İçeriğe geç

Söyleyemediklerim

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Söyleyemediklerim

Bölüm 1

Gecelerin Sessizliği

Bazı geceler vardır ağlamaktan canımızın çıktığı ve bazı geceler vardır sessiz sessiz içimize gömüldüğümüz. Belki bu ikisinden birini veya ikisini yaşamışsınızdır. O gecelerin tarifi olmaz, kimseye anlatılamaz. O geceler ölüm sessizliği gibidir. O geceler canını en çok yakan gecelerdir. O geceler asla unutulmaz. Bazı günler vardır ki o günler sessiz sessiz içine ağlarsın. Öyle ki günler vardır ki içine atmaktan yorulduğun ve öyle günler vardır ki "özlemekten" yorulduğun. Şimdi diyebilirsiniz "bu kız bize bunları niye anlatıyor?" Belki bu anlattığım kısacık şey bazılarınıza çok garip gelmiş olabilir. Ama ben o geceleri 7 yıldır çekiyorum. O geceler öyle bir geceler ki tarifi olmaz, anlatmaya çalışsan kendini susturmak istersin. Gecenin o karanlığına gömülürsün. Ben gece karanlığına 7 yıl önce canımdan bir parçayı kaybettiğim de gömüldüm. Dedem, canımdan bir parçaydı. Çocukluğumun neşesiydi. Kim bilir şu an nasıl orada? Kim bilir şu an nerede? Acaba benim yanımda mı? Acaba orada rahat mı? Hep bu sorular her gece beynimi kemiriyor. Eğer bu kitabı okurken sizi ağlatırsam baştan özür dileyeyim. Benim 7 yıllık hasret ve beynimi kemiren soruları artık birileriyle paylaşmam gerekiyordu. Çünkü bu olay psikiyatriyle çözülmüyor. O kutu kutu antidepresan haplarıyla sorunlar gitmiyor. O ilaç sadece bazı şeyleri unutmana yarıyor. Ama ben unutamıyorum. O gün gelen telefonu, o gün gördüğüm kefenli hâli, o gün duyduğum bağırışlar , ağlama sesleri, ağıtlar..ben bunları unutamıyorum. Ben o toprağı üzerine atışlarını unutamıyorum. Ben onun o tabutun içinde olduğuna inanmıyorum, inanamıyorum, kendimi inandırmak istemiyorum. İnsanlara "ALIŞ" kelimesi kolay geliyor fakat o kelime o kadar kolay kelime değil. İnsanlar ağladığım zaman yargılar gibiler. Çünkü onlara göre "ALIŞ" kelimesi çok kolay. Alışmak öyle kolay değil. Kolay olsaydı zaten bu durumda olmazdım. Hani diyor ya şarkıda "Unutmadım nasıl unutur kalbim? Alışmadım yokluğun cehennemim..." İşte bu şarkı demek istediğim şeyi özetliyor. Bir gün bizde oraya gidicez. Evet ama bu yalan dünyadaki hasret çekilmiyor.

.

Bazen gözlerim uzak yerlere dalıyor. Sonra aklıma sen geliyorsun dedem. Belki üzülmemi istemiyorsun ama kendime engel olamıyorum. Sensiz geçen günlerin yorgunluğu beni bitiriyor. Sensiz geçen gecelerin sessizliğinde bitik düşüyorum. Bazen seni hisseder gibi oluyorum. Sanki eski günler gibi yanımdasın ve birlikte oyun oynuyoruz, sen çiğ köfte yuğururken ben seni izliyorum, birlikte çizgi film izliyoruz...

Biliyorum bunları artık yapmamız çok zor. Ama inan ki bu hayatta en zor iki şey; birincisi seni özlemek ikincisi ise senin öldüğüne inanmak..

Biliyor musun ben senin öldüğüne hala inanmıyorum. İnanmak istemiyorum. Çünkü senin ölmen benim hayatımın yarısının yok olması gibi bir şey. Eğer ben senin öldüğüne inanırsam bu hayata karşı sevgim azalır. Ama bak senin bir ahdın vardı. Benim evlendiğim zamanı görmek istiyorsun ve beni atla evden çıkarmak istiyordun. Ben bunu yerine getirmeye çalışacağım. Evlendiğim zaman o atla evden çıkıcağım. Ve o diplomayı elime alıcağım. Senin için..

