Sabah Elena'nın odaya girmesi ile uyandım."Prensesim, artık uyumanın bir lüzumu yok." derken odamın perdelerini açıyordu.Elena beni uyandırmak için odama bu saatlerde gelmezdi.Bunu sadece gerçekten önemli bir şey olduğunda beni uyandırmak için yapardı.Anladim hemen.Brillante ailesi saraya doğru yola çıkmış olmalıydı.Yataktan kalktığım gibi doğru banyoya gittim.Önce ılık bir duş aldım.Duştan çıkınca aynada saçlarıma baktım.Gün geçtikçe saçlarım beyazlaşıyordu.Ama bu sedef hastası olduğum için değildi.Vücudumun herhangi bir yerinde beyazlık yoktu çünkü.Doktorlar neden olduğunu açıklayamıyorlar.Her gün doktorların bana hazırladığı saç boyasını kullanıyorum.Normalde saç boyaları etkilidir.Suya değdiği gibi akmaz,öyle değil mi? Ama saçıma şu değdiği anda boya akıp gidiyor.Saçımın beyazladığını ailem dışında sadece Elena ve Alvaro biliyor.Çünkü annem bunun saklanması gereken bir durum olduğunu düşünüyor.Babamsa tam aksine bunda saklanacak bir durum olmadığını.Ama annem her zaman baskın geldiği gibi bu konuda da baskın gelmişti.
Bunları düşünmeyi bırakıp havlumu alarak duştan çıktım. Elena benim için kıyafet seçiyordu.Benim banyodan çıktığımı görünce her zaman ki gülümsemesi ile bana baktı ve "Valeria bugün büyük gün Brillante ailesi buraya geliyor." dedi.Bana kalsa gelmelerini asla istemezdim ama işte ablamın mutluluğu... Elena bana bakıp dolaptan kıyafetimi çıkardı.Bu bir elbise degildi çünkü biliyordu Elena. Sabah ne kadar geç uyanırsam uyanıyım önce ok atma talimi yapardım.Kıyafetim siyah bir tutumdu. Üstüme tam oturuyordu.Tulumun kol kısımları açıktı ki kolay nişan alabileyim.Tulumun bel kısmında hançerlerimi koymak için kılıflar vardı.Kiyafet dolabimin aşağısında hançerlerimi,oklarimı ve yayimi koyduğum bir bölme vardı.Ordan 2 tane hançerimi aldım ve kılıflarına yerleştirdim.Ok kılıfının ucunda kıyafete takılabilmesi için bir kanca vardı.Tulumuma taktıktan sonra yayımı aldım.Yayım siyah renkte,üstünde işlemeleri olan bir yaydı.Yayı da tutumun sırt kısmındaki kılıfınına yerlestirdim.Elena bana siyah pelerinimi giymemde yardımcı olmuştu.Aynalı şifonyerimin koltuğuna oturup saçlarımın beyaz olan kısımlarını boyadım. Bunu yaparken aynadan Elena'nın "bunu yapmana gerek yok"diyen bakışları farkettim.Elena bunun gerçekte kim olduğumu saklamak olduğunu söylüyor.Haklı.Ama annemin kurallarına karşı gelemem ya.Saclarımın bir kısmını bırakarak küçük bir at kuyruğu yaptım.Elana bana bugünkü programımı okudu.Talim yapmak için 3 saatim vardı yeterde artardı.Elanayla birlikte odamdan çıktık.
