Odamdan çıktıktan sonra charles ile pek konuşmadık.Dışarı çıktığımızda bir kaç görevliyi gördüm içeriye masa taşıyorlardı.Charlesa bakıp onlar masaları neden taşıyorlar diye sordum.charles bana baktı 'yarın annemin doğum günü'.Anladığımı göstererek başımı salladım. Charles da memnun bir şekilde başını salladı.İlerlemeye devam ettik.Bir çok koridor ve bir çok merdivenden geçtik.En sonunda dışarıya çıktığımızda etrafa baktım.
Gün daha yeni doğuyordu.ortam etkileyici ve güzel görünüyordu.charles önümüzde duran bir at arabasına ilerledi.beni içine binmem için yönlendirdi.arabanın içine oturdum.Charlas da karşıma oturup sürücüye döndü, soğuk bir sesle !ilerle! dedi. Araba hareket ederken yüzüme vuran rüzgarı tenimde hissettim.
Sanki bir çayırda koşuyor gibiydim.Gözlerimi kapattım ve rüzgara odaklandım.Carlesın bana bakışını üstümde hissedebiliyordum.Eteklerimin uçları uçuşuyor, göğsüm ferahlıyordu.Kolumda ki rüzgarı hissedebiliyordum. O sırada charles konuştu 'rüzgarı seviyor gibi görünüyorsun'
Başımı salladım ve yavaşça gözlerimi açıp cevapladım rüzgar....bana hayatta olduğumu hissettiriyor. charles başını sallayıp elini dışarıya uzattı. Charlesın rüzgarla eli rüzgar ile savrulurken ben eteğimi tutmaya çalışıyordum.İnce bir kumaş olduğu için savruluyordu.Dizlerime bakarken charles yanıma oturdu.
Elini dizlerime koydu ve eteğimin açılmasını önledi. Charlesa döndüm, nereye gittiğimizi hala söylemedin.Charles bana baktı 'seni seveceğini düşündüğüm bir yere götürüyorum; wade,amora ve syria da orada olacak'.başımı sallayıp önüme döndüm.Charles bana baktı ve 2bu gün olanlar için üzgünüm...babam düşüncesiz davrandı' Charlısa döndüm üzülme ben iyiyim...artık kafama takmıyorum.
Charles gülümsedi 'bunu duymak güzel'