Haftaya yeni yıla giriceğiz 2024'e . Ve sensiz 1 sene daha geçmiş olucak. Sensiz 7.seneye girmiş olucaz. Sen ordaki yaşamına bir adım atmış olacaksın ben ise sensiz geçen çocukluğuma 1 yıl daha ekleyeceğim. O gece sessizliğinde yine seni arıyorum. Bazı günler gözlerim seni çok arıyor. Arıyor ama seni bulamıyor. Gecenin sessizliği çok ağır geliyor. O karanlığı beni içine çekiyor. Belki bu gecenin ağırlığını sesini hatırlayarak geçirebilirdim ama unutuyorum. En acı şey ölen birinin sesini unutmak. Ben senin sesini unutuyorum yavaş yavaş dedem. Senden özür dilerim.

.

Herkesin hayatında çok sevdiği birisi vardır. Ve herkesin hayatında kaybetmekten korktuğu en az birisi vardır. Gün gelir o kişiyi kaybedersiniz. Onu kaybetmenin acısı hiçbir şeye eş benzer değildir. Ve gün gelir o kişinin gidişine alışmaya çalışırken sesini unuttuğunuzu fark edersiniz. Kalbinizde bir ağrı oluşur, içinize bir pişmanlık hissi dolar. Özür dileme isteği duyarsınız. Çünkü artık sesini hatırlamıyorsunuzdur. Ne bir videosu vardır ne de bir ses kaydı vardır yanınızda. O an anlarsınız bu dünyanın geçici olduğunu. İnsan sevdiğinin sesini unutur mu? Evet, unutur. Çünkü hayat onun için devam ediyordur. Belki her an kaybettiği kişi aklındadır ama onun sesini hatırlaması çok zordur. Bu da beynin bir oyunu gibi bir şeydir. Beynimizin oyunları ne kadar acımasız değil mi? Acını ikiye katlıyor..

Bazen hayatın gerçeklerini o zaman anlarız. Sevdiğimiz, kaybetmekten korkutuğumuz kişiyi kaybettiğimizde. İnsanın zorla o karanlığın içine gömülmesi. O karanlık hani uzaydaki kara delikler varya. Onun kadar güçlü, onun kadar içinde boğan karanlıktır. O karanlığın içine düştün mü bir daha çok zor çıkarsın. Belki de çıakamazsın. Hayatını o karanlığın içerisinde sürdürürken bitirirsin..

Benim bu sözlerim acımı dindirmeyecek ama belki de benim gibi biri(leri) vardır. Onlara ulaşırsam belki bu karanlığın içinden birlikte çıkarız...

.

İnsanın uyumaktan çekindiği geceler vardır. Uyumak o kadar zor gelir . İnsanın nefes almaktan çekindiği zamanlar vardır. Nefes almak onun için o kadar zordur . İnsanın mutlu olmaktan çekindiği anlar vardır. O kadar utanırlar ki içlerinde bir acı oluşur. İnsanın o kadar çok üşüdüğü yaz günleri vardır ki o günler kış ayazı gibi geçer insanın içini dondurur. İnsanın yaşamaktan çekindiği günler vardır. Öyle günler vardır ki o günlerin hesabı yoktur. O günler öyle zordur ki o günlerin zorluğunu kimse anlayamaz. Öyle günlerdir ki o günler nefes alırken değerini bilmemenin kahrını yaşatır. O kahır öyle kötüdür ki seni hayattan bezdirir. Ölümün yakın olduğunu bilirsin fakat elinden bir şey gelmez. Öyle bir çaresizliğe kapılır ki insan hiç olmamış gibi. Dışarısı bazı insanlar için çok soğuk kalın giyinmeyi unutmayın...

.

İnsan kendine hiç "ben neden yaşıyorum ki?" Diye sorar mı? Siz hiç yaşadığı için mutsuz olan birini gördünüz mü? Ben gördüm. Hatta bazen ben kendime bu soruları soruyorum. Ben neden yaşıyorum ki? Sebebi ne? Ne için yaşıyorum? Neden? Bütün sorularda bahanelerim vardı. Birinde hayallerim olduğu için birinde ise ailem için falan. Ama bunlar bahane. Bir insan vicdan azabı çekerek kaç yıl yaşayanilir ki? 1 yıl? 5yıl? 10 yıl? Şunu söyleyebilirim ki ben 7. Yıla giricem. Daha kaç yıl bu vicdan azabını çekerek yaşarım bilmiyorum. Belki de kim bilir yakındır...

