İçeriğe geç

Taht Kavgası

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Taht Kavgası

Bölüm 1

İntikam

"Kazandık Lenora! Başardık!"

diyerek bana doğru koşuyordu. Bende ona doğru heyecanla koştum ve sarıldık.

"Yapabileceğini biliyordum Arthur. Bundan sonra önümüzde hiç bir engel kalmadı. Ayrıca henüz kazanmış sayılmayız, daha yeni başlıyoruz..."

dedim ve Arthur' un elini tutup saraya baktım.

Yarın Arthur sarayda gardiyan olarak işe başlıyordu, ben ise prens Drake in öğretmeni olarak. Sonunda saraya sızmayı başarmıştık. 10 yaşından beri planladığımız oyuna sonunda başlıyorduk.

10 yıl önce...

Arthur...

"Oğlum, uyan çabuk..."

Annem gecenin bir yarısında beni uyandırdığında çok korkmuş ve şaşırmıştım.

O zamanlar daha 8 yaşındaydım.

Beni elimden tuttu ve sarayın merdivenlerinden koşarak inmeye başladık. Sarayın bahçesine çıktığımızda annem "çok sessiz olmamız lazım."dedi fısıldayarak. Elimden tuttu ve beni sarayın arka bahçesine götürdü. Bahçe duvarının önüne geldiğimizde bana duvardaki küçük deliği gösterdi. Sadece küçük bir çocuğun geçebileceği büyüklükte bir delikti.

Annem eğildi ve elime bir kağıt verdi. "Ormanı takip et, elinden geldiğince hızlı koş ve saklan. Ormanın sonunda bir köy var. Elindeki kağıtta bulman gereken insanların ismi yazıyor. Onları bul ve sakın kimseye prens olduğunu ve nerden geldiğini söyleme. Kim olduğunu sadece o kağıtta isimleri yazan insanlar bilecek. Sen bundan sonra prens Edward değilsin, köylü Arthur sun. Bunu sakın unutma tamam mı? Bir daha sakın asiller kasabasına gelme. Burdaki hayatını unut ve kendine yeni güzel bir hayat kur. Seni çok seviyorum..."

dedi ve sıkıca sarıldı. Uzun bir sarılıştı. Saçlarımı koklayıp öptükten sonra beni kendinden uzaklaştırdı ve "hadi git..."

dedi.

Delikten geçtim ve arkamı dönüp delikten anneme baktım.

"Arkana bakma, sadece koş ve köyü bul. Beni unut, bizi unut, burayı unut."

dedi ve ayağa kalkıp arkasını dönerek saraya doğru yürümeye başladı.

Koşmaya başlayacağım sırada annemin çığlıklarını duydum ve arkama baktım. İki tane gardiyan annemi kollarından tutup sürüklüyordu.

"Bırakın beni!"

diye bağırıyordu annem.

Bunlar kraliçe Suzan ın adamlarıydı.

"Ben ileride kral olacak olan prens Edward ın annesiyim. Bana birşey yapamazsınız!" dedi annem.

"Artık prens Edward olmayacak."

dedi gardiyan.

"İleride kral, prens Morgan olacak!"

Diğeri ise "Edward nerde? Çabuk söyle!" diye bağırıyordu.

Annem ise cevap vermiyip sadece ağlıyordu.

Gardiyanlar beni aramaya başlamadan önce hemen koşup kaçmam gerekiyordu. Bir yandan ağlayarak annemin çığlıkları eşliğinde koşarken, biryandan da kendime yemin ediyordum. Bir gün bu saraya gelip annemi kurtarıcaktım. Bir gün Morgan ı öldürüp kral olacaktım.

Sabaha karşı köye varmıştım. Kalabalık bir pazar vardı. Bir köşeye geçip insanları izlemeye başladım. Kime güvenip elimdeki kağıdı verecektim ki?

Bir süre sonra benim yaşlarımda bir kız çocuğu geldi yanıma.

"Kayıp mı oldun?"

diye sordu.

"Evet."

dedim.

"Bulmama yardımcı olur musun?"

"Olurum tabiki."

dedi ve gülümsedi. Sıcak bir gülümsemesi vardı, çok güzel bir kızdı.

"Annenin babanın adı ney? Adresini biliyor musun?"

diye sordu.

Ona elimdeki kağıdı uzattım. Kız elimdeki kağıdı açıp okudu.

"Aaa, burayı biliyorum. Evlerimiz çok yakın. Gel seni götüreyim."

dedi ve bana elini uzattı. Kızın elini tutup oturduğum yerden kalktım.

Bir süre kızla beraber yürüdükten sonra durduk.

"İşte geldik."

dedi.