♤♤♤
Kral Andres ve Kraliçe Fiona taht odasında oturmuş kızları Mariposa ve Francisco'nun evlenmesini konuşuyorlardı.Bu evlilik yüzyıllardır savaş icinde olan iki krallığada barış getireceğine inanıyorlardı.Bir süre sonra içeri oğulları Prens Carlos girdi.Carlos tahtta oturan anne ve babasının önünde saygıyla eğildi ve taht odasındaki yerine geçti.Carlos annesine bakıp "Brillante ailesi ne zamana kadar burda olur?"diye sordu.Babası oğluna gülümseyerek "Bir kaç saate burda olurlar,kahvaltıyı birlikte yaparız."dedi. Carlos kafasını sallayarak önüne döndü ve anne babasının sohbetini dinlemeye başladı.O sırada odaya Alvaro girdi.Alvaro Kral,Kraliçe ve Prensin önünde eğilip Krala doğru yaklaştı.Kral ondan Brillanteler buraya geldiğinde her aile üyesi için bir koruma seçmesini istemişti.Ve anlaşılan Alvaro görevini yapmıştı.Kral Andres Alvaro'yu kendi oğlu gibi görüyor, ona fazlasıyla güveniyordu.Bu yüzden ona en kıymetlisini koruma görevini vermişti.Kral Andres"Aferin Alvaro bu görevide layığıyla yapacağını biliyordum tıpkı en kıymetli hazinemi koruma görevini yaptığın gibi." dedi.Alvaro bunu duyunca Krala teşekkür etti ve Carlos'un yanına geçti.Carlos ona gülerek bakıyordu.Çünkü Carlos biliyordu ki Alvaro ablasını seviyordu.Bunu bir tek Carlos biliyordu.Alvaro kendi kardeşi Elana'ya dahi söylememişti çünkü Elena bunu öğrendiğinde direkt ablasına söylerdi.Bu kötü bir özellik değildi Carlos için.Aksine bu yalan söyleyemeyeceğini gösterirdi.Diğer birçok özelliği gibi bu özelliğini de çok severdi Carlos.Aslında Carlos direkt Elena'yı çok seviyordu.Elena'nın kıvır kıvır ve upuzun kızıl saçları vardı.Beyaz tenli,ela gözlü,cıvıl cıvıl bir kızdı Elena. Valeria, Carlos'un Elena'yı sevdiğini biliyordu tıpkı Carlos'un, Valeria'nın Alvaro'yu sevdiğini bildiği gibi.
Carlos ile Valeria her zaman çok yakın olmuştu.Valeria ile Carlos arasında 2 yaş var.Carlos ne zaman bir derdi olsa ilk Valeria ile paylaşır.Bu Valeria için de böyledir.Carlos bunları düşünürken Valeria kapıda gözüktü.
♤♤♤
Elena ile birlikte taht odasına doğru yürümeye başladık.Koridorda telaşla ordan oraya koşuşturan bir sürü insan vardı.Bu kovuşturmanın içinde kalmamak için hızlı yürüdüm.Elena da bana ayak uydurdu.Sonunda taht odasına gelmiştik.Kapının önündeki muhafızlar beni görünce eğilip kapıyı açtılar.İçeri girerken Carlos'un bana baktığını farkettim.Ona gülümseyerek odada ilerledim.Annem ve babamın önünde eğilip bende Carlos'un yanındaki yerimi aldım.Elena da saygıyla eğilip Alvaronun yanındaki yeri aldı.Babam bana gülümseyerek "Ok talimine mi gidiyorsun?"diye sordu.Ona bakarak"Evet Kralım.Misafirlerimiz gelmeden yapayım dedim".Annem bana bakarak "Bugün Carlos da seninle geldin olur mu? Artık ok atmayı öğrenmesi lazım ve bunu da bu işte en iyi olan kişiden öğrenmeli diye düşünüyorum" dedi. Bunu dediğinde anneme şaşkına baktım.Annem az önce ok atmakta en iyi kişi olduğumu mu söylemişti? Yok ya yanlış duydum herhalde diye düşünürken babam "Seninle ne kadar gurur duyduğumuzu bilmeni istiyoruz kızım.Daha 18 yaşında olmana rağmen bir çok savaşta yer aldın.Büyük başarılara imza attın."dedi.Annem ise hemen ekledi"Ve bunların üstüne birde ordumuzun en iyi okçusu da sensin kızım." dedi.Annem bunları dediğinde bakışlarım sırasıyla Carlos,Elena ve Alvaro'nun üstünde gezindi.Carlos bana" Başaracağını biliyordum", Elena"Bak Valeria sana demiştim" ve Alvaro ise "Seninle gurur duyuyorum" der gibi bakıyorlardı.Annemin dedikleri benim için çok değerliydi çünkü Annem her zaman hep daha iyi olmamızı isterdi.Ve şuan onun için en iyisiydim.
