İçeriğe geç

Tahtın Varisleri

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Tahtın Varisleri

Bölüm 3

Ölüm sessizliği

Tekrar doğrulduğum sırada Elisa'nın gözleri çoktan kapanmıştı. Yavaş adımlarla kapıya doğru ilerledim, üstüm başım kandı bunlarada bir çözüm bulmam gerekiyordu. Sessizce odama geldim, herşeyi olabildiğince sessiz yapmaya çalışıyordum. Hemen elimi yüzümü yıkayıp, kanlı geceliğimi çıkardım. Geceliği kimsenin bilmediği bir yere saklamam gerekiyordu. Ama şuan bunu düşünecek vaktim yoktu, o yüzden hızla yatağımla başlığın arasına sokuşturdum.

Sonra yatağa uzandım ve gözlerimi kapattım, az önce ablamı öldürmüştüm ama şimdi uyuyordum. Aklıma bile gelmiyordu. Çünkü tek kurtuluşumuzun bu olduğunu düşünüyordum. Artık taht benim olacaktı ve bu savaşa bir son verecektim.

Biz bunları yaşarken Araf ölüm döşeğindeymiş, yani çarşıda öyle duymuştum. Oğlu için hazırlıklar yapılmasını emretmiş ve sonra son nefesini vermiş diyorlar. Tabi doğrumu değilmi bilmiyorum. Yakın bir zamanda Ateş'le bir görüşme yapmalıydım.

Belki beraber anlaşabilir ve bu savaşa bir son verebiliriz her ne kadar aptal olduğunu düşünsemde, belki bir şeyler çıkar.

Sabah gözlerimi açtığımda öyle bir panik vardıki evde, bu galiba Elisa içindi sinir olmuştum.

Buket odama gelmeden hemen önce söylenmesin diye yataktan kalkıp elbisemi aramaya başladım tabi bunu yaparken dün gece yatak başlığının arasına sıkıştırdığı geceliği ordamı diye kontrol etmeyide ihmal etmedim. Elbisem genelde dolabın ön tarafında asılı temiz ve ütülü bir şekilde dururdu. Genelde giydiğim elbiseler düz ve sadeydi. Ama bu günki elbisem biraz fazla gelmişti ama onu giymeliydim yoksa Buket çok kızardı. Bu seferki elbise kırmızıydı, normalde Buket kırmızı gitmeme asla izin vermezdi, genelde ablam giyerdi o renkteki kıyafetleri. Elbiseme gelicek olursak kırmızı, eteği yere kadar uzanan, narin bir kumaşı olan, kolları bol ve üzerinde koyu kırmızı bir iple gül şekli dikilmişti.

Nolduğuna anlam veremeden giydim elbiseyi, şimdiyse aşağı inmem gerekiyordu. Oyunculuk yeteneğim iyiydi, ama rol yapmayı sevmiyordum. Şimdi aşağı inip Elisa'nın öldüğünü yeni öğreniyormuş gibi yapacağım.

Arkamı döndüm, kapıya doğru yürüdüm, son bir kez kapının tam karşısındaki aynada kendime bakarken bir yandanda elimi kapının kulpuna attım. Tam o esnada kapı açıldı hızla elim kapıya çarpmıştı, acı içinde gelenin kim olduğunu görmek için başımı kaldırdım. Gelen Buket'i

-Ah özür dilerim küçük hanım, bir şeyiniz yok değilmi.

-Neden böyle odama geliyorsun?

-Uyandınızmı diye bakmaya gelmiştim, efendim kapının arkasında olacağınızı düşünemedim.

-Tamam birşeyim yok.

-Bu elbise size ne kadarda yakışmış.

-Bugün neden bu elbiseyi giyiyorum Buket?

-Açıklamak gerekirse, ablanız dün gece kim olduğunu bilmediğimiz biri tarafından öldürülmüş, odaya geldiğimizde gövdesi iki parçaydı.

Üzülmüş gibi yapıp kafamı öne eğdim, sonra tekrar kaldırdım.

-Ne yazık değilmi?

-Bunu kim nasıl yapar anlamıyorum. Üstelik bugün tahta geçecekken. Aslında işte tamda bu yüzden bu elbiseyi giydiniz küçük hanım. Çünkü bugün bu taht sizin olacak, bende törende şık bir şeyler giymenizi istedim.

Bunu duyduğuma gerçekten sevinmiştim. Üzgün gözükmem gerektiğini biliyordum, ama bu düşünce beni heyecanlandırıyordu. Sessiz bir şekilde

-Ciddimisin sen? Dedim

Buket'de gözlerime bakarak,

-Daha önce böyle bir elbise giymenize müsaade edermiydim küçük hanım.

-Hayır tabiki. Dedim

- O zaman ciddiyim demektir. Dedi Buket

Size demiştim ya bu bizim kurtuluşa giden yolumuzun kanlarıydı diye bu gerçekten bizim kurtuluşumuzdu.

-Bugün yada yarın bir arama yapacaklarını duydum. Ablanının katili aramızda olabilir.

İçimi bir korku kaplamıştı, ama belli etmemem gerekiyordu. Sessizce fısıldadım,

-Tabi Buket tabi.

-Tamam o zaman küçük hanım ben aşağı iniyorum, lütfen sizde birazdan orda olun.

