İçeriğe geç

Sosyal Kentlerin Sessiz Çağrısı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Sosyal Kentlerin Sessiz Çağrısı

Bölüm 1

Giriş: Pilot

Elime kalemi kağıdı aldığımda hep yazacak bir şeyler bulurum ama benden başkasının bunu okuyacak olması beni tutuksuz bırakmaya yetebilir. Fakat bu hikayeyi kendi içimde taşıyamıyorum. Kelimeler akıp gidiyor.

Her şey onunla başlamadı ya da bitmedi. Öncesinde de bir hayatım vardı. Biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Hep kitaplara düşkün, sessiz birisiydim ama gerektiğinde susmazdım. Çok bir şeyde ustalaşmam, kendi halimde takılırdım. Sevdiğim birkaç şeyi tekrar tekrar yapardım. Kısmen sıradan bir çocukluk ve gençlik yaşadım. Herkes gibi güler, herkes gibi ağlardım. Kendimce dertlerim, sorunlarım oldu ve kendiliğinden geçti. Hiçbir kemiğimi kırmadım, başımı çarpmadım, kaza yaşamadım. Bu yüzden kendimi şanslı sayarım. Ortalama görünür, ortalama yaşarım. Ne şiirden anlarım, ne de kitap yazardım. Ama neden olmasın sonuçta idealist birisi de pek sayılmam. Bazı ögelerle bağlantı kurmak dışında pek enteresan bir yanım da yoktur. Arkadaşlarım da benim kadar sıradanlar. En sevdiğim yemek sarma, en sevdiğim mevsim yaz. Eskiden de yaz mıydı hatırlamıyorum yoksa bu olaylardan sonra mı yaz oldu? Saçlarım doğduğumda sarıydı sonradan koyulaştı. Birkaç kez boyadım şimdi kahverengi. Gözlerim de güneşte ela. İşte ben de herkes gibiyim ama güzel bir hayatım var, güzel arkadaşlarım, güzel anılarım. Herkes gibi yaşadım, herkes gibi büyüdüm. Bazı insanların benim gibi olmadığını onunla öğrendim. Bu benim hayatımın özet manifestosu.

Üniversitede yaz okuluna kalmıştım. Sosyoloji 3. sınıf öğrencisiydim. Hep bu bölümü isterdim diyemem ama lise sonda biraz gezme fırsatı bulmuştum sanırım o zaman merak saldım. Pek mantıklı bir bölüm müydü bilmiyorum ama bana uygun olduğu kesin. Her zamanki gibi arkadaşlarımla ders çıkışı favori kafemize gitmiştik. Saçlarım örgülü, üstümde tişört ve şortumla kahvemi içiyor; keyfime bakıyordum. Biraz sıkılmıştım ama ben hep sıkılırım. Yakın zamanda vizemizi atlattığımızdan baya rahattık. Sonra o kafeye girdi. Elinde birkaç ders kitabı, kulaklık ile telefonda konuşuyor bir yandan da yer bakıyor. O yer ararken gözlerimiz çarpıştı, utançla gözlerimi çektim. Tek dikkat ettiğim altın sarısı saçlarının güneş ışığıyla parlayışı. Tabii ki bu anılar hiç de objektif değil. O gün içimdekileri çözmemiş, yorumlamamış, sadece sıradan bir an yaşamıştım. Fakat sonradan fark ettim ne kadar istediğimi yanımıza oturmasını ve oturmuştu da. Telefonu kapatıp yanımıza oturmuş ve birilerini bekliyordu. Acaba bilerek mi oturmuştu yoksa sadece vantilatörün vurduğu masalar arasında en iyi seçenek yan masamız mıydı? Ben insanlarla bakışamam ve ona yanımızdayken hiç bakmamıştım. Sadece varlığını hissediyor, yandan ne yaptığını anlamaya çalışıyor, her hareketini dinliyordum. O yumuşak, temiz, tanıdık kokusu beni sakinleştiriyordu. Vantilatörün rüzgarıyla kendimce aşka dalıyordum. Abartmamak lazım ama o yaz günü bana tam olarak da bunu hissettiriyordu. Arkadaşları geldi, her detaya, isimlere odaklandım ve hakkında her şeyi duymaya çalıştım. Sıradan bir konuşmaydı ve adını bile öğrenemedim. Okuldan konuştular, gündemden bahsettiler ve 40 dakika sonunda kalktılar. Aynı okulda olduğumuz için umutla o gün evime döndüm. Fakat onu uzun süre daha göremeyecektim. Günler devam etti, aklımın köşesinde olsa da zamanla hatırası silindi ve yazla birlikte geçip gitti. Dönem başladı, yeni insanlarla tanıştım, araştırmalar yaptım, arkadaşlarımla dolaştım. O da ben olmadan yaşadı ve gitti.

Dönem sonunda sosyoloji bölümüyle alakalı bir konferans duyurusu yapıldı. Ben pek böyle etkinliklere katılmam ama etkinlik sabahı çok sıkılmış ve bunalmıştım. En huysuz halimle yataktan kalktım ve etkinliğe gittim. Kaç kez geri dönmeyi düşünsem de üşendim. En sonunda etkinliğe vardım ve oradaydı. Üzerinde mavi gömleği ve keten pantolonuyla orta sırada oturuyordu. Aynı bölümde değildik ama yine de gelmişti. Uzun zaman sonra içimdeki sıkıntıyı hissetmediğim tek an oydu. Çok heyecanlanmış ve mutlu olmuştum. Bu sefer daha cesurdum, sadece cesaretten de değil, ondan uzak durmayı başaramıyordum. Gittim ve yanına oturdum. Konuşmadık, bakışmadık. Konferans başladı ama ben konferans hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum. Sadece yanımda oluşu, hareket edişi ve sesine odaklanmıştım. Konferans bittiğinde kapıda arkadaşlarıyla buluştu, konuştu ve uzaklaştı. Hiçbir şey yapamadım. Onun gibi birinin benimle ilgilenmeyeceğini düşündüm fakat sonradan öğrendim ki o da aynı fikirdeymiş.

Deneme olarak bir bölüme başlamak istedim, feedbacklerinizi bekliyorum. Ona göre devam edeceğim. Çok teşekürler.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.