"Bayan Emma nın evi burası. Ama bir oğlu olduğunu bilmiyordum. Okula gitmiyor musun? Seni okulda da görmedim."

Ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Daha bayan Emma kim onu bile bilmiyordum.

"Neyse kaybolduğun için korkmuş olmalısın. Evine gidip dinlen en iyisi. Daha sonra görüşürüzz."

dedi ve kağıdı bana geri verdi.

"Bu arada ben Lenora. Senin adın ney?"

dedi ve elini uzattı.

"Ben E...,"

Annemin sözleri aklıma geldiğinden son anda lafı çevirip

"Arthur."

dedim.

"Benim adım Arthur. Memnun oldum Lenora."

dedim ve elini uzattığı eli sıktım.

"Bende tanıştığıma çok memnun oldum Arthur."

dedi ve gülümseyip evine gitti.

Evlerimiz cidden birbirine yakındı. O hemen iki ev ötemdeki evde yaşıyordu. O gün onunla yakın arkadaş olacağımızı hissetmiştim.

Öyle de olmuştu. Lenora her zaman yanımdaydı. Bana hep destek olmuştu ve beni korumuştu.

Okula ilk başladığımda ayak uydurmakta zorlanıyordum. Ve okuldaki çocukların zorbalığına uğruyordum. Ama Lenora hep beni onlardan koruyup onlara haddini bildiriyordu. Fakat bunu yaparken gücü yetmediği için büyü gücünü kullanıyordu. Okulda büyü yapmak yasak olduğu için de ceza alıyordu. Okuldan uzaklaştırma almasına rağmen benim yanımda olmaktan ve beni korumaktan hiç vazgeçmemişti.

Bir gün bana eğer bir daha büyü yaparsa okuldan atılabileceğini söyledi. Ve biz de onunla bir karar aldık. Beraber dövüşmeyi öğrendik. Her gün okul çıkışları birkaç saat çalışıyorduk. Birkaç hafta içerisinde okuldaki çocuklar artık bizden korkuyordu ve bize bulaşamıyordu.

Büyü her ne kadar etkili olsada Lenora o zamanlar küçük olduğu için çok büyük büyüler yapamıyordu. Büyüsü çocukları korkutmaya yeterli değildi.

Zamanla büyüdük. Lenora büyücülük derslerinde çok iyiydi, kendini gittikçe geliştiriyordu. Hatta bazı çocuklara para karşılığında dersler bile veriyordu.

Ben ise kendimi dövüşmek konusunda geliştirmiştim. Köyde benim yaşımda kim varsa hepsiyle dövüşmüştüm ve hepsinde de ben kazanmıştım.

Köyde Lenora nın ve benim adımı duymayan kalmamıştı. Hatta adımız diğer köylere bile duyulmuştu. Asiller kasabına bile gitmişti.

Ve bir gün... Lenora ya sırrımı söyledim. O da benim gibi intikam yemini etti. Bir gün ben bu ülkenin kralı olacaktım. Lenora yı ise kraliçe yapacaktım.

Aslında Lenora bana "sen kral olursun, beni de kraliyet büyücüsü yaparsın." demişti.

Ama ben ona "Sadece büyücü olmana izin veremem. Kral olana kadar her zaman yanımda olucaksın ama ben kral olduktan sonrada hep yanımda olmanı ve bana ülkeyi yönetmemde yardım etmeni istiyorum." demiştim.

Kraliçe olma fikri Lenora nın hoşuna gitmişti. Kral olma fikri de benim. Ve o günden sonra daha çok canla başla çalışmaya başladık. Ve sonunda işte bugün saraya girebilecek kadar güçlenmiştik.

Günümüz...

"Günaydın Arthur. Hadi, kalk. Bugün büyük gün."

dedim ve Arthur u uyandırdım.

Arthur gülümsedi ve gözlerini açtı.

"Günaydın Lenora."

Gülümsedim ve elimdeki tabakları masaya koydum.

"Acaba prens Drake nasıl biri?"

diye sordum.

"Bilmiyorum. Drake i en son gördüğümde 8 yaşındaki bir çocuktu. Onunla oyunlar oynardım. Ama annesi çok güçlü bir kadındı. Eminim o da büyüdükçe annesi ve abisi gibi güçlü ve zeki biri olmuştur."

dedi.

Prens Morgan ve prens Drake in anneleri aynıydı ve öz kardeşlerdi. Fakat Arthur başka bir annedendi. O yüzden Morgan ile Drake in annesi olan Kraliçe Suzan, kral olamasın diye Arthur u öldürmeye kalkmıştı. Arthurun annesi kraliçeyle başa çıkabilecek kadar güçlü değildi, Arthur un öleceğini biliyordu. O yüzden bir gece onu saraydan kaçırmıştı.

