Esen hafif esintiden sonra ayağımın ucundaki cesede baktım, listemdeki 28. kişi. Listemde 89 kişi var. Sırayla hepsini öldüreceğim. Neden mi? Çünkü hakettiler.
Ben Luswida Adasının prensesiyim, daha doğrusu suikastçı prenses. Aslında annem bir kraliçe değildi, sadece biraz hile yaptım.
Küçüklüğümden kalmış anılar hiç güzel değil. Bende çocukluğumu öldüren insanları öldürüyorum. Puanlayın bu planımı, çok iyi değil mi?
•••
Prenses ve prenslerin eğitildiği bir okula gidiyorum. Saçma bence ama neyse. Zaten yeni çıkmış bir sistem. Üvey annem bana orada arkadaşlıklar kurman gerektiğini söyledi. Hatta bir prens bulmamı bile istedi. Yerine geçtiğim prensese iyilik yaptığımı düşünmeye başlayacağım sanırım. Ben Nora, herşeyi saçma bulan ve tek hoşlandığı şeyin dehşet olduğu biriyim.
Okula gittiğimde okulun beklediğimden çok daha büyük olduğu fark ettim. Bir sürü prenses ve prens vardı. Prenseslerin hepsinde oldukça süslü elbiseler vardı. Ben çakma bir prenses olduğum için sadece dizimin bir karış üzerinde belden aşağısı biraz kabarık, bel üstü dar ve kol kısımları kısa bir elbise giymiştim. Dikkat çekmesem eşofmanla bile gelebilirdim. Prenseslerden birisi "Sen Luswida prensesi değil misin? Ah, oraya bayılıyorum! Her şey tropikal ve doğal. Oradakilerin çok sağlıklı olduğunu duydum, dogru mu? Oraya gitmek isterdim ama bize çok uzak ve işimiz varmış. Gerçekten oranın verdiği havanın çok güzel olduğunu duydum. Çok merak ediyoru-" Kız susmadiği için sözünü kestim. "Evet orası iyi." Dedim ve oradan uzaklaştım. Ergen gibi mi davranıyorum acaba. Ayrıca arkamdan "Nesi var bunun?" Dediklerinide duymadım değil.
Bir kaç dersten sonra savaş dersine geçtik. Aşırı heyecanlıydım. İlk defa herkesin önünde savaşacaktım. Bana dövüşmem için bir tane prens geldi. Bana baktı ve konuşmaya basladi."Ama ben böyle güzelliklere zarar veremem." Ne? Bayan Lrosie bizim savaş eğitmenimiz, konuşmaya başladı. "Şavaş sınıfında boş konuşmak yasaktır." dedi. Baya güçlü bir kadın. Sanırım yeni idolüm. Uzun bir prens duruyordu karşımda. "Adım Wetodhe, birsey diyemedigine gore seni etkiledim oyle degil mi?" Sinsi bir gülümsemenin ardından kılıcımi karnına saplayacak gibi yaptım. Korkudan yere düştü. Bazıları dehşetle bazıları ise hayranlıkla bana bakıyordu. Suikastci olduğumu çok belli etmemistimdir. Eğitmen bana baktı. Birseyler sezdigi kesindi. En sonunda kendimi tutamayim egitmene "Babamdan öğrendim ya bir kaç hareket." Eğitmen başını salladıktan sonra dovusmemizi başlattı. Prensin benden korktuğu çok açıkti ama gururunu ezdirmemeye çalışıyordu belli ki. Dövüş başladı. Omzuna kilicimin sivri olmayan tarafıyla sertçe vurdum. Geri çekildi ve acıyla inledi. Sağlık ekiplerinin oraya gelmesini istedi bağırarak. Neredeyse hiç birsey yapmamıştım ama. Daha devam edecektik. Başımı bizi izleyenlerden biraz gezdirirken bizzat gözlerinin bende olan birini gördüm. Öyle bir bakıyordu ki. Anlatamazdim. Ben bakar bakmaz bakışlarını kaçırdı. Normalde insanların bakışlarından kişiliklerini anlayabiliyordum. Mesela az önce dovustugum prens bakışlarından çapkın, ve kızlardan başka işi olmayan birine benziyordu. Fakat bu prens sert mi yoksa daha neşeli bakıyordu anlayamıyordum.
Dersler bittiğinde yatak odama gittim ve yanımda bir oda arkadaşımın olacağını hatırladım. Yatak boştu henüz. Prens mi gelecek prenses mi bilmiyordum. Yatağımda biraz uzanıp uyumayı denedim. Tavanı izlerken kapı çaldı. Bir prenses odaya girdi. Tam benim gibi bi kızdı. Onu yemekhanede fark etmiştim. Diger yapmacık prensesler gibi değildi. Tüm sene yanımda sürekli cırlayan bir prensesten çok daha iyiydi. Kıza selam verdiğimde bana bir süre baktı ve sonra samimiyetle bir şekilde gülümseyip selam verdi. Yatağıma oturdu. "Oda arkadaşımın sen olmasına sevindim. Buradaki herkes çok garip değil mi?" Onunla neredeyse tüm gece sohbet ettik. Baya eğlenceli geçti.
Sanırım okuldaki tek arkadaşımdı.
