İçeriğe geç

TAHTIN LANETİ

Bölüm 2 · 5 dk okuma

TAHTIN LANETİ

Bölüm 2

1. Bölüm: Ben Liya...

Öfke ve üzüntü, insanın her zaman yanı başındadır aslında. Ne onun geldiğini duyarız ne de yanımızda olduğunu hissederiz... İnsan sadece öfkelendiğinde ve gerçekten üzüldüğünde hisseder onu, ve artık o duygular onun en yakını haline gelir... Benim de şu an yaşadıklarımı ancak bu cümlelerle anlayabilirsi- niz. Kendimi gerçekten boşlukta hissediyordum. Kı- rılmış kalplerimle birlikte boşluktaydım... Öylece du- rup bunun bir kâbus olması için dua ediyordum...

( 3 yıl önce )

Uyandığımda gökyüzü pespembeydi. Yatağımın yanındaki küçük penceremden biraz dışarıyı sey- redecekken içerden annemin sesini duydum.

"Liya. Uyan artık yoksa bay Poe' ya yetişemeye- ceğiz. " Sesinden aceleci olduğu belli oluyordu.

"Tamam uyandım zaten. Hemen hazırlanırım."

Hazırlanmak için dolabımı açtığımda dünden ha- zırladığım kraliyet üniformam hemen önümdeki askıda duruyordu. Ve evet kraliyette çalışıyordum. Öyle çok önemli bir çalışan değildim. Annemle bir- likte sıradan bir hizmetçiydik. Gerek mutfakta çalı- şıyor, gerekse de getir götür işleri yapıyorduk.

Üniformamı askıdan çıkarıp hemen giydim. Üni- formam maviydi ve kollarında hafif kabarıklık vardı. Aynanın karşısına geçip üzerimi düzeltirken saçımı yapmadığım aklıma geldi. İnsan saçını yapmayı na-sıl unutabilir. Hemen saçımı da topuz yaptım. Çün- kü kahverengi saçıma en çok topuzu yakıştırıyor- dum

Daha sonra çantamı hazırlamaya başladım. Çan- tama kendi eşyalarımdan ve kıyafetlerimdrn çok ki- tap koymuştum. Kitap okumayı gerçekten de çok seviyordum.

Her şeyimi ve kendimi ayarlayıp odamdan dışarı çıktım. Ama annem benden önce çıkıp dışarda bay Poe' yu bekliyordu.

"Ah, sonunda gelebildim Liya. Poe ve bizimkiler de gelirler birazdan bizi almaya." Dedi. Annemin üze-rinde de benim üniformamın aynısından vardı ama onunki daha soluktu. Beyazlamış saçını da at kuy- ruğu yapmıştı. Benimle aramda otuz yaş kadar ol- masına rağmen hemen hemen aynı boydaydık.

Bir süre sonra sonunda bay Poe ve diğerleri de gelmişti. Bay Poe krallığa sebze ve meyve yetiştiri- yordu. Biz de saraya gideceğimiz zaman onunla birlikte giderdik. Bay Poe yaşlı ama hala sağlıklı bir adamdı. Saçları bembeyazdı. Dudağının üstüde ka- lın sarı-beyaz karışık bir bıyığı vardı. Hafif kilolu ve kısa boyluydu.

"Günaydın bayan Penalope, sanada günaydın Liya. Bugün nasılsınız bakalım." Yüzünde enerjik bir gü- lümseme vardı

"Saolun bay Poe, biz de iyiyiz umarım siz de iyisi- nizdir."

Bu sohbetler hoşuma gidiyordu ama biraz daha u- zarsa saraya geç kalacaktık.

" Tamam anne anlaşılan herkes iyi. Böyle devam edersek saraya geç kalacağız. Afedersin bay Poe"

"Evet Liya doğru söylüyor bayan Penalope. Hadi atlayın bakalım."

Meyve sebze arabasının arkasına bay Poe küçük bir araba daha koymuştu bizim için. Önceleri sebzelerin içinde saraya giderdik. Arabada çoğu ki-şi uyuyordu ve buna arkadaşlarım Hena ve Lena da dahildi. Biz de kimseyi uyandırmamaya çalışarak bir yere geçip oturduk.

Bu arada gideceğimiz krallığı size tanıtmadım. Krallığın adı: North krallığıydı. Çok uzun bir tarihe sahipti. Birçok kral uzun yıllar boyunca tahtta kal- mıştı. Ve şu an da en yakın müttefikleri ise Zarov- du. Bunun bir sebebi de kraliçenin Zarov prensesi olmasıydı.

Hava yavaş yavaş pembeliğini maviliğe bırakıyor- du. Manzarayı seyretmekten sıkılmıştım. Bizimkiler hâlâ uyuduğu ve annem de arkadaşlarıyla sohbet ettiği için mecburen kitap okumak zorunda kalmış- tım. Bu durumdan şikayet etmiyordum ama birile-riyle konuşmak istiyordum.

Birkaç bölüm okuduktan sonra Hena yanında u- yanmaya başladı.

