İngiltere’de bir soytarı olmak, sadece şaka yapmayı değil, kellesini riske atarak konuşmayı da gerektirirdi.
Orta Çağ’ın sisli koridorlarından çıkıp 16. yüzyıl İngiltere’sine geldiğimizde, saray soytarılarının şaşırtıcı bir konumda olduğunu görürüz. Kralın gölgesinde yürürlerdi ama kimseyi takmazlardı.
Çünkü onların gücü, gücün kendisinden korkmamaktı.
_
Will Sommers:
İngiltere'nin en bilinen soytarısı Will Sommers, VIII. Henry döneminde sarayda görev yaptı.
Evet, o VIII. Henry — altı eşiyle, kafası koparılan karılarıyla meşhur olan kral.
Will Sommers, Henry’ye öyle şeyler söylerdi ki, bir başkası ağzından çıkarsa cellatla tanışırdı.
Ama Will, bunları şakayla karışık söylerdi.
Örneğin bir akşam ziyafetinden sonra kralın kemerini çözüp derin bir nefes aldığını gören Will, şöyle demişti:
“Majesteleri, bu akşam siz değil, tabaklar taç giydi. Krallık midesine geçti sanırım.”
Kral kıkırdamış, çevresindekiler Will’e bakıp ne yapacağını şaşırmıştı.
Ama Will devam etmişti:
“Sizi seviyoruz elbet, ama tahtı taşıyan sandalyelerin size küs olduğunu duydum.”
“Eğer bir gün savaş kaybedersek, düşman bizi değil, sizi yere yıkan son sandalyeyi ödüllendirir.”
Ve en meşhurlarından biri:
Kral gün geçtikçe genişleyen göbeğini tutarak iç geçirdiğinde, Will eğilmeden duramamış:
“Majesteleri, yakında sizin gölgeniz bile sizden kaçacak. Çünkü bu hızla ona da yer kalmayacak.”
Gülüşmelerin ardından kral koltuğuna yaslanıp Will’e bakmış ve sadece şunu demişti:
“Senin cesaretin zekândan az, ama keyfim yerinde olduğu sürece hayattasın.”
Will, her zaman bu dengeyle yaşadı.
Her cümlesi bir ipin üzerinde yürümek gibiydi.
Ama o ipten hiç düşmedi.
_
Soytarının Gücü Nereden Gelirdi?
İngiliz sarayında soytarılar:
Kralın yanında oturabilirdi.
Meclis toplantılarına dinleyici olurdu.
Hatta bazen kraliyet mektuplarını yazarken fikri sorulurdu.
Ama en önemlisi: Soytarıya kızılmazdı. Çünkü o “şaka yapıyor”du.
Yani bir nevi “resmi delilik” statüsüne sahipti.
Ama bu delilik, aslında toplumun aklıydı.
Çünkü kral bile, kimi zaman gerçekleri ancak bir şakanın içinde duymaya dayanabilirdi.
_
“Tanrım, bu ülkeyi kraldan değil, soytarısından koru.”
Bu sözün hangi dönemde söylendiği tam bilinmez ama anlamı nettir.
Soyt
arılar korkmazdı.
Ve korkmayan biri, her zaman en tehlikeli olandı.