İçeriğe geç

Taekook

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Taekook

Bölüm 2

1.Bölüm

Kalp kırıklığı nasıl anlatılırdı? Kalp kırıklığımızı anlamayanlar yanımızda olabilir miydi? Anlamayanların yanımda olmasına yer yoktu ve ben bunun farkındaydım. Göremeyen herkesi silecekken kendileri gitmeyi tercih etmişlerdi. Beni zor günümde yalnız bırakmışlardı. En yakınlarım bile...

Sevgilim benden sıkıldığını ve başkasından hoşlandığını söylemişti. Beni asıl bitiren ise buydu. Hiç kimseye güvenmemem gerektiğini biliyordum elbette. Ama kendisi bana duygularım olduğunu tekrardan hatırlatıp beni yarı yolda bırakmıştı. Bugün bu acılarım son bulacaktı. İnsanlar kalp kırıklığını asla gerçekten anlayamazdı. Söylenilenlerin yanında söylenmeyenler de vardı. Bütün bunlar geçecek acılarım son bulacaktı.

Bugün onunla tanıştığımız yere gidecektim. Bir teras. O zaman da aynı duygular içinde nefes almaya çalışıyordum. O ise yanımda durup nefes almama yardım etmişti. Tekrardan düşüncelerimden sıyrılıp ayaklarımı yataktan sarkıttım. Odam da kafam gibi darmadağındı. Bunların arasıında aradığım şey ise sadece mavi bir kot ve siyah bir tişörttü. Yavaşça ayağa kalkıp etrafa bakındığımda dolabıma bakmam gerektiğini anlamıştım.

Dolabın kapağını açtığımda beklediğim şey dışarı fırlayan kıyafetler değildi. Hemen aralarından siyah tişörtümü bulduğumda kotumla beraber üzerime geçirdim. Odamdan çıktığımda koridorun ışığını açık bırakıp dış kapıyı açtım. Kendime bakmaya ihtiyacım yoktu. Zaten yeterince berbat haldeydim.

Dışarı çıktığımda telefonumu elime alıp İnstagram'da gezinirken bana gelen yeni bir bildirim olduğunu gördüm. Bu beni şaşırtmıştı çünkü hesabım gizli bir hesaptı ve sadece birkaç kişi beni takip ediyordu. Gelen mesaja tıklayınca gördüğüm şeyle duraksadım ve okumaya başladım;

"Ne kadar merhametli ve iyi kalpli biri olduğunun hala farkında değil misin?"

Üstünde düşünmeme gerek olmadığı için hızlıca yanıt verdim. "Bazen iyi kalpli olmak da cehennemdir." yazıp gönderdim. Bana yazmışsa zaten beni tanıyordur diye düşünerek merdivenden inmeye devam ettim. Telefonum tekrardan titrediğinde cebimden çıkarıp bir daha baktım. "Böyle şeyleri merhametiyle başa çıkamayan kişiler yapar. Sen yapma."

Anlam veremeyip tekrardan hızlı bir mesaj yazdım. "Neyden bahsediyorsun?" mesajı attığımda telefonumu tekrardan arka cebime yerleştirdim ve terasa gitmek için yola koyuldum.

Her adım attığımda bir yandan bunu yapmak istemiyor bir yandan da hissettiğim şeylerin bitmesini istiyordum. Yolum uzak olduğu için müzik dinlemeye karar verdim. Telefonumu ve kulaklığımı çıkartıp kulaklığı kulağıma takıp çalma listemden rastgele bir şarkı açtım.

Müzik sesi kulaklarımı doldururken terasa geldiğimi fark ettim. Evet. Sevgilimle tanıştığımda da aynı duygular içerisinde buradaydım. O ise yanımda bana destek çıkıyordu. Ama bu sefer amacım farklıydı. Hayatıma son vermek. İnsanların hayatının içini görmeden onlar hakkında yorum yapmak kolay bir şeydir. Ama o kişi için o hayat dünyadaki cehennemi olabilir.

Merdivenleri bir bir çıkarken bir yandan da dinlediğim şarkıyı mırıldanıyordum. Terasın en üst katına vardığımda kenardaki demirlere yaklaştım ve içime derin bir nefes çektim. O sırada tekrardan telefonumun titremesi ile telefonumu açtım.

"Seni görebiliyorum ve ne yapacağını tahmin edebiliyorum Jungkook. Ne yapacaksan lütfen kararından vazgeç."

Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken bir mesaj daha geldi.

"Bende şuan seninle aynı haldeyim. Yıkılmış durumdayım, ama bu bir şey değiştirmez. Hayata bir kez geliyoruz Jungkook."

Kim olduğunu bile bilmediğim birisi beni düşünüyordu ve ne yapmaya çalıştığımı anlamış gibiydi. Ama kimdi bu?

"Kimsin?"

cevap anında geldi.

"Arkana bak." gelen mesajla arkamı döndüğümde kimse yoktu ama adım seslerini duyabiliyordum. Adım sesleri gittikçe yaklaşıyordu. En sonunda karşımda duran siyah paltolu silüete baktım. Zaten bu kim olduğunu anlamama yetiyordu.

"Taehyung?" dedim soru sorar gibi. Bu imkansızdı. Taehyung ölmüştü. Bu imkansızdı. Birkaç adım daha yaklaşınca yüzüne vuran ay ışığı güzel yüzünü açığa çıkarmıştı. Dokuz ay önce intihar ederek hayatına son vermişti ama karşımdaydı. Yüzünü görmem bile gözlerimin dolmasına yetmişti. Şuan sinirli olmam gerekiyordu çünkü bana yalan söylemişti. İntihar etti diye ailesi cenaze yapmayı bile kabul etmemişti. Bana hiçbir şey söylemeden çekip gitmişti ama şuan karşımdaydı.

"Sevgilim," dedi bana doğru. "Taehyung," diye cevapladım hemen. Ama sesim titriyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.