İçeriğe geç

SORUNUM YOK BENİM HİÇBİRİYLE

Bölüm 5 · 3 dk okuma

SORUNUM YOK BENİM HİÇBİRİYLE

Bölüm 5

4. Bölüm: Haziran gecesine bir dönebilsem

____Hazel____

Çıplak ayaklarım soğuk zemine değdiğinde hafifçe tısladım. Gözlerimi ovuşturarak, yatağımın üstünde asılı duran gri ceketime uzandım. Omuzuma atarken, dağınık odam yüzünden tökezledim ve ceketi düşürdüm. Tökezlerken birkaç saniyeliğine gözlerim karardı. İç çektim ve ceketimi yerden almak için eğildiö.

"Sikiyim yaa,öfff"

Ceketimi yerden alırken,kesik dolu koluma baktım; bazı yaralar iyileşmiş, geriye o zamanki hislerimin asla tamamen silinmeyeceğini hatırlatan izler bırakmıştı, diğerleri ise daha taze, yeni kabuk bağlamıştı. Ceketimin kollarını kendi kollarıma geçirdikten sonra, hâlâ şarj cihazına takılı olan telefonumu fişten çıkardım.

Instagram: siz uyku modundayken size gönderilen mesajları kontrol edin

Parmaklarım refleks olarak o bildirime tıkladı ve Instagram sayfama yönlendirildim.

+++++++ yeniden paylaştığınız bir gönderiyi beğendi

++++++ sizi kanallarına katılmaya davet ediyor

vesaire, görmeye değer hiçbir şey yok. Bildirimleri kaydırdım ve reels sekmesini açarken mutfağa yürüdüm

"Günaydın!!!"

Sıkı kolların beni sardığını hissettiğimde donakaldım. Sarılmaya karşılık vermedim ama reddetmedim de, çünkü... onları üzecekti.

"Günaydın,Hala"

Uykulu bir sesle, kollar gevşerken ailemin oturduğu kahvaltı masasına yerleşip bir bacağımı oturduğum sandalyeye çıkardım. Ailem masadaydı, kahvaltılarını bitirmişlerdi. Şimdi son çaylarını yudumluyorlardı. Yıllardır birlikte olduğum insanlar. Nedenini bilmesem de... yalnız hissetmekten kendimi alamıyorum.

"yemek masasında ne yapmıyorduk?"

Halam, sanki bana hatırlatıyormuş gibi söyledi. Telefonumun ekranını kilitledim.

".. .telefon kullanmıyorduk."

Aile yavaş yavaş masayı terk ederken masadaki birkaç parça yiyeceği ağzıma tıkıştırdım. Yemek istemiyordum ama durduk yere gözlerimin kararması sinirimi bozuyordu. 15 dakika içinde ne yediğimi bilmeden birkaç lokmadan fazla yiyemedim,sanki önümde birsürü Jilet,çivi,iğne vardı ve onları yemeye çalışıyordum. Peki ne için?

"Bu kadar mı yiyeceksin? HAYIR! HEPSİNİ BİTİR!"

"İki lokma ile doyamazsın! En azından yarısını bitir!"

"saatlerdir yemiyorsun,tok olamazsın! Hastalanacaksın!"

"çubuk kadar parmakların var,ellerine baksana! Hastaymışsın gibi! Sanki sadece kemik!"

"kollarına bak,çok zayıfsın. Hiçbirşey yemiyorsun! BİZİ DE ÜZÜYORSUN!"

"Her Yemek masasında duymaktan bıktığım o cümleler. Kendi tabakları ile ilgileneceksin yerde inatla benimkini izleyip yargılıyorlar. "İyiliğini istiyoruz" Diyorlar ve bunu anlıyorum...ama bu baslı bana iyi falan gelmiyor. Henüz 15 yaşında bir ergene bunları söylemek gerçekten doğru mu? Kendi vücudundan ailesinin sürekli gündeme getirmesi yüzünden hoşlanmamaya başlayan bir çocuğun sonu ne olur?

"Asma suratını,surat asınca çok çirkin görünüyorsun! Düzgünce ye yemeği!"

Diyorlar bana,sevmediğim birşey olan Yemek yemeği yapmak zorunda bırakıldığımda bundan zevk almadığım için. Öyle öfkeleniyorum ki içlerindeki kan kaynayarak damarlarımı yakıyor.

Ailem, neden yapmak istemediğim şeyleri bana zorla yaptırmaktan mutluluk duyuyor?

Keşke insanlar biraz sussa. Keşke benim gibi "Bunu söylersem ne hisseder?" Diye düşünseler. Belki o zaman bu yazı,kışın içimi donduran şeyleri eritmek için kullanabilirim. Sahil,serin rüzgar,dalgaların insanların konuşmalarını bastıran sesi,güneşten korunmak için şemsiyelerin altına saklanan kediler,nem ve 'aslında alkol hala damarımda'...Başka ne isteyebilirim ki?...ah...yaz arkadaşları,sevdiğim türden.

______Robin_____

Elimdeki böreği ısırırken hızlıca bitirmeye çalışıyordum. Yeni utandığım için gözlerim kısıktı ve arkamdaki cam ve porselen tabakların birbirine vurma sesini duyabiliyorum.

"Kursun var mı bugün?"

Dedi o samimi ses. Ağzımdaki lokmayı yutmak için cevabı birkaç saniye beklettim.

"Cumartesiye ertelenmiş"

Ardından musluğun açılma sesi geldi. Ben de çaydan bir yudum aldım

"Hoca sabah bana 'Naturmort çalışşşşş!!!!!' Diye mesaj attı biliyo musun? Sabah sabah çok eğlendim" dedim hafifçe kıkırdayarak. Ardından halamın kıkırdama sesi geldi

"Çalış o zaman o şeydeeeeen!" Diye taklidimi yapınca hafifçe kıkırdadım. Boş tabağı ve bardağı lavabonun içine koydum ve mutfağın çıkışına yürüdüm. Arkamdan Halamın sesi yükseldi

"Bu kadarcık mı? Biraz daha yeeee!"

"Kaçtım bennnnn,byeeeee"

Alaycı bir sesle odamın karşısındaki tuvaletin lavobosunda elimi yıkadım. Soğuk suyu boynuma sürdüm çünkü sıcaklamıştım. Sonra odama girdim ve geniş pencerenin önündeki minderlere uzandım,hafifçe iç Çektim. Sonra birden sahte hüzün içeren bir çığlık attım

"Yaaaaaaaa! Telefonumu mutfakta unuttuuuuuum!!!"

Gitmeye üşeniyordum ve bir süre minderlerin üzerinde uzandım. Sonra zorlanarak ayağa kalktım ve telefonumu almaya gittim. Geri geldiğimde tekrar uzanıp sosyal medyada gezinmeye başladım

+++++++ size bir mesaj gönderdi

++++ gönderinizi beğendi

Bildirim kontrolüne başladım ve bazı mesajlara cevap verdim. Yaz yeni başlamıştı ve dinlenmeye başladığımı hissediyordum. Kışın Üzerime yapıştırdığı o yorgunluğu yavaş yavaş atacaktım...Ve sonra tekrarrrrrrr :.(((((( yine de yaz bu,ne kadar kötü olabilir ki? En fazla evde sığır gibi yatarım SANKİ KIŞIN YAPMAMIŞIM GİBİ

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.