İçeriğe geç

Tahayyül

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Tahayyül

Bölüm 2

2.Bölüm

Gözlerimi diktiğim tavandan ayırarak saate baktım. Saat sabahın 7'si olmuştu bile.

Dün ne kadar onu arasamda göremeyip eve döndüm. Dünden beri kafam sadece onu düşünmekle meşgul. Gözleri bir an olsun gözlerimin önünden gitmiyordu. Düşünceleri kafamdan atmak istercesine başımı sallayarak banyoya girdim. Ilık suyu açarak vücüdumun gevşemesini sağladım.

Çok geçmeden duştan çıktığımda bildirim sesi gelen telefonumu elime alarak mesaja baktım. Yine Can ve ilaçlarımı içmem konusunda yaptığı hatırlatmalardı. İyiyim dedikçe hala neden ilaç konusunda bu kadar ısrarcı anlamam. Gözlerimin önüne gelen yeşil gözlerle yatağıma oturdum. İçime doğan bir anlık hisle hemen hazırlanıp dün onu gördüğüm yere giderek beklemeye koyuldum.

Gelmiyordu. Bir saatten fazla bekliyordum burada. Yakınlardaki birkaç kişiye onu tarif edip görüp görmediklerini sorsam da kimse böyle birini görmediğini söylemişti.

Sıkkın bir şekilde oflayarak ellerimi ceplerime daldırdım ve ağır adımlarla eve doğru yürümeye başladım. Çalan telefonumla ellerimi ceplerimden çıkararak telefonuma baktım. Arayan her zamanki gibi Can'dı. Şu an konuşacak durumda değildim. Onunda sonrada konuşurdum sonuçta.

Telefonumu kaparak tekrar cebime attım ve yürümeye devam ettim. Birden omzuma dokunan el ile arkamı döndüğümde gözlerimin ışıldamasına engel olamadım. Bu oydu. Yine gözleri beni kendisine hapsedecek kadar güzel bakıyordu. Dilim suskun gözlerim ise sadece onu izlemekle meşgul. Kalp atışlarımı bu kadar net duyarken onun duymasından korkuyordum.

"Merhaba ablamı aramam gerek. Acaba telefonunuzu kullanabilir miyim?"

Ses tonumu toparlayarak titrek ve sevincin karışımı bir sesle karşılık verdim;

"Ta-tabi buyrun."

Ufak bir konuşma yaptıktan sonra telefonumu geri verdi. Ama onun böylece gitmesine izin veremezdim. Onu bu kadar aramışken mucize gibi karşıma dikilmişti. Öne doğru bir adım atarak elimi uzattım.

"Bu arada ben Cenk."

Kışı yaza çevirecek gülümsemesini yüzüne yerleştirerek elimi sıktı.

"Bende Elvin. Memnun oldum."

Elvin diye geçirdim içimden. Cennette yer alan çiçek. İsminin anlamını taşıyordu gerçekten.

Onu ilk gördüğüm an aklıma gelen soruyu sordum.

"Seni daha önce hiç buralarda görmedim."

"Ha evet. Buraya henüz yeni taşındık. Şu sokağın az ilerisinde oturuyoruz."

diyerek bahsettiği sokağı gösterdi elinle.

Yeşil gözlerini gözlerime mühürleyerek konuşmasına devam etti;

"Aslından buraya geldiğimizden beri hiç arkadaşım olmadığı için kimse ile konuşamıyordum. Seninle tanışmam iyi oldu gerçekten."

"Peki madem arkadaş olduk yarın birşeyler içmeye ne dersin?"

Kalbim resmen ağzımda atıyordu. Acaba beni tersler miydi?

"Güzel olur aslında. Hem birbirimizi tanırız hemde kendimi artık burada yanlız hissetmem."

Verdiği cevapla derin bir oh çektim içimden.

"Peki ben sana nasıl ulaşacağım?"

Eliyle az önceki gösterdiği sokağın başını gösterek konuşmaya başladı;

"Bu sokağın başına gelip beni bekle. Ben gelirim."

"İyide orada olduğumu nereden bileceksin?"

"Sen sadece dediğimi yap. Ben gelirim."

Demekki evi sokağın başını gören bir yerde. Benim geldiğimi gördüğü zaman yanıma gelir diye geçirdim içimden. Birbirimize sıcak gülümsememizi yollayarak kendi yollarımıza doğru ayrıldık. .

Yolda ıslık çalarak kendimce tuttuğum ritim ile evime doğru yürümeye başladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.