İçeriğe geç

Su Yolu

Bölüm 1

Su Yolu

Bölüm 1

Bölüm 1 Koç telefona “1. havuza yine bir revir gönderin” diye gürledi her zamanki gibi, sakarlığım tutmuş ve yine havuzdan çıktığımda terliğimi giymeyip, popom üstü düşmüştüm. bu her zaman olan bir şeydi ama aynı zamanda koçumun gözde yüzücüsü olduğumdan benim için biraz endişeleniyordu. Gözüm kolumdaki elektronik saate kaydı bu saat yüzücüler için tasarlanmıştı ve günde kaç kulaç attığımı ,nefesimin ne kadar tutabileceğimi falan gösteriyor ve ölçüyordu.Annem her zamanki gibi “ne kadar zayıfsın biraz anne yemeği ye” desede bir yüzücü için kilom ve boyum idealdi.Buarada ben Işık ve 6 yıldır lisanslı bir yüzücüyüm ve 2 ay sonra bir yüzme yarışması olduğundan ona hazırlanıyorum.Evet okula da gidiyorum ve bu sene üniversite sınavına gireceğim fakat lisanslı yüzücü diplomam olduğundan bir mesleğim olduğu gözüküyor, zannediliyor.Ve bunun için okula gitmeme gerek yok! evet yanlış duymadınız okula bu zamanlar gitmiyorum. Ama her zaman her öğrencinin katılmasının zorunlu olduğu bir mezuniyet balom var.Balo cumartesi günü ve bugün perşembe ve ben ne giyeceğimi bilmiyorum!Ve en kötüsü tam o gün yüzücü seç-me-le-ri VAR! Umarım koçu ikna edebilirim çünkü uzun zamandır ondan hoşlandığım Keremi dansa kaldırıcağım.12. sınıfın başından beri bu anı hayal ediyorum ve kimse anlamaz ama bence bunu yaparken o kadar utanacağım ki yüzüm kıpkırmızı olacak ve bunu yapmayı götüm yemeyecek.Neyse o gün ne olacağını göreceğiz.Hemşire geldi,bende düşüncelerden sıyrıldım.”Gerek yok ben kalkarım” desemde koç dinlemedi ve “Kaldırın şu sakarı” dedi.Hemşire beni zorlanarak da olsa kaldırdı ve revire götürdü.Hiç sevmezdim bana ilgiyle yaklaşılmasını.Küçüklüğümde bile düşsem,bir yerim kesilip kanasa annem çok umursamaz ve “sabırsız olma küçük hanım ayağın kısa bir süre sonra geçer.” derdi ve beni yaramla baş başa bırakırdı. ayağımdaki yaralardan dolayı geceleri sabahlara kadar ağladığımı hatırlıyorum.Annemle babam ayrıydı benim 2 haftada bir istemsizce babama giderdim. babam beni çok severdi ama annemle olan her kavgasında sinirini benden çıkardığında ya da yüzücü seçmelerinde derece almazsam bana ne yapacağını bilirdim.Ondan sevmezdim babamı.Terbiyenin şiddetle verileceğini düşünürdü.Ama her babama gittiğimde babam bana sevgiyle yaklaşır ve acırdı ayaklarım yara olur diye ve bandajla sarardı yaralarımı.Saate baktım saat “13.55”.Babama gitmeme daha 1 saat var koça baktım”Koç bugün görüş günü ve cumartesi günü balom var bugün erken çıkabilir miyim?”diye mırıldandım.Koç”Tabii 50 mekik çekersen seni evine postalarım” dedi.Koçun bu hareketine gerçekten çok sinir olmuştum.İnleyerek belimi tutup ayağa kalktım.Şuursuzca “Emredersin koç” diye geveledim..Spor salonuna doğru yol aldım,koç ise arkamdaydı.Salona geldiğimizde mindere doğru yol aldım ve 50 mekiki çekmek için mindere doğru uzandım. Bölüm 2 Veee bugün büyük gün!Tam tamına baloya 6 saat 13 dakika ve 35 saniye var.Annem ve erkek kardeşimle AVM içerisinde bir mağazada bana topuklu ayakkabı bakıyorduk.Bana kalsa ben sadelikten yana olup kendime düz beyaz bir spor ayakkabı alırdım.