İçeriğe geç

Su Tanrıçası Akhâna ve Toprak Tanrısı Tetron

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Su Tanrıçası Akhâna ve Toprak Tanrısı Tetron

Bölüm 1

Aşk ve Kader

Baş Tanrı ve Tanrıça, canlıların Linnea dünyasında yaşayabilmesi için her bir tanrıya bir görev verdiler. Tanrılar da İşlerini yüzyıllar boyunca çok iyi bir şekilde devam ettirdiler. Görevlerinden ancak yeni perilerin doğduğu kısa bir zaman aralığında ayrılabilirlerdi çünkü tanrılar olmadan dünya enerjisini koruyamazdı ve her doğan peri ise bu enerjiyi belli bir süre sabit tutardı. Su Tanrıçası Akhâna'nın görevi de canlıların yaşaması için nehirler, denizler ve okyanuslar oluşturur ve bu suların tükenmemesi için kendi gücünü kullanırdı. Perilerin doğduğu boş zamanlarda ise etrafta diğer tanrıların yarattıkları yapıtları ve canlıları inceler, zamanı bittiğinde ise geri döner ve görevine devam ederdi. Su perilerinin doğduğu bir gün tekrar etrafı gezmeye giden Su Tanrıçası Akhâna, aynı kendisine benzeyen bir canlı türüyle karşılaştı. Kendilerine insan diyen bu canlı türünden, Su Tanrıçası Akhâna çok etkilendi. Bu yüzden her boş vaktinde insanların yanına gelerek Onlarla sohbet eder ve vakit geçirirdi. Özellikle insanların tiyatro dediği gerçekmiş gibi oynanan duygulu aşk oyunlardan çok zevk alırdı. Bir gün yine insanların yanına giderken, çalıların arasında insanları izleyen bir adamla karşılaştı. Su Tanrıçası Akhâna o adamı tanıyarak, adamın yanına gizlice yaklaştı ve kulağına; 'Görevinizin başında olmanız gerekmiyor mu Toprak Tanrısı Tetron' diye fısıldadı. Boş bulunarak, 'Bir toprak perisi doğdu, bugün görevimin başında olmama gerek yok' dedi Toprak Tanrısı Tetron. Bir anda şaşkınlıkla arkasına dönerek Su Tanrıçası Akhâna'yı gördü ve Tanrıçaya kızgınlıkla baktı. Akhâna tepkisine karşı gülerek 'sadece küçük bir şaka yapmak istemiştim, lütfen kızmayın ' dedi . Toprak Tanrısı Tetron da gülerek 'Önemli değil, Siz de mi bu canlıları merak ettiniz ?' dedi Su Tanrıçası Akhâna'ya . ''Bu kadar kırılgan canlılar, her şeyi kendileri oluşturdular. Kendi güçlerini kullanarak değil, bizim aksimize birlikte çalışarak. keşke biz de beraber çalışsak da yalnız kalmasak' diye cevapladı Su Tanrıçası Akhâna. Toprak Tanrısı Tetron 'O zaman en azından her bir peri doğduğunda, birlikte burada buluşmaya ne dersiniz? Diye sordu Su Tanrıçası Akhana'ya. Su Tanrıçası Akhâna'nın mutluluğu yüzünden belli olarak,' Çok isterim diye cevapladı Su Tanrıçası. O günden sonra Her bir peri doğduğunda yine aynı çalının yanında buluştular. Sıklıkla insanlar arasında vakit geçirseler de ara sıra da baş başa çimenlerin üzerinde oturarak sohbet ederlerdi. Genellikle, Su Tanrıçası Akhâna heyecanla yeni öğrendiklerini anlatır, Toprak Tanrısı Tetron ise onun heyecanına kapılır ve bu güzel tanrıçayı izlerdi. sürekli gide gele insanların yanına, sonunda öğrendiler aşkı ve birbirlerine aşık oldular; fakat