Her insan din, dil, ırk, sosyal statü, para veya prestij ayırt etmeksizin her yaşta hayatını sorgular. Bu bir kişinin düşünmesi gereken en sağlıklı şeydir.
-
Ağacımın yapraklarını baş parmağım işaret parmağının arasına alarak on beş dakikadır tozlarını temizlemeye çalışıyordum. Hiç bir işe yaramıyor sadece yaprağı ısıtıyordum. Videolarda gördüğüm her şeyi deneyip sonuç alamamak çok sinir bozucuydu. Arkamdan ayak sesle ri duyduğumda arkama dönüp Kapının eşiğinde nöbet değiştirmek için bekliyen stajyer doktoru gördüm.
“Hadi iki saat doldu sıra sende”. Bu lafı bu sabah üçüncü kez duyuyorum. Sanki hayatım boyunca tek işiticeğim şeymiş gibi.
“Simit ve meyve suyu aldım sanada dün akşam ikimizde hiç bir şey yemedik”. Gece on sularında gelen hastanın durumunu stabil tutmaya çalışıyorduk. Yaşlı ve kalp krizi geçirmişti hastanedeki tek kalp doktoruda şuan tatilde olduğu için sadece kalp masajı yapabilmiştik. Henüz stajyerlikte ilk senemiz olduğu için ameliyat yapma yetkimiz yoktu.
Hastanede bir tane kalp doktoru olmasının nedeni kırsal kesimde küçük bir yerde çalışıyor olmamızdı. Nüfüs yoğunluğu çok olmadığı için doktor sayısı yeterli geliyordu. Şuan yazda olduğumuz için insanlar tatil yapmaya gelmişlerdi ve bir haftadır kene ısırıkları gibi şeylerle uğraşıyoduk.
Yıllardır çalıştıktan sonra büyük bir hastanede kendi odamda hastalarıma bakıcağımı zannediyordum şimdi ise bir sandalye bana yetiyordu.
“Çok sağol başım dönmeye başlamıştı” İkimizinde yorgunluğu yüzümüzden okunuyordu.
Arkadaşıma gülümsedikten spnra nöbet odasından çıkıp eski aletlerle dolı olan yoğun bakım odasına doğru sessiz kolidorlardan yürüyordum. Ayaklarımdan plastik terliğimin çıkardığı iğrenç seslerle koridorda yankılanıyordu.
Sonraki bölüm başlığı; Hastaneye geldiğim ilk gün
