İçeriğe geç

Sözler ve Gözler

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Sözler ve Gözler

Bölüm 2

Ruh

"Tatsız ve buruk bir gün daha.. Güneşin karanlığı delip parlamasından biraz sonra derin bir of çekip ayaklandım. Gün yeni başlıyorken aynı zamanda gündelik sorumlulukları zaruri tutuyordu. Aynanın karşısına geçtim ve naçiz benliğimle rastlaştım. Okul formamı durduğu askılık üzerinden aldım ve okula gitmek için hazırlandım. Gitmeden önce kapının ağzında çelimsiz vaziyetimi cebren değiştirdim. Mutlu görünmeliyim zira mutsuzluk güçsüzlüğü beraberinde getirir ve doğa güçsüzleri affetmez. Artık hazırdım bir umut üzerine nice hedefler inşa ettiğim okula hep olduğu gibi varmalıydım. Sis buram buram griliği ile şehre kadar inmişti. Etrafı sezmeye çalıştığımda birçok insan gördüm; Yılmış, bitmiş insanları.. Adeta mahşer alemine geri dönmüştüm sanki.

Okula nihayet vardığımda sisler çoktan dağılmıştı. Bitkin beynim onun aksine bir o kadarda heyecanlı olan vücudum ile çelişiyordu. Bu arada tatilin ardından ilk okul günüydü ayrıca liseye yeni geçmiştim. Belkide bundandır heyecanım. Soğuğun anlında istiklal marşını okurken zerre üşümedim. Zira gönlüm uğruna feda olabileceği bayrağını selamlarken onun ateşiyle harmanlanıyor. Marşımız bitti ve sınıflar halinde sınıflarımıza akın ettik. Dersi beklerken çantamı yanıma Kitabımı defterimi ve kalemimi sıraya düzenli bir biçimde biçimlendirdim. Burçlara pek inanmam fakat sanırsam burcumdan biraz etkilenirim "zira düzenin olmadığı yer benim yerim olamaz." Sisin izinde giderekten hemen sonrasında yağan yağmur toprak ile birleştiğindeki buram buram kokusu ile dikkatleri üstüne çektiği sırada sınıfa hocamız geldi. Hepimiz ayağa kalkarak hocamıza hürmetimizi bildirdik ve geri oturduk. Ders matematik di ve ben sayısalı hiç sevmem.. Lakin aileme bir sözüm kendime bir yeminim vardı neticede. Başarmak zorundaydım ve bunun ışığında dersi pürdikkat dinlemeye ve derse katılmaya çalıştım. Bu sırada herkes gibi oğlak ve yelkovanda boş durmuyordu ilerledi ve ilerledi, bir günün 3/1'ini aşmıştım artık. Okul bittiğinde evlere döndük. Susmayan vicdanım beni etkisi altına almayı başarmış ki, eve döndüğümde yemekten hemen sonra ders tekrarları yapıyordum. Normal bir hayat sürüyordum. Bir şeyler değişip hayatıma ne yönde etki eder ki en fazla? hiçbir şeyde radikalleşmem olur biter. Düşüncesi hayatımı yansıtırdı. Ta ki bir çift gözün dahi hayatıma büyük bir akım ile etki edeceğini öğrenene dek. 14üme yeni girmiştim fakat kendimi herkese 15 olarak tanıtırım. Zira büyük gözükmek pek bir havalıdır bizim nezlimizde. Ta ki eski zamanları özleyene dek, küçülmek isteyene dek..

Bir dönemden geçiyorum, sanırım buna ergenlik diyorlar. Aslında ergenlik ile sınırlandırılmış bu kavramın hayata etkisi o harflerin yüzbinlerce katıdır. Hayatı bu yaşlarda esasen keşfeder insan bu yaşlarda küçüklüğünde kurduğu hayalleri hedefe dönüşür ve gene bu yaşlarda harekete geçer insan. Gözlerimi aşağıda kurulmaya başlayan esnafın sesi ile açtım. Okula gecikmiştim, zira ben okula giderken esnaflar henüz dükkanlarını açmamış oluyordu. Uykulu iken evin bir ucunda unutu verdiğim telefonum beni uyandırmak için naralar atsa dahi ben bunu işitmedim. Hemen telefonuma koştum ve saati kontrol ettim. Evet gerçekten geç kalmıştım. 2 Ders çoktan işlenmişti ve sıra 3. dersteydi. Hatanın neresinden dönersek kardır felsefesi ile evden bir şey yemeden ve çoğu kişisel sorumluluklarımı yerine getirmeden evden ayrıldım. Hızlı adımlarım boş midem ile cebelleşiyordu. Tüm bunlar dahilinde genede okula ve 3. dersin başına yetişmiştim. Tam hocamdan uygun bir dille özür dileyerek yerime geçecektim ki adeta Moskova soğuğunda tutukluk yapan bir silahcasına tutulmuştu ağızım. Bunun yegane sebebi ağzından çok gülümseyen gözleri olan bir kızdı. Sanki Tanrı onun gözlerine göğü ısmarlamıştı. 8 gezegeni ve onlarca uyduyu aydınlatan güneşin dünyaya verdiği maviliği delip geçercesine bir çift göz etkisine almıştı beni. Okyanusları saymıyorum bile.. Küçük adımlarla yerime geçerken gözümü ondan alamıyordum. Zaman geçtikçe otururken bunu gençliğime verdim ve ergenliğin yegane etkisi olarak yorumladım. Lakin hakikat bunun tam aksini haykırıyordu, sanırım aşık olmuştum.

Günler benim için sayıdan ibaretken artık her dakika çok mühim olmuştu. Artık okul onu görmem için vazgeçilmez bir nimet olmuştu. Soyut bir kavram olan ruhumun somut bir varlığa bağlanışı hiç bir söz ile anlatılamayacak kadar istem dışıydı. Zira bunun nedenini bilmiyordum ona aşık olmamın herhangi bir çıkar vasıtası yoktu yada benim kişisel zevklerimin tecellisi birisi de değildi. Kader onu bir şekilde önüme çıkarmıştı. Aklımdaki tek soru kader bizi birleştirmeye yetecek miydi yada aksine beni karanlığıma dahada bertaraf olmuş bir şekilde gerimi atacaktı? İşte bu sorular kafamın içini kuşatırcasına sarmıştı. Ve sanırım bu kuşatmada esir bendim..."

Bölüm sonu

6 yorum