bir sorun vardı. Artık yeni bir peri doğmuyordu. İki tanrı da bir türlü görevlerinden ayrılamıyordu. En sonunda ikisi de dayanamadı ve görevlerini aksatarak buluşmaya başladılar. Görevlerini aksatmalarıyla dünyanın düzeninde bir terslik meydana geldi ve bunu fark eden Ana Tanrı Helia derhal Akhâna ve Tetron'u, Tanrı Tahtı Thanor'a çağırdı. İkisini de cezalandırarak bir yüzyıl, ikisinin buluşmasını yasakladı ve bir yüzyıl sonra ancak bir peri doğarsa buluşabileceklerini söyledi. Su Tanrıçası Akhâna tekrar bir araya gelene kadar onu bekleyeceğini söyledi ve Toprak Tanrısı Tetron'u dudağından öptü. Toprak Tanrısı Tetron Akhâna'ya sıkıca sarıldı ve oradan ayrılarak görevlerine devam ettiler. Aradan yüzyıllar geçti. En sonunda cezaları bitmiş ve bir peri dünyaya gelmişti. Su Tanrıçası Akhâna hızlıca buluştukları yere gitti ama orada gördüklerine inanamadı. Tanrılar ve insanlar arasında bir savaş kopmuştu . Su Tanrıçası Akhâna ilk defa savaş denen şeyin ne olduğuna tanıklık etmişti. İnsanlar ikiye ayrılmış vaziyette, tanrıları için birbirleriyle savaşırken Ateş Tanrısı İgnedor ve Hava Tanrıçası Vena birbirleriyle çarpışıyordu. Bunu gören Su Tanrıçası Akhâna hiddetiyle Toprağı yararak toprağın altındaki suyu havaya kaldırdı ve iki tarafın arasında sudan bir duvar ördü. Su duvarının karşısında afallayan İnsanlar durdu fakat tanrılar fark etmeden havada çarpışmaya devam ettiler . Ateş Tanrısı İgnedor 'Benim insanlarımı ne hakla bana kışkırtırsın ' diye, Hava Tanrıçası Vena'ya seslendi. Hava Tanrıçası Vena da ona karşılık verdi. 'onlar kimseye ait değildir. Aynı rüzgar ve ateş gibi, onlar bu dünyanın parçasıdır dedi Rüzgar Tanrıçası. Ateş Tanrısı İgnedor öfkeyle Hava Tanrıçası Vena'ya baktı. 'madem benim değiller, O zaman yok olup gitsinler ,Ateş diyarında zaptedilsinler' dedi Ateş Tanrısı İgnedor. Öfkesiyle ateşin gücünü ortaya çıkardı ve bütün insanlığın üzerine saldı. Su Tanrıçası Akhâna insanlığı korumak için öne atladı ve su duvarını insanların üzerine yağdırdı ama bütün gücünü toplayamamıştı. Ateşin gücü Su Tanrıçası Akhâna'ya çarptı ve kendi gücüyle oluşturduğu gölün içine doğru düşmeye başladı .Toprak Tanrısı Tetron onu suya düşmeden yakaladı; lakin artık çok geçti. Tetron kollarının arasındaki ölmek üzere olan aşkını öptü. ağlayarak 'Seni bir daha asla yanlız bırakmayacağım. ne toprakta , ne de su da ,ne yaşamda, ne de ölümde dedi Toprak Tanrısı. Daha sonra tüm gücünü serbest bıraktı ve Su Tanrıçası Akhâna ile birleşti. Toprak Tanrısı'nın gücünün serbest kalmasıyla birlikte dev bir dağ oluştu ve Büyük bir toprak parçası karadan ayrılarak havaya yükseldi. Bu büyük toprak parçasının üzerindeki dağın içinden sonsuzca akan bir su belirerek göllere, nehirlere ,denizlere ve okyanuslara karıştı ve havada duran Tetrakha adasını oluşturmuş oldu. İnsanların bir çoğu ise dağıldı,Kalanlar ise kendini bu iki aşığa adadı.

Bölüm sonu

1 yorum