İçeriğe geç

Soykanlar Malikanesi

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Soykanlar Malikanesi

Bölüm 1

Başlangıç

Merhaba sevgili günlük bugün sana giray ve mine'nin muhteşem tanışma hikayesini anlatacağım.. İyi okumalar..

Bir Perşembe sabahı kalktığımda büyük babamın vefat ettiği haberini aldım.

Üzülmemiştim, aksine ondan kurtulduğum için mutluydum ailemin ölümüne sebep olmuş ve hayatımı mahvetmisti, sonunda ait olduğu yere gitmiş ve acılar içinde yanıyordu.

Duştan çıktıktan sonra telefonuma gelen bir yığın mesajla karşı karşıya gelmiştim. Baş sağlığı dinleyenlere dolu bildirim kutumu kaydırırken aradan bir mesaj gözüme çarptı

"merhaba mine hanım ben büyük babanızın avukatı cem. Müsaitseniz sizi bugün ofisimde bekliyorum."

"Ne için?"

"büyük babanızın bıraktığı vasiyeti okuyacağım tüm ailenin orada olması gerekiyor"

"tamam yarım saat kadar sonra ofisinizde olurum"

Telefonu sehpanın üzerine koydum ve üzerime beyaz kazağımı, baggy pantolonumu ve deri ceketimi giydim.

Çantamı askılıktan alıp kapıyı açtım ayakkabımı giyerken Zübeyde teyze güler yüzü ile etrafa ışık saçıyordu ama beni görünce güler yüzünün yerini mahcup bir surat almıştı

"Aa merhaba mine, büyük babanın vefat ettiğini duydum gerçekten çok üzgünüm" deyip sarıldı "başın sağ olsun" onu kırmak istemediğim için "dostlar sağ olsun" diye yanıt verdim. Eğer bir başkası deseydi büyük babamın yaptıklarını anlatır ve öldüğü için büyük bir oh çekerdim.

Zübeyde teyzeye acil gitmem gerektiğini söylerek yanından ayrıldım. Hızlıca motoruma bindim kaskımı takip motoru çalıştırdım ve yola koyuldum.

Kendimi bir anda koca ofisin içinde bulmuştum. İçeride yoğun bir ses kirliliği vardı. Tanımadığım kişilerle dolu bu yerdeyken gelmemin ne kadar büyük bir hata olduğunu anladım ama ne yazıkki çok geçti buradayım işte.

Ses kirliliği artarken içeriye avukat girdi. Herkes bir anda susup avukata dönmüştü. Avukat Cem bey sakin bir şekilde masasına geçti elindeki dosyayı karıştırırken Müjgan halamın o cırtlak sesi kulaklarımda yankılandı "mine kız sen niye geldin yeni fark ediyorum seni hayır yani sanki babam sana bir şey bırakıcakmış gibi bir de miras peşine düşmüşsün hahahahh" sinirden elim ayağım titremeye başlamıştı tam ağzının payını vericekken Cem bey araya girdi.

Lütfen Müjgan hanım saygılı olun hem nereden biliyorsunuz belki büyük babası mine hanıma bir yazlık evini bırakmıştır"

Müjgan halamın gözlerinin fal taşı gibi açıldığını ve kocasını cimcikleyip soru yağmuruna tuttuğunu görmek içimdeki tüm yağları eritmişti.

Cem bey parmağını şıklatıp tüm odağı üstüne çekmişti. "hazırsanız vasiyeti okuyorum"

Herkes avukatın vasiyeti okumasını bekliyordu

"sevgili çocuklarım ve torunlarım eğer bu vasiyeti okuyuyorsanız ben çoktan dünyadan göçmüşüm demektir. Benim için üzülmeyin demek isterdim ama üzülmeyeceğinizi biliyorum.. Sizden yaptıklarım için özür dilerim çok geç oldu farkındaydım ama bunu şuan anlayabiliyorum..

Mirasımın bir kısmını yetim çocuklara bağışlıyorum. Geriye kalanları da şu şekil de; ilk çocuğum.......

