-Hayır hayır olamaz geç kalamam acele etmeliyim
Uyandığımda saat 7 idi. Normalde bu kadar geç uyanmazdım ama bugün bu bir ilk oldu. Okul kıyafetlerimi giydim ve apar topar saçlarımı bağladım yüzüme yalnızca bir su çarptım ve masa da bulduğum simitten ağzıma bir parça attım. Hemen ayakkabılarımı giydim ve patates çuvalı gibi ağır olan çantamı anında sırtladım. 3. Katta oturuyordum ve asansör çalışmıyordu maalesef buyüzden koşarak aşağı indim. Bisikletimin kilidini çözdüm ve yola çıktım. Hava da bayağı soğukmuş yalnız iyi ki montumu giymişim.
Ah evet kendimi tanıtmadım değil mi ben Nehir Yüksek. 18 yaşındayım ve lise 4. sınıfım. Yalnız yaşıyorum ve evet yarı zamanlı bir işim va- Neden mi yalnız yaşıyorum? Ah şey burasını boşverelim olur mu. Geçimim konusunda sorunum yok devletten az da olsa yardım alıyorum ve ailemin emekli maaşı bana geliyor. Buyüzden yalnızca birikim için çalışıyorum. Pek arkadaşım yok ve insanlar beni pek sevmezler. Ama sizlerin seveceğine eminim. Yani umarım öyle olur.....
Sınıfa girdiğim an nefes nefese kalmıştım. Saat 8 olmuştu ama hocamız daha gelmemişti. Sırama hızla oturdum. Cam kenarında en arkanın bir önünde oturuyordum. Sanırım ilk dersimiz boş geçecekti bu hiç iyi değildi....
-Hey Nehir! Buraya baksana!
Bu ses tonundan her şeyi anlıyordum artık.Sanırım başlıyoruz...Başımı o yöne doğru çevirdim.
-Efendim Eda?
Eda anında kaşlarını çattı.
-Lan sürtük buraya gelmen için illa bağırmam mı gerekiyo!
Ses etmedim. Ayağa kalktım ve Eda'nın sırasına yaklaştım. Bu her zamanki Edaydı. Değişen birşey yoktu. Geçen yıllar neyse bugün yani okulun ilk günü de öyle olacaktı. Eda nur benimle dalga geçmeyi ve oynamayı çok severdi. Benim sevip sevmediğim ne onun ne de sınıfta ki kimsenin umrunda değildi. Gerçi ben yalnızca herşeye boyun eğen korkağın tekiyim sonuçta kimin umrunda olabilirim ki?
-Şuraya otur biraz saçlarını kırpalım bayağı uzamışlar göz zevkimi bozuyorlar
Başımı iki yana salladım. Saçlarımı tekrar uzatmak için çok uğraşmıştım buna tekrar izin veremezdim. Korkudan titreyen ellerimi sıktım.
-Olmaz. Saçlarımı kesemezsin Eda. Uzatmak için çok uğraştım!
Başıma gelecekleri bilsemde canımdan bezdireceğini bilsemde izin veremezdim. İzin vermemeliydim çünkü saçlarımı okşamayı annem çok severdi....
-Öyle mi? İzin vermiyorsun yani öyle mi?
Eda anında ayağa kalktı saçımı arkadan tuttuğu gibi anında yüzümü sırasına yapıştırdı. Ben ise altta çırpınıp can çekişiyordum
-Bırak! Bırak saçımı Eda! Olmaz! Hayır! Bırak!
Ne kadar bağırsam da çırpınsam da nafileydi sanki. Kendimi o kadar güçsüz,çaresiz ve yalnız hissediyordum ki....
-Nazlı! Yaren! Gelin tutun şunu! Saçlarını bir güzel kırpalım
Nazlı ve Yaren ben çırpınırken bir anda kollarımı tutup sırtımı sıraya sabitlediler. Sınıftakiler ne mi yapıyordu? Sınıftakiler önlerine dönüp sessiz kalmaya devam ediyorlardı. Eda, bu özel okul müdürünün kızı olduğu için kimse bulaşmak istemiyordu. Her zaman olduğu gibi....Eda makası tuttuğu an daha fazla direnmeye çalıştım.
-Eda! Bırak! Bırakın beni! Saçım olmaz! Yalvarıyorum! Lütfen bırakın! Yalvarırım!