Fakat kraliçe kendi oğlunu öldürmeye kıyamamıştı. Büyüyüp kendi aralarında halletmelerini istemişti. Bizim planımız ise Drake e Morgan ı öldüttürüp, daha sonra Drake i öldürüp , Arthur u tahta geçirtmekti.

Hedef olarak Drake i seçmiştik. Çünkü abisi Morgan gerçekten çok güçlü ve zeki bir adamdı. Onu bizim öldürmemiz imkansızdı. Bunu yapabilecek tek kişi Drake ti.

"Zeki olduğunu sanmıyorum. Bir prens nasıl olurda okullarda verilen kolay büyücülük derslerinden kalıp, özel derse ihtiyaç duyabilir aklım almıyor. Tek yapması gereken büyücülük tarihini ezberleyip, sadece insanların yapabileceği birkaç basit büyüyü öğrenmekti."

dedim.

"Büyü yapmak büyücüler için kolay Lenora, insanlar için zor birşey. Baksana yıllardır senleyim, ben bile çok iyi değilim bu işte. Ayrıca Drake in derslerinin kötü olması işimize geldi. Ona hergün özel ders verip, yakınında olucaksın."

dedi Arthur.

"Evet, umarım beni sevip bana güvenebilir."

"Umarım Lenora. Unutma bir anda çok yakınlaşmıcaz, santranç oynuyormuş gibi yavaş yavaş dikkatli adımlar atıcaz. Ah, hayali bile güzel. Üçümüz çok iyi anlaşıcaz..."

dedi ve hayallere daldı.

"Hadi gel de kahvaltını et. Yeni işinde güce ihtiyacın olacak. Ayrıca bugün bu evde ve bu köyde son günümüz. Çok mutluyum. Bugün hayatımdaki en güzel ikinci gün."

dedim.

Arthur kalkıp masaya oturdu ve

"Birincisi hangi gün dü?"

diye sordu.

"Senin kral olduğun gün hayatım en güzel günü olacak."

dedim.

Kahvaltımızı ettikten sonra çantalarımızı aldık ve evden çıktık. Atlı arabaya binip sarayın yolunu tuttuk.

Yaklaşık yarım saat sonra sonunda varmıştık. Sarayın duvarının dibinde durduk ve çantalarımızı yere bıraktık.

"Az kalsın unutuyordum. Biraz çömel ve arkanı dön."

dedim.

"Aaaa, doğru. Nasıl unuttuk, birazdan kontrolden geçicez. Az daha tüm planımız suya düşecekti."

dedi ve eğilip sırtını açtı.

Elimi Arthur un sırtındaki, ay şeklindeki doğum lekesinin üzerine koydum. Bu sadece kraliyet soyundan olanlarda olan bir işaretti. Damarlarında soylu kan akan herkesin sırtında hilal ay şeklinde bir doğum lekesi olurdu. Ve ayrıca büyücü soyundan gelen herkesin omuzunda da yıldız şeklinde bir doğum lekesi olurdu.

Bu doğum lekeleri sadece çok güçlü bir kara büyüyle kapatılabilirdi. Kara büyü, yapması çok tehlikeli ve yasak olan büyülerdi.

"Bunu yaptığın öğrenilirse idam edilirsin Lenora, bundan emin misin?"

dedi Arthur.

"Sen kral olduktan sonra senin emrin olmadan kimse beni idam edemez Arthur. Fakat o zamana kadar işinde iyi olan büyücülerden uzak durmam lazım. Eğer belli bir mertebeye ulaşmış bir büyücü bana dokunursa kara büyü yaptığımı anlayabilir."

dedim.

"O zaman çok dikkatli ol Lenora. Sensiz yapamam. Benim yüzümden sana birşey olursa kendimi asla affetmem."

dedi.

"Merak etme. Bizi kimse yenemez. Biz Lenora ve Arthur uz. Unuttun mu? Yenilmez ikili... Neyse büyü bitti. Hadi kalk geç kalıcaz."

dedim ve bavullarımızı alıp sarayın bahçesinin kapısına gittik.

Gardiyanlar kapıyı açtığında elimizi tuttuk ve karşımızda duran, göklere uzanan, koskocaman saraya baktık. Daha sonra birbirimize bakıp gülümsedik ve emin adımlarla içeri girdik.

" Bu saraya son girişimiz olucak."

dedim. Heyecandan içim içime sığmıyordu.

"Ya bu sarayda öldürülücez , ya da bu sarayda yaşlanıp ölücez."

dedi Arthur.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.