"Bu değerli sözleriniz için çok teşekkür ederim Kral ve Kraliçem." diyip başımı eğdim. Carlos"O zaman ben hemen hazırlanıyorum sonra hep birlikte çıkarız." dedi ve yanımızdan ayrıldı.
Babam bana,Alvaro ve Elenaya bakarak "Harika bir grup oldunuz dedi."Üçümüzde birbirimize gülümseyerek baktık.Alvaro,ben ve Carlos birlikte büyümüştük.Elena ise 3 yıl önce benim hizmetime verilince gruba katılmıştı.Ama sanki döndümüz sanki en başından tanışıyormuş gibi hissediyoruz.Ben bunları düşünürken içeri Carlos girmişti.Üzerinde benimkinin aynısı olan tulum vardı.Tek fark onun tutumunun rengi kahverengi olmasıydı.Üzerindeki koyu kahverengi pelerini ile göz alıcıydı. Kabul ediyorum küçük kardeşim fazlasıyla yakışıklıydı hatta daha önce bazı asilzadelerden teklif aldığı olmuştu ama onun gözü sadece Elena'yı görüyor.Hepimiz annem ve babamın önünde diz çöküp kapıya doğru yürüdük.Alvaro'ya dönüp "İyiki bugün üniformani değilde daha rahat şeyler giymişsin yoksa ok atmakta zorlanırdın"dedim.Alvaro sadecemuhafiz ordusundayken koyu lacivert bir üniforma gidiyordu.Sonra babam onu beni korumak ile görevlendirince üniforma giyme zorunluluğu kalktı.Ama Alvaro hala bazen üniforması giyiyor.Alvaro gülerek "Bugün sana katılacaktım zaten o yüzden giymedim." dedi.Ben tam bir şey söyleyecekken Elana araya girip "Valeria bana da ok atmayı öğretebilir misin?" dedi. Başımı aşağı yukarı sallayarak "Ben Carlos'a ve sana öğreteyim başka zamanlarda da Carlos ile çalışırsın" dedim.Bunu dediğimde Elena'nın yanakları kızarmıştı.Onun bu haline gülerken Carlos bana "Sağol Valeria" der gibi elini omzuma attı.Birlikte saraydan çıkıp atış yapacağımız yere gitmek için ahıra doğru yürüdük.Ahırların girişinde atlarla sorumlu olan Martini gördük.Bize selam verip eğildi ve hepimize birer at verdi.Benim atim simsiyah dişi bir attı.Adi Sombra.Sombra,ispanyolca gölge demek. Atım çok hızlıdır bazen nerden geldiğini bile göremezsiniz o yüzden ona bu adı vermiştim.Sombra, Alvaro'nun atı Ámbar ile çift.Ámbar kahve ve sarı renklerinde bir at.Carlos'un atı ise beyaz bir at.Ona Desastre adını vermişti.Elena daha önce tabiki de ata bitmişti ama onun hiç kendine ait bir atı olmamıştı. Şimdiye kadar yani.Ahıra girdim.Elena için Kahverengi bir at getirmiştim. Atın dizgininden tutarak dışarı çıktım.Elena atı görünce "Şaka yapıyorsun" der gibi baktı.At ile birlikte onun yanına geldim ve dizginleri ona verdim.Elena hemen bana sıkıca sarılıp teşekkür etti.Hep birlikte atlara binip ormana doğru yola çıktık.
