İyi okumalar...
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Çıkış ziliyle kafamı sıradan kaldırdım.
𝘕𝘦 𝘢𝘳𝘢 𝘣𝘪𝘵𝘵𝘪 𝘭𝘢𝘯 𝘣𝘶 𝘥𝘦𝘳𝘴.
Eşyalarımı çantama koydum ve çantamı alıp sınıftan çıktım.
Nihayet okulu da geride bıraktığımda derin bir nefes aldım. Aldığım nefesi yavaşça vererek eve doğru yürümeye başladım.
Sınava daha 4-5 ayın olmasına rağmen gayet rahattım. Okulda konuları dinlemiyor ve uyuyor olabilirdim ama geceleri uyumuyordum ve ders çalışıyordum. Ne yapalım yani gece kuşuysam?
Konularda da eksiğim yoktu bu yüzden gergin ve ya sitresli de değildim. Gayet iyi bir üniversiteye yetecek bir net çıkaracağımı düşünüyordum.
O değilde, biz o kadar sarışın bebeyi dövdük bir teşekkür alamadım.
Ne değişik insanlar var ya.
Sanki dünden razıymış gibi dalan ben değildim.
Evin önüne geldiğimi fark ettiğimde çantamdan anahtarı çıkardım ve eve girdim.
Odama çıkacağım sırada salondan duyduğum sesle duraksadım.
"Kayracığım."
Otuz iki diş sırıtan babamı gördüğümde afalladım. Bu adam niye bu kadar mutlu lan?
"Efendim?" Gayet umursamaz çıkan sesimle daha da sırıttı.
Lan noluyo amına koyayım bu niye böyle sırıtıyor?
Yalnız ben tırsmadım değil.
"Hastaneden aradılar." Gözlerim hızla irileşti.
"Lan yoksa ölüyor musun?!" Ellerimi yukarı kaldırdım. "Allah'ım hadi inşallah." Bakışlarımı yine ona çevirdim ve sırıttım. "Ne zaman geberiyormuşsun?" Ve evet bunu ciddi ciddi sordum.
Boynundaki damar belli olurken dişkerini sıktı.
"Dua et hastanede karışmış ol da kurtulayım senden yoksa elimde kalıcaksın!" İşaret parmağıyla odamı gösterdi. "Hemen üstünü giyin ve gel yarım saatin var!"
Bağırmasını önemsemeden odama gittim ve siyah crop altına ise siyah eşofman giydim. Siyah saçlarımı açık bıraktım ve aynadaki halime göz kırptım. Ne? Kendime yavşamıyacaktım da kime yavşayacaktım?
Siyah gözlerimle son kez odama göz gezdirdim ve telefonumu alıp çıktım.
Babamı kapıda görünce göz devirdim.
Başladı bizim mesai










