir ışık saçıyordu ve hayran olunası cinsdendi.

Eğilip yüzüğü elime aldım ve parmağıma taktım. Yüzük parmağımdan geçer geçmez bir güç tarafından geriye doğru savruldum. Işık daha da parıldarken etrafta bi sis bulutu oluştu. Sislerin içinden bir görüntü yükseldi.

Görüntüde okyanusun ortasında çok küçük bir ada ve adanın üstünde havada karşı karşıya duran bir Anka kuşu bir de denizkızı vardı. Anka kuşu kanatlarını hızlıca çarpıyor acı çekiyormuşcasına çığlıklar atıyordu. Denizkızı ise elinde ki ışık saçan hançeri Anka kuşuna doğrultmuştu. Sonra kulağıma sesler gelmeye başladı. Denizkızı ve Anka kuşunun konuşma sesleri.

"Bunu yaparsan diyarın sonu gelecek. Eğer beni yok edersen kendi türünü de yok etmiş olursun." Bu ses Anka kuşunun sesiydi.

"Hayır böyle bir şey olmayacak çünkü o elimde. Teslim olmak zorundasın yoksa ölür."

"Nasıl? Onu koruyordu. Koruması gerekiyordu!"

"Ya sana ihanet ettiyse?"

"Hayır! O bunu bana yapmaz Dina. Yalan söylüyorsun."

"Üzgünüm üvey ablacım. O sana ihanet etti. Bir Astrid her zaman yuvasına döner. Aynı babamız gibi. O da bana döndü. Aynı annem gibi."

"Senin annen sadece bir şeytan. Sen o değilsin kardeşim. Sen bu değilsin."

"Yeter! Benim annem şeytan değil. Her biriniz bana bunu kabul ettirmeye çabalasanız da ben asla kabul etmedim etmeyeceğim. Annemin tek suçu bir astrid olmasıydı. Siz onu dışladınız, siz beni dışladınız! Oysa biz size hiç bir şey yapmamıştık ama artık bu değişecek. Madem bizim kötü olduğumuza inanıyorsunuz. O zaman gerçek kötüyü asıl şimdi göreceksiniz."

"Kardeşim yapma. Ben seni hep sevdim, seveceğim sonsuza kadar. Annen kötüydü ve hep öyle kalacak. Annenin ölüm sebebi kendisiydi ama sen bunu asla kabul etmedin. Eğer vazgeçersen tekrar bütün diyarı birlikte yönetebiliriz."

"Hayır, asla. Anlaşmayı ilk bozan sizlerdiniz. Astridlerin kurallarına uymadınız ve okyanusların hükmünü elimizden almak istediniz ve şimdi bedel ödeme vakti."

"Yapma! Bilmediğin şeyler var kardeşim."

"Bana kardeşim deme. Ben asla senin kardeşin olmadım ve olmayacağım. Bilmediğim bir şey kalmadığını biliyorum."

"Hayır yapma, bunu yapma. O nerede?"

"Birazdan göreceksin. Şimdi karar vakti."

"Hayır!"

Denizkızı kendi ekseni etrafında bir rüzgar oluşturdu ve görkemli kuyruğunu sallamaya başladı. Ortamda oluşan toz bulutunun arkasından bir bebek ortaya çıktı. Pembe kundağı çamura bulanmış bir bebek.

"Onu. Bana. Geri ver."

"Üzgünüm ama diyarın tahtından kalkmazsan ve güçlerinden feragat etmezsen böyle bir şey asla olamayacak. Değil mi teyzecim?" Son cümlesini kundaktaki bebeğe bakarak söylemişti.

"Tamam, sen kazandın." Aralarında ki asırlara konu olacak bakışma Anka kuşunun bu sözü söylemesi üzerine son bulmuştu.