♤♤♤
Esterellaya varmalarına 1-2 saatlik yolları kalmıştı. Kral Lucas ile Kraliçe Julia öndeki at arabasında,çocukları Francisco,Mary ve Mateo ise arkadaki arabalara binmişlerdi. Francisco sonunda sevgilisine kavuşmanın heyecanı içindeydi.Mary ve Mateo ise bu durumdan mutluydular çünkü uzun zamandan sonra Valeria'yı göreceklerdi.Mateo bu sessizliği bozmak için "Sizce Valeria napıyordur şuan?" diye sordu. Mary gülerek "Kesin ok talimi yapıyordur." diye tahminde bulundu. Francisco ise "Bence Alvaro ile uğraşıyordur." dedi.Mateo bunu duyunca yüzü asılmıştı. Çünkü Mateo Valeria'yı seviyordu.Ablası Mary ne kadar onu bu sevdadan vazgeçirmeye çalıştıysada beceremedi.Mateo bu sevdadan vazgeçmemişti. Mary elini kardeşinin omzuna destek olmak ister gibi attı.Mateo başka şeyler düşünerek neşelenmek istedi.Bu yüzden bu defa abisine bir soru yöneltti."Abi hadi gözün aydın Prenses Mariposa ile aranda artık bir engel kalmadı." Francisco ona gülümseyerek baktı ve bu seferde okları kardeşi Mary'e çevirdi."Eee kardeşim nasılsın?" diyerek kardeşine imalı imalı baktı. Mary hemen anladı tabiki ama anlamamışlıktan geldi."İyiyim abicim sen nasılsın?"diye sordu."Bende iyiyim, eee var mı birileri anlat bakalım." dediğinde Mary resmen buz kesmişti.Olabilir miydi bu? Abisi öğrenmiş olabilir miydi?Ama nerden bilecekti ki abisi? Mary dikkat çekmemek için hemen kendini toparladı ve "Yok be abi bilirsin benim bu gönül işleriyle pek bir alakam yoktur,senin aksine." Son kısmı bilerek bastırarak söylemişti Mary. Mateo bu hallerine gülerek onlara bakıyordu. Mary ve Francisco "Gönül İşleri" adlı sohbetlerine iyice dalmışlardı.Mateo da bu fırsattan yararlanarak çizim defterini çıkardı.Bu defteri çok az insan görmüştü. Çünkü Mateo bu deftere sadece onun için çok özel insanları çizerdi.Mesela Mary gibi, Valeria gibi. Şimdi de onu çizecekti,Valeria'yı. Valeria onun bu ilgisini hiç bir zaman görmemişti. O her zaman Alvaro'nun yanında olmuştu. Valeria'yı yıllardır görmemişti ama adı kadar emindiki, şimdi olsa Valeria hala Alvaro'nun tarafını tutardı.Ne kadar daha bunları düşündü bilmiyordu ama Mary'nin onu sarsması öle kendine geldi.Pencerenden baktığında Esterella'ya gelmişlerdi.Saraya da az kalmış demekti.
♤♤♤
Ok atma talimini bitirmiştik. Carlos tahminimden biraz daha kötüydü ama olsun. Sorun değildi. Zamanla kendini fazlasıyla geliştirirdi. Şuan ben ve Alvaro bir ağacın gölgesinde oturmuş dinleniyoruz. Carlos ise bizden biraz ilerde Elena'ya ok atmayı gösteriyordu. Onlar için mutluydum. En azından içimizden bazıları mutlu olacak gibiydi. Alvaro'ya dönüp "Elena'yı kıskan mıyor musun yada Carlos'a kızmıyor musun."diye sordum ve aldığım cevap çok etkileyiciydi. Onlara doğru bakarak "Neden kızayım ya da kıskanayım ki onlar birbirlerini seviyorlar. Elena bana bahsetmiyor ama ben anlıyorum. O da Carlos'u seviyor." "Tıpkı Carlos'un da Elena'yı sevdiğini gibi" dedim. Alvaro bunu bilmiyormuş gibi bana şaşkına bakarak "Nasıl yani sen biliyor musun