İçeriğe geç

Söz Günü

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Söz Günü

Bölüm 1

Söz Arifesi

Merhabalar efenim merhabalar! 1 saattir yazmaya uğraştığım bölüm bir anda silindi ve ben yeniden yazmak için mecbur kolları sıvayacağım. Bayağı da yazmıştım yazık oldu. Neyse moral bozmak yok bana iyi kafa patlatmalar size de iyi okumalar. İlk eserim hayırlı uğurlu olsun bakalım 🌸

**

”Artık yemek yemeye gidebilir miyiz? Sabahtan beri peşinde oradan oraya heder oldum zaten.” kız kardeşimin bu haklı isyanına ve oldukça aç olan karnıma daha fazla haksızlık etmeden elimdeki seksenleri andıran görüntüsüne karşın epey can yakıcı fiyata sahip elbiseyi yerine koydum.

”Burger mi Lahmacun mu?” Sorduğum soruyla kendisinden lahmacun cevabını almayı dilediğim kız kardeşim her zamanki gibi Burger yemeyi seçti. Bugün girdiğimiz seksenikinci mağazadan da eli boş çıkıp yemek yemeye gittik.

”Neden lahmacun sevmiyorsun Sena?” Nedenini merak ettiğim ilk bin şey listesinde falan bu soru da var. Çünkü bir insanın lahmacun sevmiyor oluşu bana aşırı tuhaf geliyor. Tamam zevkler ve renkler tartışılmaz ama konu lahmacun olunca zevki de rengi de tartışırım.

”Sen neden puding, şeftali ve ayran sevmiyorsun?” Sena’nın sorduğu bu soruyla abla kardeş olarak ikimizin de birbirimize ne kadar zıt karakterler olduğumuzu bir kez daha anlamıştım. Misal o et sevmez ben tatlı, o kahve sevmez ben çay. Bla bla.. Bu yüzden de yarınki söz törenim için elbise almak amacıyla bana yardımcı olması adına yanımda getirdiğim Senayla zevk ayrılıklarımız itibariyle bir yere varamadık.

”Noldu? Sustun ablacığım” dedi Sena elindeki hamburgerden keyifle bir ısırık alıp.

”Lahmacunla bu saydıkların bir mi senacığım? Koskoca lahmacundan bahsediyoruz. Ayrıca bırak şimdi pudingi şeftaliyi saat kaç oldu hâlâ elbise bulamadık. Çabuk ye de gidelim alalım artık bir şey”

“Aman be abla alt tarafı hödüğün biriyle sözleneceksin çokta şey etme yani” Sena müstakbel sözlümü en başından beri hiç sevmiyordu. Bu durum benim açımdan biraz can sıkıcı, çünkü sevdiğim adamı ailemin sevmesini istiyordum ve aylarca bunun için çaba veriyordum. Ailem ona karşı bunca çabamın sonucunda az da olsa yumuşasa da kız kardeşim hâlâ ilk günki gibi sevmiyordu.

”Sena kaç kere konuştuk ama seninle bu konu hakkında ablacığım, neden böyle yapıyorsun?”

”Sevmiyorum abla ne yapayım?”

Daha fazla uzatmadan yemeğimi hızlıca yedim. Sena’nın hamburgeri de bitmişti. Hesabı ödeyip yeniden mağaza mağaza dolaşmaya başladık uzunca bir süre dolaştıktan sonra nihayet ikimizin de beğendiği bir elbise de karar kıldık. Bu günü Senayla benim miladımız ilan ettim.

Eve varır varmaz aldığımız kıyafetin fotoğrafını çekip Emre’ye attım.

Görüldü✔️

Siz: Yarın bunu giyeceğim sevgilim. Nasıl?

Sevgilim: Bu ne?

Siz: Yarın giyeceğim beğenmedin mi?

Sevgilim: Ne için giyeceksin ki?

Siz: Emre dalga mı geçiyorsun? yarın sözümüz var ya hani.

Sevgilim: Ben onu tamamen unutmuşum be Irmak şehir dışındayım bir de. Bugündü dimi o kahretsin ya

siz: Sana gerçekten inanamıyorum. Günler öncesinden kararlaştırmıştık söz günümüzü Emre. Nasıl unutursun böyle önemli bir şeyi?

Sevgilim: Tamam tamam, yarına kadar gelmiş olurum zaten istanbul’a. Elbise iyi bu arada ama neden siyah ?

Sinirlenip telefonu yatağa fırlattım. Sevdiğim, senelerimi verdiğim adamın sözleneceğimizi unutmuş olması sinirlerimi bozmuştu. Bunca zaman bugünün hayalini beraber kurduğumuz adam nasıl oldu da bu kadar değişmişti anlam veremiyordum. Ben Kaderime ağlarken kapıyı iki kez tıklatıp her zamanki gibi gir dememi beklemeden odama giren kişi annemdi.

“Irmak’ım, bulabildin mi istediğin gibi bir elbise kızım?”

“Evet anne bulduk işte iyi kötü bir şey.” Diyerek yatağın üzerindeki elbiseyi gösterdim.

Annem elbiseyi görür görmez gözleri bir tık açıldı. “Kızım bu ne?”

Neden herkes elbiseyi görür görmez bu ne diye soruyor kafayı yiyeceğim ey hayat!

“Elbise işte anne.”

”kızım görüyorum elbise olduğunu kör değilim de başka elbise mi yoktu? bu ne böyle? kısacık.” Klasik annem işte muhafazakar, korumacı tipik anne.

”Hem Ahmet dayınlar filiz teyzenler hepsi burada olacak. Az biraz daha uzun bir şey alsaydınız olmaz mıydı yavrum? Biliyorsun onları.” Annem elbiseye canavarmış gibi bakıyordu.

“Anneciğim lütfen darlama. bunu bulduk, bunu aldık işte. Hem Ahmet dayım, Filiz teyzem karışamaz elbiseme. Onlar önce kendi kızlarının giyimine baksın.”

“İyi ne hâlin varsa gör ben yatmaya gidiyorum.” Kapıyı çarpıp giden annemin ardından yatağıma girip gözlerimi kapattım. Emre’nin bana haber vermeden üstelik yarın söz törenimiz varken şehir dışına çıkması sinir uçlarımla oynuyordu. Günlerdir arayıp sormamasından anlamıştım bir bit yeniği olduğunu ama bu kadarını da beklemiyordum. Emre her zaman sorumsuz, umursamaz birisiydi. Ama bu kadarını ondan bile beklemezdim. Bir günde stresten sinirden saçlarım beyazlamıştı resmen.. Bir kaç saat daha Emre’yi ve yarını düşündükten sonra uykuya kendimi teslim ettim.

**

“Irmak kızım, Emre arıyor uyan hadi.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.