Gözyaşlarımın her biri yanaklarımdan kayıp giderken hayatta ki amacımı sorguluyordum. Kendimi bile koruyamazken yaşamamın amacı neydi? Kendimi bile savunamazken yaşamanın anlamı neydi peki? Kimse yardım etmezken benim yardım etmeme gerek var mıydı? Mutlu değilken gülmeme,yaralıyken yaralarımı saklamama gerek var mıydı peki?
Okul çıkışı gelmişti. Ben çoktan sıramdan fırlayıp okuldan çıkmıştım şimdi ise ağlamaktan şişmiş gözlerimle bisikletimi sürerken yolu zar zor ayırt edebiliyordum. Ellerim sürekli belimden artık boynuma kadar kısalmış olan saçlarıma gidiyordu....Bu okul en iyi okullardan biriydi ve ben buraya burslu olarak gelmiştim. Geleceğim için iyi bir okul olsa da geldiğim güne her zaman lanet ediyordum. Liseye başladığımdan beri Eda ve arkadaşlarından gördüğüm zorbalık beni intihara kadar sürüklemişti. Ama yapamamıştım kendimden asla vazgeçmemiştim sürekli ayakta durmaya ve yaralarımı tek başıma sarmaya çalışmıştım.
Ama belki de artık bunu yapamıyorumdur? Belki de sardığım yaralar sürekli kanadığı için artık kabuk bağlamıyordur? Belki de artık her şeye bir son vermeliyim...Bunca emeğimin çöp olmasına üzülecek olsam da en azından artık huzura kavuşurum?
Beynimde böyle düşünceler topluluğu bir hortum oluştururken, fırına geldiğim an zamanımın nasıl geçtiğini anlamadım bile. Önlüğümü giydim ve kasaya geçtim ardından müşterileri her zaman olduğu gibi güler yüzle karşılayarak istediklerini hazır edip "iyi günler" diyerek yolladım. Bir insan içi kan ağlarken gülemez demeyin. Eğer mecbursa öyle bir güler ki kişi kendinden bile şüphe eder...
Saat gece 10 olmuştu. 5 saatlik çalışmamın sonuna gelmiştim. Fırından aceleyle çıkıp tekrar bisikletime bindim. Hafif yağmur atıştırırken bisikleti hızla sürmeye başladım. Gözlerimden yaşlar aktığını fark etmeyecek kadar hızlı sürdüm...Yüzüme çarpan buz gibi havayı içime çektim. Kapkaranlık, ıssız yolların içinde bağırmaya başladım. Boğazım yırtılana kadar hatta nefessiz kalana kadar yalnızca haykırdım. Dakikalarca...
Bisikleti hızla sürmeye devam ederken birden elim boğazıma gitti. Nefes alamıyordum. Öksürmeye başlayınca anında bisikleti frenledim. Bisikletten inerken aniden bacaklarım boşaldı ve kaldırıma düştüm. Çantamdan hızlıca ilacımı çıkardım ve anında ağzıma götürdüm.
Evet. Astım hastası olan korkak bir ucubenin tekiydim ben.... İlacı hızla ağzıma sıkarken bir yandan nefes almaya çalışıyordum. Derin derin nefesler alarak kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Peki artık buna gerek var mıydı? Ben kendim için bu kadar çabalarken,hayatın bana verdiği yolu ısrarla iterek kendi yolumu çizmeye çalışırken ama bunu ısrarla başaramazken. Gerçekten artık yaşamama gerek var mıydı? Bu kadar güçlü olmama gerek var mı artık? Bir kez olsun yerden kalkmasam ve öylece pes etsem ne değişir ki?
Gözyaşlarım yanaklarımdan kayarken düşüncelerimde âdeta boğuluyordum. Kendimi sakinleştirmişken, düştüğüm yerden tekrar kalkmaya artık gücüm yoktu. Bu yolun sonuydu belki de? Nefesim tekrar kesilirken ilacım elimden kayıp yerde aşağıya doğru yuvarlanmıştı. Ellerim boğazıma giderken ben durumunun farkında bile değildim. Öksürmeye devam ediyordum ancak ben nefes almak istemezken bile bedenim ısrarla nefes almaya çalışıyordu. Ama ben çoktan pes etmiştim....
Yere yığılmıştım ve sanırım bilincim kapanmak üzereydi...Tam bu sırada bir ses duydum
-Nehir! Nehir! Nehir!
Sanırım bu bir rüya olmalıydı belki de gerçekten ölmüşümdür ha?