dedi?" benim Carlos'un ablası olduğumu unutuyordu."Tabiki de Carlos bir sıkıntısı olduğunda ilk benimle gelip konuşur tıpkı Elena'nın yaptığı gibi. Son kısmı bastırarak söylemiştim. Alvaro bana "bak sen" der gibi bakıyordu. "Evet doğru Elena bana anlatmak yerine ilk sana anlatır hatta ve hatta ben kardeşim hakkında çoğu şeyi her zaman en son öğreniyorum. Neden acaba birileri onu bana karşı kötülüyor olabilir mi mesela senin gibi hı?" "Aaaaa ne münasebet canim kuru iftira hep bunlar." Emin misin der gibi bir bakış atti. "Tamam belki birazcık seni kötülüyor olabilirim ama ona sadece bana yaptığın kötü şakaları anlatıyorum." diyerek çok makul bir açıklama sundum.Bana bakarak gülmeye başladı.Bende ona katılmıştım ki bir anda beni kendine doğru çekerek aradaki boşluğu kapattı. Lakin bundan rahatsız değildim. Alvaro yine saçlarımla oynamaya başlamıştı. Saçlarımın kusurunu öğrendikten sonra hep yapıyordu bunu.Elleri boyalı saçlarımda gezerken "Neden boyuyorsun anlamıyorum. Bence saçlarının doğal hali daha güzel hem beyaz da sana çok yakışıyor."dedi. Ona gülümseyerek baktım ama bu buruk bir gülümsemeydi. Bazen bende Alvaro gibi düşünüyorum boyamasam ne olurdu ki? Annem neden boyamam gerektiğini düşünüyordu? Ben bunları düşünürken Alvaro başını omzuma koymuştu.Bu hareketine gülümseyerek baktım. Hemen anladı neler düşündüğümü. O her zaman anlardı ki zaten. Alvaro yanında kendim gibi davrandığım sayılı insanlardan biri. Annemin hatta babamın bile yanında kendim gibi davranamıyorum. Onların aynı zamanda Kral ve Kraliçem olmasıyla bir alakası yok ama.Ben bunları düşünürken karşıdan gelen bir arabayı gördüm. Tutumumun cebindeki küçük dürbünü çıkardım. Elena da ayni şeyi görmüş olmalı ki "Birileri ana yoldan çıkıp ormana, bu tarafa doğru geliyor" dedi. Ona bakıp dediğini onayladım. Haklıydı.Birileri geliyordu. Görebildiğim kadarıyla bir aileydi gelenler. Carlos ve Elena da yanımıza gelmişlerdi. Hemen yan tarafımızda büyük bir çalı yığını vardı. Carlos ne düşündüğümü anlamış olmalı ki hemen çalılara doğru gitti. Alvaro,Elena ve bende peşinden.
♤♤♤
Saraya doğru giderken birden durduk. Neden durduğumuzu sormak için arabadan indim. Francisco ve Mateo da peşimden geldi.Annem ve babam ormanın girişinde duruyorlardı neden durduklarını sorduğumda ormandan sesler geliyor, yalnız değiliz demişlerdi. Annem hadi çabuk olun çocuklar kim olduklarına bakmaya gidiyoruz demişti. Önde babam ve Francisco hemen arkasında annem,en arkada ise ben ve Mateo vardı. Ormanın içine gittikçe sesler tanıdık gelmeye başlamıştı ama bir ses yabancıydı. Ben kim olduklarını düşünürken babam "Burda kimse yok hadi gidelim." dedi. "Baba burda birileri var, konuşma seslerini duyduk ama bizim geldiğimizi duyunca ya sakladıklar yada kaçtılar." dedi Francisco.
Haklıydı. Bende duymuştum."Daha fazla burda oyalanarak vakit kaybedemeyiz. Kral Andres ve Kraliçe Fiona bizi bekliyor çocuklar." dedi. Aslında annem de haklıydı. Şuan herkes haklı olabilirdi bana göre.
