SAĞ AŞAĞI SOL YUKARI
MEKAN: AMARO
Zülkeş odasında sıkılmış bir şekilde yatağında Aslıyı düşünüyordu. Kim bilir şuan nerede ne yapıyordu. Belki de o da Zülkeşi düşünüyordu...
Zülkeş Aslıyı düşünürken bir anda nasılsa aklına Dogişan gelmişti doğru ya Dogişanın yanına gidebilirdi ne de olsa o onun tek arkadaşıydı.
Amaroya gidebilmek için yatağından çıkıp ayağa kalktı sağ kolunu aşağı sol kolunu yukarı götürerek "gitme vakti geldi, kalbim keşülse hadi" dedi.
Ve artık Amarodaydı
* * *
Geldiği yer bir önceki gibi çalılıktı. Etrafına, sağına soluna bakındı gözleri Dogişanı arıyordu ama etrafta yoktu. Sonra yukarıdan narin bir ses duydu bu ses Dogişandan geliyordu "Keerrrem yukarı baksana Kerem!"
Zülkeş yukarıya baktığında Dogişan
uçan kırmızı bir koltuğa binmiş kendisine doğru geliyordu. Dogişan bir el işareti yaptı ve uçan koltuk yere indi.
Küçük bir kız heyecanıyla Dogişan "Zülkeş yine geldin beni bırakmadın" dedi ve Zülkeşe sıkıca sarıldı. Zülkeş te ona karşılık verdi. Zülkeş sarıldığı esnada bir şey fark etti. Dogişan tıpkı Aslı gibi papatya kokuyordu. Bu Zülkeşin gözünde hatıraların belirmesine yol açtı ve Zülkeşin gözleri doldu. Ama kendisini tuttu ağlamadı.
Kısa bir süre sarılmanın ardından Dogişan sarılmayı bırakıp "ee haydi o zaman ne duruyoruz koltuğa binelim de biraz gezelim" dedi ve Zülkeşin elinden tutarak koltuğa doğru çekiştirdi
Zülkeş te onu takip etti ve ederken Dogişanın ne kadar pozitif birisi olduğunu düşündü. Hakikaten Dogişan yüzünde güller açan güler yüzlü bir kızdı.
Kahramanlarımız koltuğa bindi ve koltuk yükselip ilerlemeye başladı. Bu esnada Zülkeş aklına takılan bir soruyu sordu ve böylece muhabbet başladı: Dogişan burada senden başka birileri var mı?
Dogişan biraz ciddileşerek
—Bilmem ben şimdiye kadar senden başka kimseyi görmedim.
Zülkeş merakla
—Şimdiye kadar derken ne zamandır buradasın ki?
Dogişan biraz düşündükten sonra
—Kendimi bildim bileli buradayım yani yaklaşık bir aydır.
Zülkeş sesli bir şekilde bir soru daha sordu
—Peki ya bir ay öncesinde neredeydin"
Dogişan hafızasını zorladı ve korkarak cevapladı
—Bi-bilmiyorum
Bu cevabın üzerine Zülkeş konuyu değiştirmesi gerektiğini fark etti ve "aa bu havada uçan şeyler muz değil mi" diye sordu. Dogişan da konunun değişmesiyle rahatlamış olacak ki gülerek "evet ya biraz tuhaf ama tadları güzel diye çok takılmadım" dedi ve gülüştüler. Sonra ikisi de çevreyi izlemeye başladı.
Etraf gerçekten de çok güzeldi gökyüzünde sabah olmasına rağmen yıldızlar, yerde ise sapsarı çalılar bulunuyordu. Bir de biraz kulağa garip gelecek ama kocaman ayakları bulunan balıklar yerde yürüyordu.
Zülkeş tam bu gariplikleri Dogişana bahsedeceği sırada Dogişana baktı ve..
(BURALARI BİRAZ DAHA EDEBİ OKUYUNUZ)
Zülkeşin kalbi Dogişana baktığı anda bi ayrı atıyordu hıpızlı ve ritminden çıkmış bir keman misali. Beyninde ise bir kaos hakim olmuştu. Bu kıza karşı bir şeyler mi hissediyordu? Yoksa Aslıyı aldatıyor muydu?