-Tamam Buket

Buket çıkarken, aynaya tekrar baktım. Birşeyler yapmam gerekiyordu. Taht bugün benim ama yarın kimin ne yapacağı belli olmazdı. Hem aramada geceliğim bulunursa kötü olurdu. Bu yüzdende herkes yemeğe inip beni beklemeye başladığı sırada, ben elimde kanlı geceliğim kolidorda yürümeye başladım, Asel'i her ne kadar sevsemde taht için onuda harcayacaktım.

Çünkü dediğim gibi eğer ben onları öldürmezsem onlar beni öldürecekti. Asel'in odasına gelmiştim hiç tereddüt etmeden içeri girdim kapıyı usulca kapattım. Elimdekini saklayacak bir yer aramaya başladım. Neden aynı yere koymuyordumki. Yatağın başına geldim geceliği başlıkla yatağın arasına sıkıştırıp. Arkamı döndüm. Yavaş yavaş odadan çıktım. Sonra son bir kez elimi yıkadım, kimse kan kokusunu sevmez çünkü.

Hemen aşağı indim, her zamanki yerime oturdum. Ama Buket beni ordan kaldırdı.

-Unuttunuzmu kraliçem? Herşey değişti, yeriniz bile.

-Tamam Buket gidebilirsin, artık burda otururum. Haa birde Ateş'le bir görüşme yapmak istiyorum, beni ona götür Buket.

Buket şaşkındı onun adını ağzımdan ilk defa duyuyordu.

-Babanız buna asla izin vermezdi.

-Artık o olmadığına göre bana kızacak biride yok Buket o yüzden dediğimi yap ve şimdi git.

Buket sessizce "tamam kraliçem" dedi ve gitti.

Aslında bu laf oldukça hoşuma gitmişti, kraliçe olmak çok güzeldi. Yemeğimi yedikten hemen sonra bahçeye indim tören başlamıştı bile. Eskiden anneme ait olan taç benim olacaktı, tahta oturmadan önce Buket bana taçı takmıştı, sonunda hak ettiğim yerdeydim. Ve Elisa'yı öldürdüğüm içinde hiç pişman değildim. Çünkü o aptal buna değerdi. Asel'inde ölümüne sebep olacaktım ama oda buna değer gibi geliyordu. Eğer hayatta kalmak istiyorsan acımasız olman gerek.

Hemen odama çıktım taçımı kafamdan çıkarmadan önce aynaya bir bakış attım annemin taçı çok güzeldi tam ortasında ters bir kılıç vardı. Yanlarıda zümrütle süslenmişti. Kırmızı elbisemlede oldukça yakışıyorlardı.

Aynaya bakmayı bitirdikten sonra yatağa oturdum, sonra kapı çaldı

-Gel dedim kapıya doğdu

-Buket içeri girdi kraliçem Ateş'le bir görüşme yapmak istediğiniz söylemiştiniz yarın sizi ona götürebilirim.

-Neden bugün değilde yarın?

-Çünkü dün gece kral Araf vefat etmiş, ve bugünde birazdan töreni başlayacak. Bugün müsait olmadığını ama yarın için sizinle görüşmeyi çok istediğini söyledi.

-Tamam o zaman yarın için bana güzel bir elbise seç bir kralın yanında ne giyilir bilmiyorum.

-Tamam kraliçem.

Buket gitmişti bende düşünüyordum. Akşam olmuştu havanın karanlığından belli oluyordu. Bir anda odama askerler geldi demkki arama başlamıştı.

-Bu ne cüret, dedim siz kim oluyorsunuz da odama böyle giriyorsunuz? Diyede devam ettim. Akıllı olun yoksa ikinizinde kellesi gider.

-Özür dileriz kraliçem, biraz ani bir giriş oldu, kapıya kaç kez tıklattık ama duymadınız, bizde kapıyı aralamak zorunda kaldık öyle derin düşüncelere dalmıştınızki kapıyı bile duymadınız.

-Tamam tamam uzatmayın ne yapacaksanız hızlı olun.

Askerler odamı aramaya başladığı sırada kolidordan çığlık sesleri gelmeye başlamıştı ne olduğunu çok merak ediyordum. Kafamı dışarı çıkardığım esnada bağıranın Asel olduğunu gördüm. Tam o sırada bir asker yanıma gelip

-Ablanızın katilini bulduk kraliçem, bu kişide Asel'in ta kendisi, yatağının orda bunu bulduk diyerek ama kendi geceliğimi uzattı.

Bir yandan bilmiyormuş gibi yapıyordum, bir yandanda ona üzülüyordum. Ama eğer o ölmezse benim yaptığım anlaşılır beni öldürüp onun tahta geçmesini sağlarlar. Bu yüzden onunda ölmesi gerekirdi. Kolidordaki çığlık sesleri bitmek bilmiyordu.

-Hayır ben yapmadım,

Diyordu çığlık sesleri. Ama umrumda değildi yanıma gelen askere öldürün onu dedim. Asel'in yanındaki asker kılıçını çıkardı ve havaya kaldırdı, bende o sırada Asel'in yanına doğdu ilerledim. Asel bana bakarak

-Hayatın boyunca hep acımasız biri oldun bundan sonrada böyle devam edeceksin, beni suçsuz yere sırf taht için öldürü- demeye kalmadan çoktan kılıcı tutan askere emir vermiştim. Kılıç hızla yere indi ve Asel'in kafasını gövdesinden ayırdı. İçimde zafer çığlıkları atarken dışardan somurtgan ve mutsuz gözüküyordum. Asel'in kafasını ayaklarımın arasına düştüğü esnada kafamı kaldırdım, ve Asel'in yanından öylece geçip gittim.

Bölüm sonu

7 yorum