Bazen insan çok yorulur. Hasretin gücü onu elinin altına alır. Güçlükle ayakta durur. Sevdiği diğer kişiler için en azından. İnsanın kendinden başka kimsesi yoktur. Şu hayatta tek tük öğrendiğim şeylerden biri diyebilirim. Hem de o kadar acı bir şekilde öğrendim ki. Hayatın bu kadar acımasız olduğunu bilmiyordum ve bana bu yüzünü gösterdi. Belki de teşekkür etmem gerekiyor ama ikilemde kalıyorum. Hem bana acı yüzünü göstrerek iyilik yapmış gibi bir şey oldu hem de kötü davranarak beni karanlığın içine attı. Gelin bu sefer Ahmet Kaya'nın bir şarkısıyla eşlik edelim. "Gözüm yaşarıyor, yüreğim kanıyor. Olmasaydı sonumuz böyle." Birazda olsa anlatıyor bazı şeyleri.. Bazen çok özlersin. Bazense keşke dersin. İşte o keşkeler ve özlem seni öldürür. Kendini öldüren kişi sensin aslında. İnsan kendini öldürür. O keşkelerle yaşamaya çalışarak insan kendini yitirir. Ve hiçbir şekilde insan bunun farkında olmaz. Olamaz çünkü o an ne yaptığını ne söylediğini bilmiyordur insan. Özlemek ise bambaşka. Onu insan isteyerek yapmaz. Aslında hiçbir şeyi insan isteyerek kendine yapmaz. Özlemek gibi. Özlemek bir anda olur. Bir gün bakarsın özlüyorsun ve bunu durduramazsın. Bunun yeri ve vakti yoktur. Hasret çok acımasız bir duygudur. Hasret öyle acımasızdır ki insanı kendinden vazgeçirir, yerden yere vurmasına sebebiyet verir. Benim şu anda dedemin arkasından ağlamam evet onu kaybettiğim için ama en çokta ona söyleyemedimlerim ve onunla yapamadıklarım için. O kadar çok şey yapmak istiyordum ki yapamadım. O kadra çok şey söylemek istiyordum ki söyleyemedim. Hayat buna izin vermedi. Beni duyuyor olabilir. Eğer beni duyuyorsan dede seni çok seviyorum ve seni çok özledim. Yaşarken sana bu kelimeleri kuramadığım için affet beni. Hayatın ne demek olduğunu bilmiyordum. Ama şu an çok iyi biliyorum. Senden özür dilerim. Affet beni...

.

O günü çok iyi olmasa da hatırlıyorum. O duvarın üstüme üstüme gelişini , o ağıtları , o çığlıkları , insanların yüzündeki o çaresizliği, mutsuzluğu hatırlıyorum. Özelliklede senin üzerindeki o beyaz örtüyü.. O an benim için o kadar zordu ki anlatamam. Keşke o günün sabahı yanından ayrılmasaydım, sana sıkı sıkı sarılsaydım bırakmasaydım. Keşke bunları yapabilseydim. Keşke yanında olsaydım da en azından son nefesini verene kadar birlikte olsaydık. Hani diyorlarya "sevdiklerinizin kıyametini yanınızdayken bilin." Diye . Gerçekten de haklılar. Ben seninle doyasıya vakit geçiremedim. Senin kıyametini bilemedim. Özür dilerim. Beni affet.