Sıkıntıdan patlıyordum kimin hangi yazlık evi aldığını kimin kaç milyon aldığını duymak istemiyordum Tarık amcam büyük babamın ona verdiği yazlık evi eğenmemiş ve itiraz etmişti özge ve gamze halalarım onlara bırakilan mirası umursamamışlardı ne de olsa durumları iyiydi benim gibi kirada oturmuyorlardı. Bu sıkıcı miras meselesini oturmuş gözlerim yarım açık dinlerken ismimin geçtiğini işittim

"ve son olarak mine büyük baban sana İstanbul'daki malikanesini bırakmış"

Şaşkınlıkla avukata bakarken içeridekilerin bakışlarını üzerimde hissettim hiçbirimiz bana bir kuruş bile bırakılmasini beklemiyorduk.

Vasiyet ile ilgili her şeyi halledip ofisten çıktım hala şok içerisindeyim büyük babam bana Bir malikane bırakmıştı.

Motoruma bindim kaskımı takıcağım sırada serkan amcamı gördüm tüm bu aile içerisinde sevdiğim tek amcamdı. Annem ve babamı kaybettikten sonra yanımda olmuştu. Evli değildi. Beni çocuğu gibi görüyordu.

Serkan amcam yanıma yaklaştı "senin için mutlu oldum ben ve kardeşlerim babamın sana bir kuruş bile bırakmasını beklemiyorduk tabiki bu düşünce onlar için güzeldi çünkü seninle bir kuruş bilepaylaşmak istemiyorlardı ama babam sana en değerli şeyi bıraktı.. Soykanlar malikanesi"

"en değerli mi? Büyük babamın bir sürü malikanesi var peki neden içlerindeki en değerlisi bu malikane?"

"çok uzun yıllardır bu malikane varlığını sürdürüyor geçmişi çok acımasız bir kralın öz çocuğuna dayanıyor. Sana bunu uzun uzun anlatmak isterdim ama halletmem gereken işler var."

"Peki amca sonra görüşürüz o zaman"

"umarım"

Ufak bir gülümsemeyle yanımdan ayrıldı. Kaskımı

takip oradan ayrıldım eve gitmek istemiyordum. Çalıştığım pastaneden bir süreliğine izin almıştım. Ayline gitmeye karar vermiştim. Anlatıcak o kadar çok şey vardı ki. Arayıp müsait olup olmadığını sordum" tabiki senin için her zaman müsaitim canım bekliyorum" ışık yeşil yanınca Aylin'in evine giden yola girdim. Vardığımda motoru binanın içine koydum. Buralar çok tekin yerler değildi benim

külüstürde bile gözü olanlar vardı. Merdivenlerden çıktım tam kapı ziline basıcakken Aylin kocaman gülümsemesiyle beni karşılayip kollarıyla beni sardı "ayy kızım çok özlemişim senii" "Aylin bende seni çok özledim tatlım" Aylin eliyle içeriyi işaret etti ayakkabımı çıkarıp içeriye girdim. Aylin hemen mutfağa geçip ikimiz için türk kahvesi yaparken ben de salonda bilgisayardan Soykanlar malikanesini aratmış çıkan sitelere göz gezdiriyorum. Öğrendiğim kadarıyla burası Serkan amcamın dediği gibi çok çok eskiye dayanıyordu. Bu malikane tarihin en acimasiz kralı olan Gaius'un erkek kardeşine aitmiş bu kral 4 yıl gibi kısa bir süre hüküm sürmüş ama bu kısacık zamanda yaptıkları ile tanınıyormuş. Kardeşinin ismi ise hiçbir kaynakta yok. Tek bildiğim şey bu malikaneyi kendini abisinden korumak için yaptırıp sonrasında bu malikane de acılar içinde öldüğü. Öğrendiklerimle ağzım bir karış açık kalmıştı. Aylinin içeriye girdiğini bile fark etmemiştim eliyle çeneme vurup "kapat ağzını sinek kaçmasın. Ne oldu da bu kader şaşkınsın" diye sorunca tüm öğrendiklerimi ve bugün başımdan geçenleri anlattım o da şok olmuş bir şekilde dinlemişti beni. "vay be büyük babandan da ancak bu beklenirdi" "ne alaka?" "baksana adam sana acıların malikanesini bırakmış" kahkahalarla gülerken telefonumun çalmıştı. Arka cebimden telefonu çıkarıp baktım bilinmeyen bir numara arıyordu "hadi açsana" Aylin'in yönlendirmesiyle telefonu açıp hoparlöre aldım "mine konuşmamız gerek" karşıdan gelen sesi duyunca Aylin'e şaşkınlıkla baktım o da benden farksız değildi..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.