Gece, denizin üzerinde huzurla uzanmış yıldızların parıltısı ile aydınlanıyordu. Rüzgarın hafif esintisi, uzaklardan gelen tuzlu deniz kokusunu taşıyordu. Sir Edmund, gemisinin güvertesinde durup, bu huzurlu manzarayı izlerken derin bir nefes aldı.
Hem huzurun hem de kaosun mekanı. Bir yanda sakin sular ve güzel manzaralar, diğer yanda ise kanun tanımaz korsanlar ve tehlikeli fırtınalar. Edmund, bu denizlerin derinliklerindeki tehlikeleri göze alarak, kendi kaderini yeniden yazmak için yola çıkacaktı.
Aquarion Krallığı halkın hiç şikayet etmediği harika intizam ve düzen içerisinde yönetilen bir krallık gibi görünür tabi eğer dıştan bakarsanız.
Sir Edmund, cesareti ve dürüstlüğüyle tanınan bir şövalyeydi. Kralın en güvenilir adamlarından biri olarak, hem sarayda hem de halk arasında büyük saygı görüyordu. Ancak bu saygı ve güven, saraydaki bazı kıskanç soyluların dikkatini çekmişti. Özellikle Lord Reginald, Sir Edmund'un yükselişini hazmedemiyor ve onun yerine geçmeyi hayal ediyordu. Ee ne yapacaksınız kıskançlık insanın doğasında var değilmi.
Bir gece, Lord Reginald hain bir plan hazırladı. Sir Edmund itibarsızlaştırmak ve onu krallıktan sürgün ettirmek için karanlık bir komplo kurdu. Sahte belgeler hazırlatarak, Sir Edmund Un düşman krallıkla gizli anlaşmalar yaptığına dair kanıtlar oluşturdu. Bu belgelerde, Sir Edmund Un krala ihanet ettiği ve krallığın sırlarını düşmanlara sattığı yazıyordu.
Lord Reginald, bu sahte belgeleri kralın huzuruna çıkardı ve Sir Edmund hainlikle suçladı. Kral, en güvendiği şövalyesi hakkında böyle bir suçlamayla karşılaşınca büyük bir şok yaşadı. Ancak belgeler o kadar iyi hazırlanmıştı ki, kral gerçeği göremedi. Sir Edmund, kendisine iftira atıldığını ne kadar anlatmaya çalışsa da , Lord Reginald 'ın komplosu başarılı olmuştu.
Kral, Sir Edmund'u huzuruna çağırarak onunla yüzleşti. “Edmund, sana inanmamı bekliyorum,” dedi kral, “Ama bu belgeler gerçekse, seni bağışlayamam.”
Sir Edmund, “Majesteleri, size yemin ederim ki bu suçlamalar tamamen yalandır. Size ve krallığınıza asla ihanet etmedim. Bu bir komplodur.”
Ancak kral, duydukları karşısında kararsız kaldı ve nihayetinde Sir Edmund'un sürgün edilmesine karar verdi. Sir Edmund, onurunu ve itibarını kaybetmiş bir şekilde krallığı terk etmek zorunda kaldı. Lord Reginald ise sinsice gülümseyerek planının başarıya ulaştığını gördü.
En nihayetinde Bu güzelim krallık, denizin kıyısında kurulmuş, sabahları denizden gelen taze balık kokusuyla uyanan bir yerdir. Sabah güneşi, sarayın altın kubbelerini
aydınlatırken, kuşlar cıvıldar, balıkçılar ağlarını atar ve elbette, şehrin dar sokaklarında dedikodular fısıldanır. “Edmund hain miymiş? Şaka yapıyorsun!”
Sir Edmund, krallıktan sürgün edildikten sonra, itibarını geri kazanmanın yollarını düşündü. Bir zamanlar kralın en güvenilir şövalyesi olan Edmund, sahte belgeler ve iftiralar yüzünden hain ilan edilmişti. Gece gündüz bu haksızlığı nasıl düzeltileceğini düşünüyordu. Birkaç hafta boyunca dağlarda, ormanlarda ve deniz kıyılarında dolaşarak, çözüm aradı.
Bir kaçaktı kraln sürgün emrine karşı çıkmıştı bunlar hiç Edmund göre değildi komploya uğramış bir kaçak olmak onun gururunu ve onurunu parçalıyordu
Aklına kralın ona verdiği nasihatler emirler ve aralarında geçen diyaloglar zihninde tıpkı binlerce film sahneleri gibi yankılanıyordu.
- Blackwood un yaptığı son soygun çılgınca idi o adam bir kafadan çatlak olmasına rağmen her ayrıntıyı ve ihtimali teker teker düşünüyor.
-Gerçekten tek işi yakıp yağmalak ola bir korsanı mı övüyorsunuz kralım
- Ne olursa olsun Edmund yeri gelince düşmanını bile öğmen gerekir iyi olduğu alanları yada zayıflıklarını ezberlersen eğer bu seni yıkmalarını daha zor kılar.
Ne bir dakika Blackwood şehrin en çok aranan , kralın onu yakalamaya ant içtiği korsandı Edmund cevabı bulmuştu artık iki cümle dolaşıyordu beyninde , Blackwood u yakala ve itibarını kazan.
Ertesi gün, Edmund bir balıkçı teknesi buldu içerisinde iki tane adam vardı
-İki günde sadece 30 balıkmı ahbap dalga geçiyorsun yarısından fazlasını arakladığını itiraf etmelisin.
-Beni neyle suçlandığını farkındamısın bana güvenmiyorsan o ucuz teknende günde 15 balık için aptal gibi çalışabilirsin
Edmund — Hey merhaba ben şovalye Edmund Drawk ve teknenize el koyuyorum
–Sen bizi aptal sandın herhalde sayın şovalye yoksa hain mi demeliyim o ihanet hikaye nin sadece kasaba içinde mi kaldığını düşünüyordun
- eger onu krala verırsek kralın bizi ödüllendirmek için vereceği mangırları düşünsene Lawrie
-Böyle bir aptallık yapmamanızı öneririm bayım bir şövalyeye kılıç çekmeyi düşünmenizi istemem
Edmund kılıcını çekti ve tekrar etti, “Tekneyi vermenizi emrediyorum”
Lawrie denen adamın tekneyı vermeye niyeti yoktu kılıcını çekti
Edmund alaycı bir edayla– sizi uyarmıştım bayım dedı ve adamın bacağına bır kesık attı adam yerde kıvranırken dıger adam ardına bakmadan kaçmıştı Edmund tekneye binip hızla uzaklaştı.
Edmund ceplerini karıştırdı sadece 13 bakır taleri vardı günlerdir yemek yemiyordu
Henüz Blacwoodun yerini nasıl bulacağınıda bilmiyordu kendi dusuncelerının ıcınde bogulup kalmıstı
Bilgi:Kral Taleri
Kral Taleri, Aquarion Krallığı'nda kullanılan, altın ve gümüşten yapılmış, üzerinde kralın portresi ve ejderha sembolü bulunan fantastik bir para birimi Halk arasında kısaca Taler olarak bilinir. değerleri ise farklı şekilde adlandırılır
Altın Taler: En değerli birim, büyük işlemler ve zengin tüccarlar tarafından kullanılır.
Gümüş Taler: ticaret ve alışverişlerde en yaygın olarak kullanılan birim.
Bakır Taler: Küçük alışverişler sakız gibi fakir halkın kullandığı birim.