♤♤♤
Duyduğum şeyle kulaklarıma inanamadım. Bunlar Brillantelerdi. Hepimiz birbirimize şaşkınlıkla bakıyorduk. Elana bana bakarak "Şimdi ne yapacağız?" diye sordu."Bence onları biraz korkutmaktan zarar gelmez hı?" dedi gülerek. Carlos'u çok iyi tanıyordum. Ne yapacağını anlamıştım ama anlaşılan Alvaro da anlamıştı ki "Hayır çocuklar bunu yapamayız." dedi."Ahh hadi ama Alvaro her zaman ki gibi mızıkçılık mı yapacaksın?" dediğimde Elana "Bunu söylemeyi sevmiyorum ama Alvaro haklı." dedi. Alvaro ise"Ben her zaman haklıyım küçük kardeşim." dedi. Elena ise"Her zaman değil." dedi. Alvaro tam bir şey söyleyecektiki sus işareti yaptim. Anında susmuştu.
"Siz ister gelin ister gelmeyin ama Valeria ve ben bu planı uygulayacağız."dedi Carlos. "Bu yolda birlikteyiz." dedi. Elana da onu onayladı. Çalılardan bir bir sessizce çıktık. Hepimiz birer ağacın arkasına geçtik. Onları saran dört ağacın arkasına. Pelerinlerimizi başımıza geçirdik,maskelerimizi taktık. Yanımdaki ağaçta Carlos, karşımdaki ağaçta Alvaro,çaprazdan ağacın arkasında ise Elana vardı. Şimdi benim sıramdı işte. Hemen yayımı çıkardım ve okumu taktım. Iskalamamam lazımdı. Yoksa oyunun hiçbir eğlencesi kalmazdı. Erkeklerden biri hareket edecekti ki "Fazla uzaklaşma Mateo." dedi. Mateo. Demek hareket eden Mateoydu. Mateonun tamam ikiz dediğini duymuştum. Kız da Marydi o zaman. Mateo'nun hemen yanındaki ağacı nişan aldım. Ve oku bıraktım. Ok hızla gitti ve Mateo'nun yanından geçip ağaca saplandı. Mateo korkuyla etrafına baktı. Kral Lucas olduğunu düşündüğüm kişi "Kim var orda!" diye bağırdı. Carlos'a baktığımda kıkırdıyordu. Elana hançerlerinden birini benim arkasına saklandığım ağaca attı. Bu hareket ile Mary kılıcını çıkardı. Mateo da okunu yayına takmıştı. Kral Lucas "Kimsen çık karşıma böyle saklanma!" diye bağırdı. Carlosa ve Alvaroya çıkıyoruz işareti verdim. Hepimiz bir anda karşılarına çıktık. Mateo'yu 4 yıl sonra ilk defa görüyordum. Alvaro kılıcını kılıfından çıkardı,Elana ise hançerini. Carlos ile bende oklarımızı yaya geçirdik. Gözlerim hepsinin gözlerinde dolaştı. İlk önce Kraliçe Fiona'da. Gözlerinde korku vardı ama bu korku kendisi içi değil evlatları içindi biliyordum. Sonra Kral Lucas. Tedirgindi ama ailesi için kendini her an feda edeceği belliydi. Mary ve Francisco'nun gözlerinde ise korkuya asla yer yoktu. Mateo'nun gözlerine baktığımda şüphe gördüm. Ben bunları düşünürken omzumda bir acı hissettim. Ağzımdan küçük bir inleme döküldü.
Evetttt ilk bölüm nasıldı sizce? Aslında daha uzun olacaktı bölüm ama bu sefer atmam çok uzun sürecekti. O yüzden bölümü ikiye böldüm. Hem bu sayede hikayenin ömrüde uzar. Şimdi size sorularım var.
Sizce sonda ne oldu peki?
Valeriaya ne olacak?
İlk bölümde en sevdiğiniz karakter kimdi?
Kitapta daha fazla adı geçmeli dediğiniz karakter kim?
Sizce yüzyıllardır savaş içinde olan bu iki krallığın çocuklarının nasıl bir geçmişi olabilir?
Bakalım ne cevaplar vereceksiniz?
🎀✨️