İçeriğe geç

Susturulmuş Senfoni|Yarı Texting

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Susturulmuş Senfoni|Yarı Texting

Bölüm 3

2🎶

Yazar

Kamer ailesi yemeğini yiyordu. Bugün Kamer ailesinin biricik kızı olan Nehir nişanlanıyordu. Tüm aile çok heyecanlı ve mutluydu. "Gerçekten çok heyecanlıyım," dedi Nehir, Murat'ın kulağına. "Aile oluyoruz."

"Aynı heyecan bende de var," dedi Murat.

Bütün bu şen kahkahaları delip geçecek kişi de kapının önüne gelmişti bile. Erdem Kobay.

Kobay malikanesini inceledi, Erdem. Çok lüküstü. İçinde yaşayan insanlar ayrı bir mutluydu ama Erdem olmadan. Erdem, Nehir'in abisiydi aslında. Erdem'in annesi Gül, Deniz ile evlenince Erdem'i terk etmişti. Kendine yuva kurmak için oğlunun yuvasını yok etmişti.

Hayır, aslında Erdem'in hiç yuvası olmamıştı. Bunu sadece sonra anlamıştı.

Erdem sürünerek bir yaşam geçirirken, Gül ise mutluydu. Hemde hiç olmadığı kadar mutluydu. Ee, tabii mutlu bir eşi ve çocuğu vardı. Ne yapacaktı ki Erdem'i? Zaten onu hep başına aldığı bir bela olarak görüyordu.

Erdem onlara zarar vermeyecekti. Sadece kardeşini bu mutlu gününde görmek istiyordu. O, ondan nefret etse bile...

Neden herkes ondan nefret ediyordu ki?

Neden onun sıcacık bir yuvası yoktu ki?

Yine de isyan etmemişti, Erdem. Belki bu daha iyidir, diye düşünmüştü.

Erdem kapıyı çaldı, açan kişi bir çalışandı. "Aa, Erdem Bey. Hoşgeldiniz," dedi genç kadın şaşkınlıkla. Erdem fazla -hatta hiç- malikaneye gelmediği için şaşırmıştı.

"İyi akşamlar," diyerek içeri girdi, Erdem. "Herkes içerde mi?"

"Evet, içerideler, efendim."

Erdem gülümseyerek içeri girdi. "Selam herkese," dediği anda tüm bakışlar ona döndü. Sofradaki herkes şaşkınlıkla ona bakıyordu.

"Ne işin var senin burada?" dedi Deniz öfkeyle.

"Kardeşimin nişanı varmış, bende abisi olarak geleyim, dedim."

"Sen değil," dedi Nehir. "Kamerler davetliydi, abiciğim," dedi kinayeyle.

"Ee, her ne kadar ağızıma sıçmaya çalışsanız da bende bir Kamer değil miyim?"

"Annemin oğlu olman seni abim yapmaz," dedi Nehir.

"Gerçekten mi?" dedi Erdem alayla. "Çok üzüldüm, biliyor musun? Ağlayacağım şimdi!" Kahkaha attı. "İnan bana elimde olsa abin olmak istemezdim, Nehir. Yani benimle böyle konuşma, hiç etkilemiyor."

Etkiliyor, demek isterdi. Kardeşimin benden nefret etmesi canımı yakıyor, demek isterdi ama demedi. Dese de değişen olmazdı zaten.

Kalbi bunu hatırlamasıyla daha da yandı ama o yine de gülümsedi. "Neyse," dedi ve kendine bir sandalye çekip oturdu. Sırıtarak Nehir'in tabağını önünden çekip aldı. "Ya," dedi sahte bir mutlulukla ve eli kalbine gitti. "Az önceki kabalığından dolayı bana tabağını mı veriyorsun, çok teşekkür ederim, canım." Ardından tabağı tekrar Nehir'in önüne koydu. "Ama sen ye, afiyet olsun."

"Adi piç," diyerek ayağa kalktı ve masadaki suyu Erdem'in üzerine döktü. Nehir kapıyı göstererek, "Evimden çık!" dedi.

Erdem güldü ve Deniz'e Nehir'i göstererek, "Saltanatın için büyük bir tehlike var," dedi. "Hazırlıklı ol."

