Axel etrafında birkaç kişi bahçede bekliyorlardı .
“belirsizler STATERA AKADEMİSİ ne hoşgeldiniz zamanımız kısıtlı burada en kısa sürede dört taşlardan birini seçip ustalaşmanız için yanınızda olacağım kapının üzerinde gördüğünüz . elmas maviyi suyu cenneti temsil eder,yakut ateşi sıcaklığı cehennemi ,zümrüt doğayı toprağı alexsandrit havayı temsil eder deneyimleyerek hepsinde bilinç kazanacak size uygun olan ile taçlandırılacaksınız en sonunda bedeninizde o taşı taşyacaksınız. Bu kadar yeterli bugün su ile devam ediyoruz. “
Arkasında kalan gölü bakmadan iki elini havaya kaldırarak tamamen kaldırmıştı anlının ortasında dediği gibi elmas belirmiş damarları mavileşmişti ciddi sesi ile devam etti
“hisleriniz tüm düşüncelerinizi yöneltirseniz sizde yapacaksınız şimdi öncelikle aramıza yeni gelen arina’nın kanatlarını çıkartalım” benim kanatlarım mı var ? gördüğüm her şeyden dilim tutulmuş gibi konuşamıyordum . sırtıma dokundu hisset deyip gözleri beyaza dönmüştü .
“sende düşün ve hisset çıkmalarına izin var .”
“Ama ne düşüneceğim yüce axel bilmiyorum.”
“Kanatlarını hisset hareket ettirdiğini nefes alamadıklarını ve dışarı çıkmaları gerektiği…”
Sırtımda oluşan acıyla inledim inanamadım sırtımda onlar gibi kanalarım çıkmıştı yüce axel yüzüme memnun bir ifade ile baktı tebrik edip dersine devam etti tüm ders boyunca hava su ateş ve toprak üzerine çalışmalar yapacağımız sonunda sınava girip geçmemiz gerektiğini geçmezsek ise en alt tabakadan başlayacağımızı ayrıntılı şekilde anlattı
“ilk günün nasıl geçti arina ilgilenemedim bugün kusura bakma “
“Güzeldi LiLİ gördüğün gibi kanatlaırm var ama sırtımda bir ağrı var sage çay içirdi iyi gelirmiş .”
“o karı ölüyü bile diriltir güzel geçmesine sevindim ve kanatların ışıl ışıl benim ilk çıktığında 50-60 sene önce siz insanlara göre o kadar zaman oluyor çok heycanlıyım senin gibi ışıl ışıl değil kahvemsi ve grimsiydi böyle ışıl ışıl ve bembeyaz değildi şanslısın.
“Rengin bir amacı var mı ? “
“Şöyle beyaz her insan üstü varlığıl olabiliyor yakutkentliler kırmızı ve siyah gri oluyor elmaskentliler mavi ve su yeşili zümrütkent kahverengi ve koyu yeşil gri alexdritelıların ise kirli beyaz olur bembeyaz olmaz “
“Benim ait olduğum bir yer yok .”
“insan olarak ölüp burada direlmen çok tuhaf.”dediği ile kalbimde acı hissetim burada gideceğim merhaba bile diyeceğim kimse yoktu yatağıma iyice gömülüp lili’ye ters döndüm. Gözlerimi kapatıp ne yacağımı düşünürken üstümde ağırlık hissetim.
“Hey alındın mı üzgünüm kötü hissettirmek için söylememiştim.özür dilerim .”
Gözyaşlarımı tutamayıp hüngür hüngür ağlamaya başladım .
“Normal bir hayat yaşarken aniden öldüm ve hayatım komple değişti pardon hayatım yok ben ölüyüm insanüstü varlık olarak yeni bir hayata başlıyorum .” kekeleyerek ağlamaktan konuşamamıştım .
“Ağlama ilk değilsin evet insancıklara söylenen bir durum değil senin gibi birini bulup tanıştırıcam söz arkadaşlarım ailem ile tanışırsın ben hep yanında olucam arina sakın kötü düşünme her şey olduğunca güze olacak emin ol.”
Ağlarken uyuya kalmıştım . Uyandığımda kuş seslerinin aksine bilmediğim bir hayvan sesi ile karışık kuş sesleriyle uyandım lili yine yatağında yoktu yatağında giymem için elbise bırakmıştı . İnsan halime göre sanki daha fazla uykuya ihtiyaç duyuyordum. Duş alıp tekrardan ders için hazırlandım burada ne ailem ne arkadaşlarım hiçbir şey yoktu ağlasam bile vakit geçirmek zorundaydım .Bunu en iyi şekilde yapmam gerekirdi burada aynı insanlar gibi tüm insanüstüler çalışıyordu bazıları normal insandan farksız hayat sürerken bazıları melek ve şeytandı hepsinin bir görevi vardı ve daha öğrenemediğim bir sürü farklılıklar vardı. Ama aşağı yukarı insan hayatına benzer bir hayat vardı ailemi şimdiden özlemiştim . güzel gülüşüyle Sebastian karşıladı
“Günaydın bugün daha iyisin sanki” Sebastian buradaki liliden sonra tanıştığım arkadaşım olmuştu iyi kalpli elmaskente gidip melek olmak için dersler görüyordu küllü gri saçları hafif buğday teni kara gözleri ile sevimli birine benziyordu en azından şimdilik.
