Sert tabanlı siyah botları yer ile her buluştuğunda gür ses her yere yayılıyor, yanından geçtiği herkesin içinin titremesine sebep oluyordu. Eli yavaşça gömleğinin kollarına uzandı. Yürüyüşündeki tonla uyumlu olan sert suratını bozmadan, kafasını bile çevirmeden kollarındaki düğmeleri yavaşça açtı. Kolunu iyice kıvırmış, armasının görünüşünü engellemediğine emin olduktan sonra ellerini yeniden ceplerine götürmüştü. Önünde veya yerlerde yatan insanlara kafasını bile çevirmiyor, ayağı bir insana çarpsa bile bir taşmış gibi umursamadan yürümeye devam ediyordu. Önünde veya sağ tarafta binaya yaslanmış olan evsizler onu gördüğü gibi hareketlenirdi. Bazıları saklanır, bazıları ise son paralarıyla aldıkları bıçaklarına sarılırlardı. Hiçbirini umursamadan yürümeye devam etti. Temposunu bozmadan çığlık seslerinin olduğu kapıya doğru ilerledi. Kapıya yaklaştığında son bir kez arkasına bakmış, dumanların iğrenç kokusunu ciğerlerine kadar çekmişti.
Tarihte şehirlerin ve kasabaların ilk kurulduğu günlerden beri insanlar için şehirler her zaman saklı bir küre gibidir. Her bir noktasında belki hayatınız boyunca asla göremeyeceğiniz gizemler, sırlar doludur. Ara sokaklarından birinde tesadüfen karşınıza çıkan ve hiç önemsemediğiniz bir şeyin ne kadar anlam ifade edebileceğinizi hiç düşündünüz mü? Sokakta gördüğünüz önemsiz bir kapının yaşadığınız yerin altında varolan kocaman bir yeraltı şehrine açıldığını öğrenseydiniz ne yapardınız? Birilerine bunu anlatma riskini mi almayı tercih ederdiniz yoksa içeri girmeyi mi?
Momo küçükken içeri girmeyi tercih etmişti.
Fakir bir ailede büyüyen Momo, çocukluğundan beri babası yüzünden suçlarla içli dışlıydı. Sayamayacağınız kadar hapse girmiş, sayamayacağınız kadar suça karışmıştı. Onun için ne kadar büyük gibi görünse bile bunlar küçük suçlardı. Ta ki o güne kadar.
___
Birkaç yıl önce
Momo son hızla önüne çıkan köşeyi dönmüş, önündeki küçük cama atlamıştı. Tek katlı evin çatısına tutunduğu gibi kendini yukarı çekti. En sonunda bacağını camdan kurtarmış, küçük kovalamacasına devam etmişti.
Küçük kız babası öldüğü günden beri geçimini hırsızlıkla sağlıyordu. Sokakta kaldığı günlerde kendisiyle aynı yaşta olan Hyunjin ile tanışmış, onunla beraber yaşamaya başlamışlardı. Hyunjin'in ailesi hayattaydı. Ancak ana şehire giriş yapabilmek için onu bir marangoza satıp kaçmışlardı. İki küçük çocuk uzun zaman boyunca iş aramış, bulamayacaklarını anladıklarında başka olanaklara yönelmişlerdi. Başka şansları olmayınca hırsızlığa başlamış ve bunda beklediklerinden çok daha iyi olmuşlardı.
Momo yine o günlerden birindeydi. İki ekmek ve küçük bir taş parçası çalmış, ancak onu şikayet eden bir kız yüzünden yakalanmış ve kaçmaya başlamıştı.
Yavaşça karşısındaki binaya atladı. Buradaki evlerin çoğu tek katlıktı ve aralarında çok mesafe yoktu. O yüzden ana caddelerin yanındaki evler dışında suçlular genelde çatılardan kaçarlardı.
Ancak bu gün beklediği gibi olmamıştı.