"Sonunda kaybettiğini kabul ediyorsun. Yanlış... hızlı olsan iyi edersin. Yoksa onu kaybedeceksin. Üçten geriye doğru sayıyorum. 3, 2 vee-"

"Yüce tanrıçalar ve onların hizmetkarları. Yüce 4 hayvan aleminin de yöneticileri sizlere sesleniyorum! Tamamen kendi irademle sizlere hizmet edilmek için ortaya çıkmış bedenimde ki tüm güç birliğinden feragat ediyorum. Kraliçesi olduğum diyarda ki bütün görev ve sorumluluklarımı bırakıyorum." Anka kuşu bu sözleri haykırarak söyledikten sonra insan bedenine dönüştü ve etrafını siyah bir bulut çevreledi. Bu yüzden nasıl biri olduğunu göremedim. Siyah bulutun ardından bir kadının öksürük sesleri geliyordu.

"Umarım bunu yaptığında öleceğini de biliyorsundur."

"Ne? Hayır, beni kandıramazsın."

"Zaten seni kandırmıyorum ki."

"Nasıl? Kutsal kitapta böyle bir şey yazmıyor."

"Ah sevgili ablacım, hep böyle saf olmuştun. Senin saflığın diyarin sonunu getirmeden önce bu yüzden yönetimi elinden alıyorum. Çünkü çoktan kendi sonunu getirdin."

Uzun bir sessizliğin ardından denizkızı konuşmaya devam etti.

"Sevgili annem, beni bunun için eğitti, küçüklüğümden beri. Başından beri bütün amacı buydu ve şimdi onun amacını gerçekleştiriyorum. Annem sence o kitaptaki yazılarla oynayamayacak kadar saf mıydı? O kitaba erişemeyeceği kadar güçsüz müydü?"

"Annen... Sana onun bir cadı olduğunu söylemiştim."öksürükler içinden gelen ses boğulmak üzere olan bir kadını andırıyordu.

"Ah sevgili Diana, bu diyarda senin için biçilmiş hayatın sonuna geldin." Diana. Diana. Diana. Annemin isminin söylendiği ses zihnimde yankılanıyorken kara bulutların arasında bir şimşek koptu ve denizkızının kucağında olan kundaklı bebeği buldu. Onu havada kaldırdı ve bir bulutun üzerine kondurdu.

"Belki de öyledir sevgili Dina ama onun asla. Senin sonun onun başlangıcı olacak. Kızım senin sonun olacak." Bulut gökyüzüne yükseldi ve bir anda patladı. Patlayan buluttan aşağı doğru düşen bebeği bir yıldız kayarak yakaladı ve etrafında dönerek onu yıldız tozlarıyla kapladı. Sonra yıldız büyüdü büyüdü ve bebeği içine hapsetti, tekrar kayarak gökyüzünde ki ayın en yakın noktasına kondu. En parlak yıldız olamadı belki ama o artık annesinin umuduydu. Tek umudu.

Bununla birlikte Anka kuşunun etrafını kaplayan toz bulutu dağıldı ve bir kadın bedeni yerde gözler önüne serildi.

"Hayır. Anne!" Çığlıklarım mezarlığın her yerinde yankılanıyordu. Yerde yatan beden benim annemdi. O beden anneme aitti. Pusetteki bebek bendim. Ama bu nasıl mümkün olabilirdi?

"Hayır, hayır bana bir şey olamaması gerekiyor. Nasıl?" Çığlıklar denizkızını da esir almıştı. Bedeni kızarıyor ve kabarcıklar oluşuyordu. En sonunda insan bedenine dönmeye çalışırken yere yığıldı. Bütün gücünü kullandı ama insana dönüşemedi. Vücudu alev alev yanarken yaşama gözlerini kapadı.

Ablasına kaderini yaşatırken kendi kaderinin ona bağlandığını bilmiyordu.

Babasının onları unidad mührü ile bağladığını bilemezdi sonuçta...

Önümde ki sis bulutu yavaş yavaş kapanırken ve fısıltılar sona erirken kendi çığlığımın yanında bir ses daha duydum. Bu ses doğrudan kulağıma geliyordu aynı fısıltılar gibi.

Bul, onu bul!

Anneni bul dora!

Onu bul, kendini bul ve annenin son kalan umudunu yeşert.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.