“Evet daha iyiyim uykumu alamamış hissediyordum sadece .”
“Normal alışırsın hava başkentte fazla temizdir geçmiş hayatında fazla mı uyurdun .”
“Doğrusu pek değil sabah koşulara çıkmak zorundaydım derslerimde olunca hep uykumu alamazdım sanırım alışkanlığım değişmedi .”
“İkinizde susun ! Şeytan Diablo’yu kızdırmak istemezsiniz.” Yandaki Ivy sessizce uyarmıştı şeytan görecektim hayatımda ilk kez hayatımızı hep korkarak geçirdiğimiz varlık … kan kırmızısı 4 metreyi bulan kanatlarıyla adeta gökten indi gözleri kanatları gibi kırmızıydı uzun böyle beyaz tenli zifiri siyah saçları vardı . yüzündeki mimikler gelmekten hoşun olmadığı çok belliydi kirli sakaları giydiği simsiyah takımla podyum yürüyüşünde gibiydi şeytan demekki oldukça normal gözüken varlıktı istemsizce ayaklarım diğerlerinden geri çekildi içinde nasıl bir kötülük yatıyordu.
“Zaman kaybetmeden başlayalım belirsizler .Ben yakut kıtasının varisi Diablo Voninferis” gür ve tok sesiyle işine koyulmuştu. Etraftaki ateşleri ellerini havaya kaldırarak görkemli şekilde aniden yaktı gözleri kırmızıya dönmüştü .
“İçinize ateş varsa zaten devam edeceksiniz kalbinizin içinde göğüs kafesinizin altında tam ortasındaki boşlukda derinen gelen bir ısı hissetmelisiniz ellerinizi nasıl kullanacağınızı öğreteceğim şimdi herkes dediklerimi yapsın .”
Elleri iç duygularımızı nasıl yöneteceiğimi ve kendimi keşfetmemizi hızlıca anlatmaya başlamıştı garip bir şekilde içimde güneşde çok kalmış gibi bir sıcaklık hissetmiştim . Acele ile dersi bitirip yanımdan oldukça sinirli bir şekilde geçti içinden ettiği fısıltıyı duymuştum.
“Sikik çömezleri sırf ceza olsun diye bana veriyorlar hiç işim yokmuş gibi bir de bunlarla uğraşıyorum.” İstemsizce kaşlarımı çatılmıştı isteyerek burada değilim üstüne çömez denilerek hakaret ediliyordum . Şeytan bile olsan tanrının dediğinden çıkamıyordun . geçerken suratıma baktı çatık kaşları daha çok çatılmış kırmızı adeta alev gibi parlayan gözleriyle bana baktı hiç kırpmadan içimde tedirginlik ve korku oluşsada gözlerimi çekmedim çekingen ve korkak gözükmek istemedim gerçek hayatımda olduğu gibi kafam dik ve özgüvenli olmalıydım.
“Ne oldu çömez bir şey mi söyleyeceksin ?”
“Hayır iyi günler “ ondan daha hızlı olup kaçtım içişmden geçeni söylemek istedim lakin cesaret edememiştim biraz etrafı inceleyip başıma geleni öğrenmeliydi ilk geldiğim yer sage in küçük şatosuydu Liliye göre daha yaşlıydı en azından yol göstercek birini söylerdi gruptakiler sohbet ediyor karanlık çöküyordu .Önce kapıyı çaldım uzaktan gelen sesle kapıyı açtım gıcırdıyor oldukça eski olduğu belli oluyordu paslanmış demir yerleri yosunlaşmış duvarları vardı ama içerissi tam terzi bakımlı çeşit çeşit bitki çiçeklerle donanmış yeşil mavi tonları hakimdi sage ise önüne beyaz önlük giymiş elindeki beherde bir şey karıştırıyordu .
“yeni gelen Arina hoş geldin tatlım baş ağrın geçmedi mi” kadın içten ve tatlı gülümsemesi ile bakmıştı onda annemin arkadaşlarında olan hissi almıştım.Gülümsemesine karşılık vererek gergin bir şekilde başladım
“Hayır ben bir şey rica edecektim burda kimseyi tanımıyorum tek senin ismini biliyorumda.”
“Ah tatlım tabiki burda en yardımsever kişi benimdir elimden geldiğinde her şeyi yaparım .”
“Bana ne olduğunu ne olacağını burada ne olduğunu öğrenmek istiyorum .” Utanmıştım kimsesiz olmak ne zormuş .
“Kütüphaneye git Her şeyin başlangıcı diye bir kitap var senin gibi insan olup sonradan insanüstü olanlar için yazıldı sanırım axel yazmıştı onu okursan kafanda bir şeyler oturur burada çoğu bilgiyi kitaplardan ve derslerden öğrenirsin çalışmazsan burda olan kölelerin yanına gidersin geç olmadan git kütüphane kapanır .” teşekkür ettim tam çıkarken aklıma geldi
“Kütüphane nerde ?”