Bu gün bize ayrılan yetim evi süremiz bitmişti. Bu nedenle artık bir suikastçı akademisine yazılıp suikastçı olmamız gerekiyordu. Bunun sebebi ise , yetim çocuklar eğer 15 yaşından küçük ise yetim evine gönderilir ve 15 yaşına gelince ise bir nedenden kaynaklı yetim olan herkes suikastçı akademisine yazılmak zorundadır.
Abim çoktan 15’i geçmişti. Ama ben o zaman 10 yaşındaydım. Abimin ben 15 yaşına gelince birlikte yazılmamız için büyük bir mevla ödememiz gerekiyordu ama haliyle yetim olduğumuz için bu parayı bulamamıştık. Daha sonra adını bilmediğimiz gizemli bir kişi bu parayı ödemişti. Bu sayede işte tam bu gün akademiye birlikte yazılacaktık.
Abim Arden ve yıllardır bizimle ilgilenen dadımızla birlikte evdeki tüm eşyaları toplamışlardı. Son bir kontrol yapıp geç kalmamak için hızlıca arabaya bindik. Arabayı yetim hanenin şoförü kullanıyordu.Gideceğimiz akademinin ismi Noctyra Akademisiydi. Orada eğitim almış suikastçılara Valtaris deniyordu. Akademiye ilk adımımızı atmıştık. Şoföre el sallayıp gitmesini izledik artık yetim eviyle bir bağlantımız kalmamıştı. İçimde değişik karanlık bir his vardı. Okula girer girmez görevliler eşyalarımızı alıp elimize bir oda kartı sıkıştırmıştı. Oda numaramız 27’ydi. Aynı odada birlikte kalıyorduk. İkimizde çok sevinmiştik ama bir tane yönetim görevlisi gelip odalara günün sonunda geçeceğimizi ve ilk önce konuşmanın olacağı yere gitmemizi söyledi otoriter ve kaba bir şekilde. İçimden ne “konferansı bu şimdi?”Diye homurdandım. Arden sanki söylediğimi duymuşçasına bana değişik bir bakış attı. Ardından bir kadın gelip elimize akademinin formasını verdi ve “ Bunları giyip konuşmanın yapılacağı konferans salonuna gidin ardından yetenek belirleme sınavları olacak bunlara göre seviyeniz belirlenecek ve ardından okulu gezeceksiniz” dedi nazik ama soğuk bir ses tonuyla. Tam arkamı dönüp konferans salonu nerede diye soracakken, etrafa bakındım ama kadın yok olmuştu sanki hiç bir yerde yoktu. Daha sonra Arden gördüğümüz ilk kişiye giyinme kabinini ve konferans salonunun yerini sordu. Adam sanki peşinden biri kovalıyorcasına aceleci bir sesle “ Konferans salonu binanın en üst katında, giyinme kabinleri ise yukarı çıkıp hemen sağ döndüğünüzde.” diye cevap verdi. Arden de arkasıdından “ Teşekkürler efendim” diye seslendi. Adam duymuş mudur orasını bilemiyorum işte.
Geç kalma korkusuyla koşa koşa giyinme kabinine gittik. Formalar o kadar güzeldiki anlatamam. Gümüş gösterişli korse gibi bir zırh vardı, ayaklarıma kadar uzanan siyah pelerini ve siyah güzel bir kapşonu vardı. Belimizde korseyle uyumlu renk ve desende hançer vb. şeyler koymak için bir kemer vardı. Altımızda siyah tayt ve bu seferde kılıç koymak için yine korseyle uyumlu bir yer vardı.Bu saydıklarım kadınlar içindi. Erkeklerinki de bimin formalarımıza benziyordu ancak korse yerine zırh vardı. Hemen konuşmanın olacağı yere gittik bina 25 katlıydı ama hepsi bu değil burada sadece eğitim alanları ve konferanslar düzenleniyordu. 5 tane de 25 katlı yatakhaneler vardı bunlardan 4’ü öğrencilere 1’i ise öğretmenlerindi.Öğretmenler öğrencilerden daha az kişi oldukları için onlara 25 katlı bir bina yetiyordu.Abimle uzun uğraşlar sonunda  konuşmanın yapılacağı yere vardık. Koskoca binada sadece bir asansör vardı.
Konferansa girip bize ayrılan yere oturup abinle sohpet edip bir yandan da konferansın başlamasını bekliyorduk.