Deniz güldü. "Sen bilmezsin ama aile böyledir,"dedi. Erdem'in tam kalbinden vurdu ama belli etmedi.

"Ah, Deniz babacığım, eşine neden bu kadar güveniyorsun? Kendi öz evladını ve terk eden biri neden seni veya sizi bırakamasın?"

Deniz öfkelendi. "Çık dışarı."

"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış," dedi sakince. "Ben sadece uyarımı yaptım, bilmiş ol." Erdem telefonunu çıkardı ve avukatını arayacaktı ama yanlışlıkla başka birini aradı. Olamaz!

Kapatacakken telefon açıldı ve kulağına götürdü. "Alo?" Bir kadın sesiydi ve bu sesi tanıyordu. Geçen ki ödül törenindeki kadın... İlay Başar.

"Merhaba, avukat hanım," dedi Erdem bozmadan. "On beş yıl önceki bir cinayet davası için sizi arıyorum."

"Pardon?" dedi ve İlay sonradan onu arayana bakmış olacak ki sesi heyecanlı gelmişti. "Erdem Bey, ne demek istiyorsunuz?"

Gül hızlıca yerinden doğruldu. "Dur," dedi ama Erdem geri çekildi. "Zaten sizinle daha önceden konuşmuştuk bu konuyu."

"Hangi konuyu?"

"Artık davayı açmanın zamanı geldi, avukat hanım. Şimdilik hoşçakalın." Erdem telefonu kapattığında Gül öfkeden titriyordu. "Orospu," dedi ve Erdem'e sert bir tokat attı. İşte bunu gizleyemedi. Gülüşü soldu ve yerini öfke aldı.

Erdem, Gül'e baktığında Nehir'in ve Deniz'in güldüğünü gördü. "Ben orospu muyum?" dedi Erdem. "Öyle mi?" dedi daha sert bir tonla. "Üzgünüm," dedi. "Üzgünüm ama bir katilin artık daha da dışarıda kalmasına izin vermem! Bunun için gerekirse piç olurum, gerekirse orospu! Anladın mı!"

Erdem evden çıktı. Arabasına bindi ve sürücü koltuğuna oturdu. Hızlıca arabayı sürmeye başladı. Aklında annesinin ona dediği yankılanıyordu.

"Orospu."

"Orospu."

"Orospu."

Hemen arabayı kenara çekip durdurdu ve soluklandı. Öfkeyle direksiyona yumruk attı. "Neden beni bıraktın, anne... Neden!?" Çok şeye neden diyordu ama bu bir kısmıydı sadece. Erdem artık gülmekten yorulmuştu. O, gerçekten gülümsemek istiyordu.

Telefonunu açtığında ona gelen mesajı gördü. İlay Başar'dan gelmişti. Birden gecenin bir saati arandığı için normaldi.

(01.56)

@ilaybaşarrr: Bir sorun mu var?

İsterseniz konuşabiliriz.

(01.57)

@6rdem: Özür dilerim. Bilerek sizi aramamıştım, rahatsız mı oldunuz?

(01.58)

@ilaybaşarrr: Evet ama rahatsız olduğum şey beni aramanız değil. Bildiğim üzere sizinde ailenizle sorunlarınız var. Yani... Bende aynı duruma sahip olduğum için isterseniz konuşabiliriz.

Normalde Erdem buna kesinlikle hayır, derdi ama onu engelleyen bir duygu vardı içinde. Sanırsa bu anlaşılabileceği için bir mutluluktu. Uzun zaman sonra mutluydu.

(02.00)

@6rdem: Olur ama kimseye anlatmayacağınıza söz verirseniz eğer.

Nedense ekran ardından gülümsediğini hissetti.

(02.01)

@ilaybaşarrr: Güvenilirliğim konusunda emin olabilirsiniz, Erdem Bey.

(02.03)

@6rdem: İsterseniz yarın konuşalım, sizi uyandırdım. Uykunuzun bölünmesini istemem.

Zaten yeterince bölmüştü.

(02.05)

@ilaybaşarrr: Pekala, iyi geceler.

(02.06)

@6rdem: Size de.

...

Bölüm sonu

1 yorum