Tam onları atlattığını düşünüp yavaşladığında arkasında duyduğu seslerle hızlıca oraya döndü. Nasıl olduğunu anlamadığı bir şekilde market sahibi ve başka bir adam çatıya çıkmış, ona doğru koşmaya başlamışlardı. Momo hızlıca karşı çatıya atladı. Nereye gideceğini bilemez bir şekilde koşuyor, arkasındaki adamlara kendini kaybettirmeye çalışıyordu. Yavaşça cama tutunup çatıdan indi. Eğer aşağıda olursa onu göremezler diye düşünüp buradan hızlıca kaçmayı planlamıştı.
İşte her şey o an oldu.
Önünde gördüğü kapıyla hızlıca oraya koştu. Kapı herhangi bir eve veya bir yere bağlı değildi. Garip bir şekilde ülkenin duvarlarında olan bir kapıydı. Başka seçeneği olmadığı için kapıyı açıp hızlıca içeri girmiş, duvara yaslanıp tehlikenin geçmesini beklemişti. İşte o an önündeki merdivenleri gördü. Aşağı doğru inen merdivenler bir bodrum kata gidemeyecek kadar derine gidiyor, içeriden gelen sesler ve yoğun koku küçük kızın merakını fazlalaştırıyordu. Yavaşça merdivenlere ilerledi. Minik adımlarla aşağı doğru iniyor, attığı her adımda kalbinin daha hızlı atmasına şahit oluyordu. Aşağı indiğinde iri yarı bir adam karşısına çıktı. Simsiyah ve kocaman kapının önünde duruyor, yanındaki kutuyu sımsıkı tutuyordu. Momo adama doğru ilerlemeden önce gözleriyle onu taradı. Elinde sert bir sopa vardı. Saçları ve gözleri kafasına taktığı uzun bir şapka yüzünden görülmüyordu. Şık durmak yerine korkunç duran bir takım elbisesi, gömleğinin ve kolunun üzerinde sarı bir rozeti vardı. Momo cesaretini toplayıp adama ilerledi. Adam hiçbir şey demeden kutuya uzanmış, eline almıştı.
"Giriş 5 mona."
___
Momo para meselesini zar zor halletmiş, yaklaşık yarım saatin ardından içeri girmişti. Parası olmadığı için adama uzun süre yalvarmış, büyük yalvarmalar sonucu adamdan aldığı bir teslimat göreviyle içeri girmeye kabul edilmişti. Ancak teslimat şehrin diğer ucundaydı ve bu tehlikede aranırken dışarı çıkması doğru değildi.
Buna rağmen başarılı bir sürede teslimatı gerçekleştirmiş, sarı rozetli adamın yanına geri dönmüştü. Yavaşça siyah kapıyı açtı, içeri doğru ilerledi.
Kalbinin atış hızı artmış, gözleri büyümüştü. Dudakları aralandı, ne yapacağını ve ne söyleyeceğini bilmeden gördüğü manzaraya odaklandı.
Senelerdir yaşadığı, her bir noktasını ezbere bildiği şehrin altında yeni bir yer vardı. Sanki farklı bir dünyaymış gibi görünen bir şehir.
Bir yeraltı şehri.
Yavaşça ilerlemeye devam etti. Kısa incelemelerine göre şehir üç kısımdan oluşuyordu. İlk girişte üç farklı tarafa ayrılıyordu ve ayrıca üç katlıydı. Eğer en alt katta değilseniz burada hareket etmek sizin için biraz zor ve tehlikeli olabilirdi. Yürüyüş yolları dardı. En fazla iki kişinin yan yana yürüyebileceği bu yollar her an yıkılacak gibi duran taşlar tarafından yapmıştı. Ayrıca kısa süreli gözlemlerine göre burada polis yoktu. Gördüğü herkesin elinde bir silah vardı ve aşağı katlara bakarken çok fazla silah veya illegal maddeleri satan insanlar görmüştü -ve sokağın köşesinde gördüğü birkaç ceset bunu kanıtlıyordu-
Momo meraklı bir şekilde etrafı gezmeye devam ederken kendinden birkaç kat büyük bir bedene çarpmasıyla sendeledi. Hızlıca kafasını kaldırmış, özürlerini sıralamaya başlamıştı. Ne kadar cesur bir çocuk olsa bile polis olmayan ve suçla dolu olan bir ortamda o kolay bir yemdi. Adamın bir şey demediğini görünce kafasını kaldırıp ona baktı. Yaşı olduğunu hafif beyazlamış saçlarından ve bıyığından anladığı, diğerlerinin aksine şık bir takım elbisesi olan orta yaşlı yapılı bir adamdı. Ayrıca takım elbisesinin üzerinde ve kollarında mavi rozetler vardı. Adam diz çöktü. Ellerini Momo'nun başına götürmüş, onu rahatsız etmemeye özen göstererek saçlarını okşamıştı.