Şuan giyim,kuşam ve güzellik yerine aklımda sadece Kerem var.En yakın arkadaşım Adaya bunu ne kadar anlatıp içimdeki heyecanı onla paylaşmaya çalışsamda bana umursamaz bir şekilde şu cevabı verirdi”Işık sencede bu Kerem konusunu biraz abartmıyor musun?Dünyada ondan başka erkek de var aslında”.Bu cümleyi her söylediğinde ona aynen şu şekilde cevap verirdim”Tabii senin bir erkek arkadaşın var beni anlamıyorsun çok bilmiş.”Evet Ada nın bir erkek arkadaşı var.MEHMET EMİR iyi çocuk tatlı çocuk ama okulun (onlara göre) en yakışıklısı olduğundan herkes onla çıkmak istiyor ve bu onu gerçekten çok salak yapıyor.MEHMET EMİR benim anaokulundaki öğretmenimin oğlu.O zamanlar öğretmenimin bir çocuğu olduğunu bile bilmiyordum.Ki 5. sınıfa dek.ADA Şg(benim lakabım) lise 1den beri sevgili bakalım Şg onu dansa kaldıracak mı?Buarada şgyle kerem çok yakın arkadaş ama şg beni ona bi türlü ayarlayamadığından kafasını kopartasım geliyor(evet bazen böyle cani olabiliyorum arkadaşlar…)neyse bu konu şuan umrumda değilde…acaba kerem ne giyecek?ama kerem her haliyle yakışıklı…Annemin dürtmesiyle düşüncelerden sıyrılıp ayakkabı bakmaya odaklandım.”Işık sence siyah olan mı yoksa pembe olan mı?ah! şu parıltılı olana da bakmalıyız” diye yanımdan ayrıldığında derin bir nefes alacak zamanı buldum… Sıra makyaj malzemesindeydi.Ben ne kadar böyle şeyleri sevmeyip eril enerjimi yükseltsemde,annem bir hayli diğer annelerin zıttı olacak şekilde makyaj yapmama izin veriyor.Mağzadan bir kapatıcı,allık ve rimel alıp ayrıldık ve çanta bakmaya gittik. (2 saat sonra) Eve geldiğimizde baloda giyeceğimiz her şey hazırdı.Baloya ise tam tamına 1 saat 6 dakika 26 saniye vardı(evet evet saniyesi saniyesine takip ediyorum:))Bizde bu süre zarfında kuaföre gidip saçımı ve aldığımız makyaj malzemeleriyle makyajımı yaptırmaya gittik. Kuaförden çıktığımızda herkesin hissettiği güzelliği üzerimde hissediyordum.Annem ise doğurduğu ve özenle süslettiği kızına gururla bakıryordu.Kardeşim bile “Abla tam bir şırfıntı olmuşsun” dedi sırıtarak onun bu haline çok sinir olmuştum ama yinede onu itekleyip gülümsedim,onun iltifat etme şekli böyleydi.Yanağına bir öpücük kondurup ön koltuğu kapmak için hızlıca koşmaya başladım.Kardeşime daha jeton düşmemişti ki bir 2 saniye sonra olanı anladı ve bana yetişmeye çalışmıştı ki ben arabanın kapısını açıp içeri atladım ve bir “oh” çektim.Kardeşime doğru bakıp sırıtarak “Kaan lütfen biraz ablana saygı” dedim ve kafamı tam sola döndürdüğümde gözlerime inanamamıştım.Oradaki KEREM MİYDİ?Evet evet oradaki K-k-keremdi!Bana bakıp “Aah Işık merhaba” diye bir nida kopardı bana el sallayarak.Tepeden tırnağa kıpkırmızı olmuştum ve yüzümdeki tebessüm yüzümde dona kaldı.Kerem bana çok gururla bakıyordu”Ooh demek baloya hazırlanıyorsun,böyle bir kız arkadaşım olduğu için çok şanslıyım,hele o kız da sen olunca şansım 2 katına çıkıyor.” dedi ki demez olaydı utancımdan yere bakıp “Teşekkürler.”diyip ağzımda bir şeyler gevelemekle yetindim.Ama aklıma bişey takıldı:kerem böyle konuşmazdı ki?Kerem böyle şiir gibi konuşmazdı hatta insanlara Kaan gibi yaklaşıp şaka ve espri ile iltifat ederdi.Bana bi keresinde Kaan okulda yanıma geldiğinde bana “Off ablaya bak be” demişti bana karşı maksimum iltifatı buydu ve daha ileriye gitmezdi.Bu tarafından dolayı da Kaanla çok iyi anlaşırlardı.Biz Keremle önceden arkadaş olduğumuzdan Kerem her üzüldüğünde yanıma gelir ve biz sohbete başlardık.Ders zili çaldığında bana buna benzer şiir gibi cümleler kullanırdı ki Kerem üzgün falan görünmüyordu.Ve ikimizde birbirimize bir şeyler yada bir hoşlantı hissettirmemiştik ki özellikle ben.Acaba Kereme ne olmuştu?Zaten onla maksimum: yakınlaşmam bir gün basketbol oynarken düştüğünde ayağına basamıyor diye onu revire götürmüştüm ve bu olaydan sonra o da bana sarılıp iltifat etmişti ama bu dostçaydı.BU BİZİM KADERİMİZİ BELİRLEMEZDİ.Kİ belirleyebilirdi de…

Bölüm görüntülenemiyor

Bu bölüm henüz yayında değil ya da yüklenirken bir sorun oluştu.