Sensiz günlerim berbat geçiyor. Her dakika seni düşünüyorum, sürekli seninle geciremedigim vakitleri düşünüyorum. Gerçekten çok kötüyüm. Bir insanı kaybetmek hele ki canından çok sevdiğin birini kaybetmek çok kötü bir şeymiş onu anladım. Mesela genelde kızlarda baba-kız ilişkisi olur bizde ise dede-kız ilişkisi vardır. Zaten canımı yakan da bunlardan biri. Hem onunla iyi vakit geçirememem hem kıymateni bilememem hemde bu ilişki. Canımı çok yakıyor. Canım çok acıyor. Kimse görmüyor. Ne bu içimdeki yangını ne de bu canımın acımasını. Kimse benim içimi bilmeden konuşuyor, alay ediyorlar. Hayata 1-0 yenik başlamış gibi bir şeyim şu anda. O kadar kötü hal aldı ki bu durum. Beni hayattan soğuttu. Keşkelerle yaşamak zorunda kaldım. Keşkeler beni bitiriyor. Keşke onu yapmasaydım, keşke onu yapsaydım, keşke seni seviyorum deseydim, keşke keşke keşke... Hep kafamda bunlar dönüyor. Artık yoruldum. Beynim çok doldu bu keşkelerle. İçimi ise özlem duygusu doldurdu. Kafamda milyon tane soru var. Fakat hiçbirinin yanıtı doğru düzgün yok. Hepsinin bahanesi var. Bahane uydurmak kolay. Ama gerçekleri söylemek...Belki şu an acınacak hale gelmiş olabilirim ama bunlar gerçekler. Yavaş yavaş kendimi kaybediyorum onu fark ettim. Dedemin bana bir ara aldığı bir bileklik vardı. Balıkesirden almıştık. Hatta beraber seçmiştik. O şu anda sol kolumda. Bazıları "çingen gibi çikarsana" diyor ama benim için çok önemli. Onu çıkartamam. Ondan kalan son şeylerden biri. Dedem öldüğünde cebinde bir tesbih varmış. Sarıyla turuncu karışımı bir renkte. O kadar güzel ki ele alınamayacak kadar güzel. Evde bir iki tane eski çerçeveler var. Onlardan iki tanesine dedem kendi elleriyle nazar boncuğu yapıştırmıştı. Ve hala orda. Sararmış bir şekilde ama kendi elleriyle yapıştırdığı için sökmeye kıyamıyorum. Benim için bu bile kıymetli şu anda. Keşke kokusunda bir parfüm olsa. Sürekli sıksam. Koklamaktan bıkmasam. Ama bu da keşke. Kim bilir belki bulurum bir gün...

Bunu şu anda gece saat 01.19 'da yazıyorum. Sevdiklerinizin kıymetini bilin. Gidince böyle keşkelerle yaşamak zorunda kalmayın. Deyin ki " yaşarken çok güzel vakitler geçirdik. İyi ki vardı" de. Bunu yapabil. Ben yapamadım ve bu haldeyim. Keşke yapabilseydim. Keşke...

.

Bugün 01.01.2024 saat 01.28. Kelimeler kiyafetsiz. Bugün bir şey daha öğrendim ve bir şeyi de kanıtlamış oldum. Benim kendimden başka ve ailemden başka kimsem yokmuş. Ve benim güvendiğim , beklemediğim kişiler olmıcak şeyler yaptılar. Bilmiyorum belki de sevdiklerinin kıymetini yanlarındayken bilemediklerindendir. Belki de fazla soğuk kanlı olduklarındandır. Olabilir mi?

Ben yine seni aradım dedem. Gözlerim gene seni aradı. İçimdeki çocuk yine seni aradı. Yeniden seni özlediğimi fark ettim. Hemde çok. Kelimelere sığamayacak kadar. Şu an yanımda olsaydın belki bana hayatta nasıl davranmam gerektiğini söylerdin. Belki de bana duygularımı nasıl şekillendireceğimi söylerdin. Belki de bana hayatta ki acımasızlığın içinden nasıl sıyrılacağımı anlatırdın. Şu an tek bildiğim şey kimseye güvenmemek. Duygu sömürülerine kanmamak. Belki bunlar hayatımı kurtarır bir nebze ama yeter mi orasını bilemem. Bugünün acısı diğer günlerden büyük. Çünkü 7 sene önceye kadar. Evet artık tam 7 diyebiliyorum çünkü 2024'e girdik. Tam 7 sene önce yanımdaydın ve birlikte kutluyorduk. Hâla o kutladığımız evlerdeyim. Gözlerim gene seni oralarda arıyor. Her za

manki koltuğunda.

.

Bölüm sonu

3 yorum