Bu tip sorular aklında belirirken Dogişan "Zülkeş şurada bir göl var yakınına gidelim mi" diye sorarak Zülkeşi aklındaki sorulardan binevi kurtardı. Zülkeş te cevap vermesi gerektiğini fark edince "o-olur gidelim" dedi ve koltuk göle doğru sürmeye başladı. Kısa bir süre sonra göle vardıklarında koltuk yavaşça alçaldı ve yere park etti.
Göl normal göller gibi durgun ve sadeydi. Ama çevresinde hiç te normal göllerde olmayan bir şey vardı: basket potası.
Bunun farkına varan Zülkeş "Dogişan baksana bu gölün yanında basket potası var, neden ki ?" diye yerinde bir soru sordu. Dogişan da tatlı bir sırıtmayla "niye mi gösteriyim" dedi ve büyük bir ıslık çaldı. Islığın etkisiyle gölün suları çekildi ve en derin noktadan yere doğru beton bir saha yükseldi. Küçücük göl büsbüyük bir basketbol sahasına dönmüştü.
Bu saçmalık yetmezmiş gibi yandaki kayadan da bir iskelet çıkmıştı. İskelet yavaşça yanlarına gelip Zülkeşe döndü ve "basket bol oynayalım mı" diye korkunç bir soru sordu. Zülkeş tam hayır diyeceği sırada Dogişanla bakıştı. Dogişan ona tatlı bir oynasana bakışı attı ve Zülkeş onu kırmamak için "Ben oynarım da to-top yok y-yoksa oynardım" dedi kekeleyerek.
İskelet te kafasını koparıp kafayı eline aldı "yoo var işte" dedi kafasını göstererek. Zülkeş "aa o zaman oynayalım" dedi tiksindiğini belli etmemeye çalışarak. Ve maç başladı.
(ŞİMDİ KENDİNİZİ MAÇ SPİKERİYMİŞ GİBİ DÜŞÜNEREK OKUYUN)
İskelet topu aldı ilerledi ilerledi tam atacağı sırada Zülkeş harika bir kurtarış yaptı. Top şuan Zülkeşte, Zülkeş ilerliyor Zülkeş ilerliyor ve Zülkeşten on numaralı bir şuuut ve BASKET.
Yeni turda iskelet öne geçti topu aldı koştu koştu Zülkeşi solladı ve SAYIIIıııııı.
(TAMAMDIR ŞİMDİ NORmal OKUYUNUZ)
Zülkeşle iskelet bir süre daha böyle maç yaptı. İşin sonunda ise iskelet kazandı ve eski kaya yerine geri döndü. Zülkeş tırnağınadan başına kadar sırılsıklam olmuştu Dogişanın yanına gitti ve "ayy öldüm ya o neydi öyle" dedi. Dogişan da "gerçekten çok terlemişsin, istersen burda duşa geç" dedi. Zülkeş "burada duş var mı" diye sordu ve Dogişan "beni takip et" dedi ve yürümeye başladı.
Bir süre yürüdükten sonra orta boylarda küp şeklinde bir duşluğa vardılar. Zülkeş burada yıkanmak istemediğini belli ederek "ş-şey ben aslında evimde yıkansa-" diyorduki Dogişan sözünü kesti "merak etme Kerem burada senle benden başka kimse yok ve (duraksadı) ben de seni gözetlemem merak etme" dedi bir yandan bunu derken gülüyordu.
Bunun üzerine Zülkeş "Pekala o zaman ben içeri geçiyorum" dedi ve küp duşluğun içine girdi. Dogişan da o sırada çevrede gezinmeye başladı.
Dört beş dakika sonra Zülkeş duşluktan aldığı bornozla dışarı çıktı, yıkanmıştı ama giyebileceği temiz kıyafet yoktu ve eski kıyafetleri de terden dolayı giyilebilecek durumda değildi. Dogişan çok geçmeden yanına geldi ve Zülkeş Dogişana "Dogişan giyecek kıyafetim yok evime gidip giyinmem gerek sonra görüşürüz" dedi. Dogişan da "peki madem o zaman sonra görüşürüz" dedi ve Zülkeş keşülsemek için kollarını açtı.
Tam gideceği sırada Dogişan dur diye bağırdı "Dur az kalsın unutuyordum al şunu" dedi ve Zülkeşe bir telsiz uzattı "bununla sen dünyadayken de konuşuruz" diyerek te ekledi. Zülkeş "Tamamdır" dedi ve bornozlu haliyle keşülsedi.