"Nihayet uyanabildin. Canım çok sıkıldı.Lena'yı da uyandırsana."

Hena'nın kıvırcık saçları uyuduğu için normalden daha da kabarıklaşmıştı. Gözleri de şişmişti.

"Lena'yı uyandırmasam daha iyi olur. Sabaha ka- dar hazırlanmakla geçirdi." Dedi.

"Peki o zaman. Seninle birlikte sohbet ederim o zaman..."

Saraya kadar Hena'yla türlü türlü şeyden sohbet açmıştık. Ayrı kaldığımız süreyi birkaç saatte çıkar-mıştık. Sarayın arka kapısından içeri girdiğimizde Lena'da uyanmıştı niyayet.

"Bakıyorum da sonunda uyanabilmişsin Lena. He- na' yla burda birbirimizi yedik acaba ne zaman uya-nacak bu kız diye" dedim gülerek.

"Abartma Liya şurda kaç saat uyudum ki sanki. Bir... Üç... Dört... Tamam biraz fazla uymuşum gali- ba." Sırıtıyordu.

"Galiba mı!" Hena ile aynı anda söyledik.

Araba durunca hepimiz sırayla aşağı indik. Bazı kadınlar bay Poe'ya yardım ederken bazıları da içeri geçiyordu. Ben ise saraya ilk kez gelmişcesine büyülenmiştim. Kocaman ve gerçekten büyüleyiciy-di. Saraydan gözlerimi alamamama rağmen içeri yani yatakhaneye gidip yerleşmek zorundaydım. Nasıl olsa uzun süre burdaydık saray da bir yere kaçmıyor yine bakardım uzun uzun.

Bizimkilerin peşine düşüp yatakhaneye gittim. Kendime bir yatak ve dolap seçip yerleşmeye baş- ladım. Sarayda biz belli bir süre hizmetçilik yaıyor- duk. Bizden öncekiler de eşyalarını toplayıp gidiyor-lardı biz gelirken. Biz şanslıydık. Çalştığımız zaman yılın sıcak mevsimlerine denk geliyordu. Ama yine de North normal sıcaklığa göre daha serin oluyor- du. Kışın ise baya soğuk olurdu.

" Liya bakıyorum da ranzanın en üstünü kapmış- sın hemen. Bir de pencere kenarı. Ne güzel." Dedi Lena dalga geçerek. Onu aynı şekilde cevapladım.

"Uykudan uyanıp erken gelseydin sen kapardın Lena, hem ben evimde de pencere kenarında uyu-rum. Hoşuma gidiyor."

"Aman boşver şimdi yatağı, pencereyi falan da ben çok acıktım. Uyumadan önce de pek bir şey yi-yemedim, sen de acıktıysan beraber yiyelim." Karnı-nı tutarak konuşuyordu.

"Annemlere sorayım bir belki onlar da yerler. Bir iki kişi yemeyelim komik olur."

Yataktan kalkıp yerleşmeye çalışan annemin yanı-na gittim.

"Anne. Sen ya da siz, her neyse yemek yiyecek mi-siniz biz acıktık da." Sesim o an o kadar mahçup çıkmıştı ki kendimden utandım.

"Yani çoğu kişi açtır diye düşünüyorum. Zaten bu-gün yapacağımız işler de yok, değişim günü çünkü. Bir iki şey hazırlar hep birlikte yeriz mutfakta. Biraz daha sabredin ama."

"Tamam anne, saol" dedim.

Herkes yerleştikten sonra mutfağa geçtik. Hep birlikte bir işin elinden tutup güzel bir masa hazırla-dık.

Güzelce yemek yiyip içip sohbet ettikten sonra yine beraber mutfağı temizledik. Herkesle çok iyi anlaşı-yordum. Bir kişi dışında... O da annemin en yakın arkadaşıydı.SERA. Sera annemle aynı yaşta ama annemden daha genç gözüküyordu. Saçlarında çok az beyzlık ve bazı yerleri az biraz kırışıktı. Annem ve diğer arkadaşları dışında kimseyi sevmiyordu. Yani, benden, Lena'dan ve Hena'dan nefret ediyor-du. Sebebini hiç bir zaman anlayamadım.

Mutfaktan çıktıktan sonra direkt olarak yatağıma geri döndüm. Yorgun bir şekilde sadece tavanı izle- meye başladım. O sırada Hena yanıma geldi.

"Bakıyorumda yemek yer yemez yatıverdin." Bu gün de herkes benimle dalga geçiyordu.

"Lütfen bana dokunma. Şimdi tavanı izleyip uyku- ya dalmak istiyorum. Çoook yorgunum da." Dedim.

Gerçekten de bir süre sonra uykuya dalmıştım. Hayatımdan gayet mutluydum. Eylenenileceğim ve bana değer veren insanlar vardı çevremde. Ve evet basit bir hizmetçi olmama rağmen hayatımdan gayet mutluydum. Tanrım umarım hayatım böyle devam eder. )

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

3. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum