Sabahın aydınlık güneşiyle açtım gözlerimi.Kim bilir bugün yine nelerle uğraşıcağımı.Tanıtmadkm değil mi kendi mi? ben Lux Poluyata da taşralı bir kızım. Kendimden biraz bahsedeyim 15 yaşındayım ve babamla yaşıyorum annem ben doğduktan sonra bizi terk etti. Tabii bu duruma alıştım hayatımız sefil olsada babamla yaşamak her zaman en iyi şey. Babam çalışamayacak kadar yaşlı ama bana bakmaya çalışacak kadar da güçlü biri. Tabii ben onu yormamak için daha çok çalışıyorum. Bir barda. Evet 15 yaşında ki bir kızın barda çalışması normal değil ama beni işe alan tek yer orası. Branda. Barın adı bu barda Poluyata da ünlü bir yer her Poluyatalı burayı bilir. Kraliyet ailesinden bile gelenler oluyor. Ama sarhoş insanlarla ugraşmak zor oluyor. Bir keresinde yanımda çalışan liya adlı kızı öldürmeye çalıştılar. Tabi patronunuz iyiyse pekte paniğe gerek yok onları istediği zaman kovabilir ve bu onun itibarınıda etkilemiyor. Tabii patronumdan bahsetmessek olmaz. Adı Yoka Poluyatanın önde gelen zenginlerinden. Bu yüzden çoğu kız ona hayrandır. Ben hariç. Evet bay Yoka yakışıklı ve zengin olabilir ama o benim için her konuda kız kardeşini destekleyen bir abi rolünü oynuyor . Hatta bazen ona Yoka abi bile diyorum oda bunu önemsemiyor hatta efendim kardeşim bile diyor. Yani anlıyacağınız ben onunla abi kardeş ilişkisi yaşıyoruz hiç öyle aşk falan yok. Yani bir de aeamızda kaç yaş fark var. O 24 yaşında ben ise daha 15.9 yaş var yani bu yüzden bir kadınla sevgili olursa onu kıskanıp kadından ayırmaya çalışmam. Yoka abi hem babama da yardım eder kendi babası gibi onun da bir ailesi yok bu yüzden bizi ailesi olarak görüyor bizde onu ailemizin bir üyesi gibi görüyoruz. Sıkıldık gibi devam edeyim.
Güneşin ılık sıcaklığı tenime vuruyordu. Yataktan kalktığım gibi yüzümü yıkadım. Yeni bir gün yeni bir zaman. İş kıyafetlerimi giydiğim gibi evden çıktım. İş yerime gittiğimde köylüler barın etrafında toplanmıştı köylülerin arasından sıkıştıkış geçtikten sonra bay Yoka ve düzenli olarak barda kargaşa çıkartan müşteriyle bağırış çağrış kavga esiyorlardı liya ise barın kenarın da saydam gözyaşları döküyordu. Liya ya ne olduğunu tam soracakken liya kafasını kaldırıp bana doğru koştu.
Liya: Lux bay Yoka ve o adam ile senin hakkında konuşurken kavgaya girdiler. Nolur bay Yokayı durdur yoksa adamı öldürecek.
Dedi liya bunları duyunca kafam çok karışmıştı. Neden benim hakkımda konuşuyorlardı?ya da benim hakkımda ne konuşuyorlardı? Diye bir sürü soru işareti ile doldu kafam ama zamanım yoktu bay Yokayı durdurmam lazımdı. Aceleyle kargaşanın olduğu tarafa koştum bay Yoka adama küfürler yağdırıp duruyordu bay Yokayı kolundan tutup çektim yüzüne baktığımda gözleri sinirden alev almış gibiydi. Onu kenara çektiğimde bana bakıp gözlerin deki alev sanki bir yağmur yağmışçasına söndü.
Yoka:Lux bu işe karışmamalısın.
Lux: Bay Yoka lütfen sakinleşin durumu çözmenize yardım edeyim.
Adam:bencede Lux kesinlikle patronunu sakinleştir senin gibi sürtükler anca bu işi yapar
Deyince bay Yoka beni kenara itip adama bir yumruk daha attı anlamammıştım neden bana sürtük demişti? Ve bay Yoka neden bu kadar sinirliydi tekrar bay Yokayı kolundan çekmeye çalıştım ama benim gibi incecik bir kız bay Yokanın şimdi ki siniri ile onu çekemezdi. Sonra kalabalığın arasından kraliyet askerlerinin geldiğini gördüm adamı alıp götürürlerken adam bana seslenmeye devam etti.
Adam: Unutma Lux hayatın değişecek.
Dedi. Neden hayatım değişecekmiş ki diye? Sormak istedim ama sanki ağzım düğümlenmiş gibiydi. Konuşamadım. Ağzımdan tek bir kelime bile çıkmadı. Korkudan mı? Yoksa şaşkınlıktan mı? Olduğunu anlamadım kafam o kadar doluydu ki. Sadece bay Yokaya odaklanmıştım gözlerim yaşarmaya başlayınca anladım bay Yoka benim yüzümden zarar gördü ve kendini affedemediğim için üzüntüden tek bir kelime bile edememiştim. Bay Yoka bana bakınca elleriyle gözyaşlarımı sildi ve beni sakinleştirmeye çalıştı gözyaşlarım damlarken ben sadece bay Yokaya odaklanmıştım sonra gözlerim karardı. Gözlerimi açtığımda Brandanın çatı katında ki odasındaydım bay Yoka yanımda endişeli ve sinirli bir şekilde koltukta oturuyordu. Tam uyandığımı söyleyecekken bana döndü ve gözleri faltaşı gibi sevinçle doldu. Sanki çok ağır yaralanmıştım da yıllardır gözlerim kapalıymış gibiydi. En son hatırladığım şey gözlerimden yaşlar akarken gözlerimin karardığıydı. Bay Yoka bana ismimi bağırdığında bir şeyler olduğunu anlamıştım. Ama garip olan bir şey vardı gözlerimi açtığımda bay Yokanın arkasında kraliyet askerleri vardı. Sanki uyanmamı bekliyorlarmış gibiydi. Ama neyi taşralı bir kızın uyanmasını mı? Neden beklesinler ki bu ülkede bir değerim yoktu sadece barda çalışan cılız bir kızım. Umarım kötü bir şey yapmamışımdır diye umdum. Bay Yoka bana seslendi
Yoka:Lux iyi misin?
Lux: iyiyim bay Yoka siz iyi misiniz? Yaralarınız çok kötü duruyordu
Yoka: merak etme iyiyim asıl önemli olan sensin zaten ben kolay kolay bayılmam
Bayılmak mı? Ne yani gözlerim karardığında bayılmış mıydım?bay Yokanın kollarına ne kadar utanç verici. Diye duruyordum ellerimle yüzümü kapattım çünkü kızarmaya başlamıştım. Bay Yokanın bana nasıl baktığını tahmin etmek zor değildi neden yüzümü kapattığımı sorgularcasına bakıyordur. Diye düşündüm. Ellerimi yüzümden çektiğimde biraz da olsa rahatlamıştım. Yüzümü açtığımda muhafızlardan biri bana döndü ve bir mektup uzattı. Mektubu aldığımda bay Yoka sanki üzgün gibi yere bakıyordu. Yataktan yavaşça doğruldum ve mektubu açtım kelimelere dökülmüş duygular gibiydi mektup:
Prenses Lux'a
Zor günler geçirdin, belki de hiç görmek istemediğin anılar. Ama Lux canım kızım senin ne tür acılar çektiğini teker teker izledim. Üzgünüm seni koruyamadım ama artık cesaretimi topladım seni Poluyata prensesi ve Poluyatanın veliaht prensesi olarak saraya çağırıyorum. İstediğin kadar düşün ve cevabını bana ver ama şunu unutma annen olarak senin içten bir şekilde mutlu olmanı istiyorum. Dediklerimi düşün ve patronuna yani Yokaya ver o senin cevabını bize ileticektir. Seni bekliyor olucam Poluyatanın prensesi.
Ne? Ben mi? Prenses mi? Annem mi? Bunlar ne demek oluyordu. Cevapları kolaydı ama anlaması zordu. Aklım karma karışıktı yataktan kalktığım gibi bay Yokaya baktım ne demek oluyordu bunlar? Bir açıklama bekliyordum oda bunun farkındaydı. Bana doğru baktığında koltuktan yavaşça kalktı ve bana sarıldı. Sanki bu son görüşmemiz gibiydi beni ölesiye göremeyecekmiş gibi. Ama cevap verene kadar zamanım vardı. Bay Yoka kulağıma doğru eğildi ve bana bir kaç kelime söyledi. Sessizce:
Yoka: Lux hayatına en iyi şekilde devam etmeni istiyorum senin iyiliğin için. Ama cevabını belli ise her zaman senin için burada olacağımı bil.
Dedi. Bay Yokanın göz yaşları tenime damladı. Onun ağladığını ilk defa görüyordum. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi nedenini anlamadım bu duyguyu hiç hissetmedim. Bunu ona söyleyemezdim. Çünkü yanlış anlayabilirdi. Beni geriye doğru iterek omuzlarıma kollarını koydu ve bana sanki gerçek bir abi gibi sevgi ama hüzünle baktı içimden şunu düşündüm bu kalbimi yerinde oynatan duygu
Aşk mıydı?

