Uzun boylu, pala bıyıklı, hafif balık etli bir adamdı Stalin. Onun karşısında esir olarak bağlanmış bir vaziyette küçük bir durumdaydım. Güldü. "Koskoca Adolf Hitler karşımda elleri ve kolları bağlanmış bir şekilde duruyor. Geçmişte bana bunu deseler hayatta inanmazdım." dedi ve kahkaha attı. Sinirlenmiştim. Ağzım bağlıydı, ellerim arkadan bağlanmıştı ve bacaklarım oturduğum sandalyenin her iki yanına da bağlıydı. Hareket bile ettiremiyordum vücudumu. Eğildi. Yüzü tam da benim yüzümün önündeydi. Sinirden deliye dönmüş bir vaziyette çırpınıyordum. Sağ eli ile başımı okşadı. Sonra sol eli ile ağzımdaki bantı sertçe çekerek çıkardı. Bağırmaya başladım. "Ne hakla beni burada tutarsınız!? Askerlerim sizi yerle bir edecek ve hepinizi yok edeceğiz! Zafer Nazi Almanyası'nındır!" derken o yanlızca gülüyordu. Bağırmayı kesmemi söyledi lakin susmadım. Bir süre evvel güçlü bir liderken ansızın gece en çok güvendiğim Komutan Hans sebebi ile kaçırılmış ve şimdi lanet Komünistlerin önünde esir düşmüştüm. Stalin bir süre daha bağırmamı ve ona ettiğim hakaretlerimi dinledi. Bir süre sonra da sertçe bir tokat attı. "Artık kapa çeneni! Burası senin yeni yurdun. Dediklerime uysan iyi edersin!" dedi ve zindan bile denemeyecek yerden defolup gitti.
Yarım saat evvel aynen bunlar yaşanmıştı. Şimdi bunları düşünüyorum da keşke yüzüne tükürseydim. Lanet olası herif. Aha, ayak sesleri geliyor. Sanırım bana o mükemmel kötü işkencelerinden yapacaklar. Onlardan hiç korkum yok. Nazi askerlerimin ve bana sadık komutanlarımın burayı bulup buraya büyük bir baskın yapması yakındır. Dünyanın en büyük ordusu bende. Kim bana engel olur? Bu cehennemden çıkacağım ve ilelebet payidar kalacağım zira Sovyetleri yok edip Stalin'in kafatasından şerbetimi yudumlayacağım. Ayak sesleri daha da yaklaşıyor. Lanet olası Sovyetler. Biri girdi içeri. Anahtar seslerine bakılırsa buraya gelmesi uzun sürmez. Bu, bu Stalin. Yine mi gelmiş? Ne istiyor ki benden? Artık defolmalı.
Stalin aşağılayıcı bir ses tonu ile konuşmaya başladı. "Birşeye ihtiyacın var mı? Nazi sarayı kadar konforlu olmasa da burası da idare eder, haksız mıyım?" derken gülüyordu. "Ne yapacaksanız yapın, işkencelerinizden korkmuyorum. Bir an evvel bitsin yeter ki." dedim. Stalin kahkaha attı. "Bunlar daha iyi günlerin. İlerleyen vakitlerde bana yalvaracaksın." dedi ve sonra ekledi "Şimdi gidiyorum, iyi uyu. Yarın eğlenceli bir gün olacak. Senin için değil, benim için eğlenceli bir gün olacak." kahkaha attı tekrardan. O tiz sesi kulaklarımda yankılandı. Ve sonra arkasını dönüp gitti. Yarın bana ne olacaktı? Kendime soruyorum: Bana ne yapacaklar?
