"Mila, senin yüzünden bizi bırakıp gidecekler şimdi. HADİ! "
Tepemde bağırıp duran vesta'ya aldırmadan, stresten yapamadığım ayakkabı bağcığımı tekrar çözüp hızlı bir şekilde bağlamaya başladım. Yani en azından çalıştım.
"Mila hadi kızım! "
Ne Mila'ymış be! Ben olmasam pikniğe gidemeyecekler heralde.
Ayakkabı bağcığıma son düğümü attığımda şansıma ilk defa doğru düzgün bağlamıştım.
"Mila kadar taş düşsün başınıza ya, geldim"
Vesta, 'şükür Yarabbi'diyerek hızlı hızlı merdivenlerden inerken gülmeden edememiştim.
İkimizde zıplayarak merdivenlerden inerken, arabanın güçlü motor sesi aniden kulaklarımıza çarptığında Vesta ile gülerek koşmaya başladık.
Bunu yapan babamdan başkası olamazdı,
Bu onun dilinde
"Hızlı olmazsanız sizi bırakır giderim"
Demekti.
Araba nın önüne geldiğimizde hışımla kapıyı açıp kısa bir an içeri baktım.
Cam kenarında oturan Aylin teyze, kapının açılması ile parlak gözlerini bize çevirdi. Ayağının dibinde duran çantayı hafif iteleyerek düzeltti ve bize döndü tekrar;
"Bagaja geçin bakalım siz"
Bagaj. Dördümüz. Biz. Bagaj...
Hep beraber yaptığımız araba yolculuklarında bagaja oturmaktan koltukların verdiği hissi unuttuğuma yemin edebilirdim.
Annem kapıyı kapatmak için öne doğru uzanırken kafası ile arka tarafı gösterdiğinde Vesta kolumdan tutup arka tarafa doğru sürükledi beni.
Bagaj kapısını açtığımızda karşılaşdığımız manzara şaşırtıcı değildi.
Chris. Yan oturmuş, kulaklığının tekini takmış karşıdaki camdan dışarı bakıyordu. Salak işte. Dümdüz bina var orda oğlum, neyi izliyorsun ki.
Leo. Yan oturmuş, uzun bacaklarını kendine çekip ellerini dizlerine yaslamıştı.
İkiside bizi gördüğünde dudaklarının kenarında alaycı bir gülümseme belirmişti.
Chris'in yardım etmek için uzattığı eline sertçe vurarak tuttum ve nihayet bagaja attım kendimi.
Vesta da Leo'nun eline vurarak tuttuğunda ufak bir kıkırtı kaçmıştı dudaklarımdan.
Nihayet Vesta da kendini bagaja attığında ve babam Kaan'ın kapımızı kapatmasıyla yolculuk başlamışdı.
"Ayakkabını bağlamayı öğrenemedin mi sen hala? "
Leo'nun alaylı sözlerine karşılık sıkıntılı bir nefes vererek gözlerimi devirdim;
"Hahaha çok komik. Salak"
"Anneee Mila Leo'ya salak dediii! "
Chris'in bunu söylemesi ile büyük bir kahkaha kopmuştu tabi.
Ha bu arada, size kendimi tanıtmadım değilmi?
Ah, kusura bakmayın. Böyle kaoslu bir ortamda tek düşündüğüm şey akıl sağlığımdıda...
Ben Mila. 16 yıllık yaşamında harika dostlar edinmiş, kimi zaman kaybetmiş, güçlü durmayı öğrenmiş biriyim. Leo, Chris ve Vesta ise... Hayatımdaki en değerli varlıklarım desem abartmış olmam gerçekten.
Çocukluğumuzdan beri hep beraberiz, şuan da olduğu gibi.
İlk dizimiz kanadığında, ilk düştüğümüzde, hayatımızın her alanında birbirimiz vardık.
Annelerimizin yaptığı günlerde gizli gizli yemek aşırıp dışarıda kaçtık, babalarımız içeride maç izlerken dışarıda kan ter içinde kalıp maçda yaptık. Beraber güldük beraber ağladık...
Daha ne diyeyim ki.
Ailemden bahsedecek olursam, onlar bu hayatta tanıdığım en ama en iyi insanlar.
Doğduğun ev kaderindir derler ya, kaderim iyiki de bu evmiş.
-Fakat, kaderim olan şey sadece o evmi emin değilim.
Devam edecek...
Nasıl olmusss
Haram varsa söyleyin ha beğendinizmiii
Babayagayay