"Adın ne senin?"
Momo beklemediği soruyla afalladı. Görünüşünün aksine çok sert ve kalın sesi olan adam onu korkutmuştu.
"Momo."
"Burada ne yaptığını anlatmak ister misin Momo?"
Momo bir şey demeden adama bakmaya devam etti. Gözlerinde saf korku belirtleri vardı. Adam gülerek yavaşça ayağa kalkmış elini Momo'ya uzatmıştı.
"Çocuklar genelde burada olmazlar Momo. Sırf buraya girmen bile senin özel bir çocuk olduğunu kanıtlıyor."
Momo adamın eline uzanmış, beklemeden küçük elini onun büyük parmaklarına geçirmişti.
"Bize katılmak ister misin Momo?"
___
Günümüz
Kapının önüne yaklaştığında güvenlik hızlıca eğilmiş, kapıya uzanıp kapıyı açmıştı. Kısa bir baş selamı vererek üzerinde mavi bir bayrak olan kapıdan içeri girdi. İçerideki kargaşanın kaynağını tahmin edebiliyordu. Görev odasının içinde gördüğü Hyunjin'e doğru ilerlemiş, elini omzuna atmıştı.
"Hiç gelmeyeceksin sandım Hirai? Neredeydin."
"Batı piçlerini hallediyordum."
Momo koltuğa oturup ceketinin cebinden sigarasını çıkarttı. Arkasında olan görevli hızlıca çakmağını çıkartmış, kahküllü kızın sigarasını yakmıştı. Hyunjin bir şey demeden görev tablosuna döndü. Eline küçük bir kağıt alıp masanın üzerine yerleştirdi.
"Küçük bir kaçırma görevi."
"Küçük paralı işleri yapmıyorum Hyunjin."
"Parasının küçük olduğunu kim söyledi?"
Momo şaşkınlıkla kaşlarını havalandırdı. Sigarasını sağ eline alıp masaya doğru eğildi. Herhangi bir koruması veya dövüş eğitimi olmayan 19 yaşında bir kadın için çoğu öldürme görevinden daha yüksek bir miktar yazılmıştı.
"Kim bu kadın?"
Hyunjin masaya eğildi. Momo'nun görevle ilgilendiğini görmek sırıtmasına sebep olmuştu.
"Adı Kim Dahyun. Bekar ve işsiz bir kadın. Şehrin doğu kesiminde oturan bir kuryenin evinde oturuyor. Ailesi ölmüş ve şehirde neler döndüğünden haberi yok."
"Neden istiyorlar?"
"Bilmiyorum."
Momo sigarasını masaya yerleştirip arkasındaki görevliye döndü. Mavi rozetli kadın hızlıca arkasına geçmiş, Momo'nun takım elbisesinin ceketini çıkartıp yan sandalyeye koymuştu. Hyunjin kağıdı yeniden eline aldı. Küçük kağıt parçasını parmakları arasında gezdiriyordu.
"Ee kabul ediyor musun?"
Momo derin bir nefes vermiş, bitmiş sigarasını yere atmıştı. Ayağa kalkıp Hyunjin'in elindeki kağıdı çekti.
"Akşama ellerinde olur."