Cumartesi sabahı odamda gezete okurken kapının çalması ile yukarı baktım. Kapıyı açtığımda. Karşımda orta yaşlı, uzun boylu, kumral saçlı ,şık giyimli bir adama vardı. Bana kendisini tanıtıp hemen içeri girdi. Adam bir gazeteciydi polislerden kaçıyordu ve ne yapacağını bilemez haldeydi. Adamın karşısına geçip hemem adamı dinlemeye başladım.
Gazeteci: Jacques tanrının adı bana yardım edin. Haber sunarken yanlışlıkla girmemem gereken bir yere girdim. Polisler tarafından 1 saat kovalandım. ne yapacağımı bilmiyorum yakalanırsam ya kürek mahkumu ya da idma edilirim.
Bunları söylerken zavallı adam göz yaşlarına boğulmuştu.. adamın ellerini tutup: "burda istediği kadar kala bileceğini ve polislerle konuşacağımı söyledim".
Adam mutlulukla boynuma sarıldı ve binlerce kez teşekkür etti.
Adamı boş bir odaya götürüp yatırdım ve olayı çözmek için bu sabah ki haberleri öğrenmek için dışarı çıkarak gazete aradım. Ve bir tane buldum ve gerçekten o zavallı gazeteci konuşuluyor du. Gazeteyi alıp eve gittim. Her zaman ki oturduğum koltuğa oturup gazeteyi okumaya başladım.
"Ey halk şu iğrenç adama bakın girmemesi gereken bir yere girdi ve hâlâ aranıyor bulana para ödülü var"
Bu satırları okurken sinirden ellerim titriyordu bu tam bir saçmalıktı!. Adam sadece işini yapmaya çalışıyordu. Bu sinirle gazeteyi yırtıp çöpe attım.
Gazeteci arkadaşım haberi duysa gerek çünkü kalkıp odasından çıkıp yanıma gelerek para için beni teslim edebilirsin diyordu.
Gülümseyerek adama baktım.
Jacques : bak dostum benim derdim para, pul, zenginlik değil. Benim tek istediğim Adalet ve bunu elde edeceğim merak etme dedim
Arkadaşım mutluluktan. Konuşamıyor, şok içinde bana bakıyordu ve ellerimi onun omuzuna koyup gülümsedim.
Arkadaşımın mutluluğu kalbinin atışı ve gözlerinden hissedebiliyodum.
Arkadaşım bende 2 ay boyunca kaldı. Ve bende polisler ile konuşmaya başlamıştım ama ne yazık ki başarısız olmuştum aramalar çoğalmıştı ve arkadaşım aşırı strese girmişti. Ve onun için bir şeyler yapmama gerekiyordu. Ve aklıma bir fikir geldi! kimliği ve görünümünü değiştirip burdan gidecektik ve ilk iş hemen adını, soy adını ve telefon numarasını değiştirdik sonra görünümü halledince hemen bir bilet aldım.
Ve bir kaç hafta içinde oradan ayrıldık yeni bir hayat sürüyorduk... Lakin arkadaşım hâlâ paranoyak bir şekilde ne dışarı çıkıyor ne de insanlar ile iletişim kuruyordu...
Ve bu durum beni gerçekten üzüyordu her gün onunla en az 2 saat konuşuyordum ve Neşesini yerine getirmeye çalışıyordum
Ama hiç bir değişiklik yoktur durumu daha kötüye gidiyordu. En son dayanamadım ve onu dışarı temiz hava alması için yürüyüşe çıkardım. Ve biraz rahatlamış gibiydi bahçelik bir yere gidip ikimizde ağaçlara yaslanıp konuşmaya başladık.
Bana geçmişini anlattı o gerçekten mükemmel bir adamdı bu zamana kadar hiç evlenmemiş ve orta gelirli bir adamıdı.
Akşam olunca evin yolunu tuttup akşam yemeği yiyip odalarımıza girdik.
bire dışarıda bağırışma sesleri duyuldu. Hemen aşağı inip baktım. Benim arkadaşım ve polisler kavga ediyordu. Ama tuhaf olan o polis bana çok tanıdık geliyordu biraz daha bakınca bunun. Gabriel Robert olduğunu anladım Gabriel beni yıllar önce hırsızlık ile suçlayan adamdı.
Arkadaşımın yanına hızla gidip arkama aldım Gabriel bana bakınca şok olmuştu ve bana.
Gabriel: Jacques burda ne arıyorsun!?
Diye çıkıştı bende sakin bir tavırla.
Jacques : haklı olduğum ortaya çıktı ve artık sen suçlusun
Gabriel ' in sinirlendiği yüzünden okunuyordu ve bana dönüp
Gabriel: gazeteci yi acil teslim et yoksa seni de onuda yakarım dedi
Aradan bir süre geçti ve polislere olayı anlatmaya çalıştım ve başarılı olmuştum yanlış alarm diyerek bizden özür dileyip gittiler. Bende hiç bir şey söylemeden arkadaşımı ve ben eve gittik arkadaşım ile biraz konuştuktan sonra hemen odama gittim ve yatağa uzanıp olayı düşünmeye başladım. Gabriel neden oradaydı, arkadaşım neden dışarı çıkmıştı.? Bir sürü soru vardı bunları çözmek için çok zaman ihtiyacım vardı hemde çok...