*Hazel**
Ve koşuyorum,ağrıyan bacaklarımla. O toprak tonlarındaki mermerin görüntüsü bile üşütüyor beni. Gözbebeklerim etrafı tararken koşarken oluşturduğum rüzgar korneamı fena yakıyor. Göz yaşlarımın göz yuvalarımı dondurmasının iki nedeni var;
Rüzgar ve kan
Her yerde kan var,yerlerde yatan gençlerin parçalanmış bedenlerinden fışkıran kan yerlerde gölcükler oluşturmuş.
Soğuk su,soğuk su uyandırır beni
Lavaboya koşuyorum,hem çok yanlız hem kalabalığın ortasındayım. Hem herkes bana bakıyor hem kimse beni görmüyor. Tek birşey tutarlı;diken üstündeyim ve batıyor.
"Senin içindi!"
Yükselen ses...arkama bile bakmıyorum ama mırıldanıyorum
"Ben bunu istemedim"
"İstiyorsun! Yapmak yanlış geliyor ama çok istiyorsun! Senin için yapmama izin ver! Bırak dışarı çıkayım!"
Peşimden geliyor. Hem yanımda hem çok uzağımda. En kötüsü de haklı olması. İstiyordum,çok istiyordum,kendime yakıştırmasam bile çok fazla istiyordum
"Sen bu değilsin ama ben buyum! Sen yapmayacaksın!
O an tam önümde durduğunu hissettim. Karşımdaki fiziksel tek şey sadece duvar olsa da onun gölgesi üzerimdeydi.
"Bana komut ver,kurtarayım ikimizi de."
Sesi yumuşaktı,fısıltı kadardı.
Gözlerinde öfke yok, aksine yalvarıyordu bana. Beni korumasına izin vermem için yalvarıyordu. Sol omzuna düşmüş siyah saç örgüsü sırtına kaydı.
"Seni koruyacağım. Her basamak çıktığında düşmediğinden emin olmak için bir adım arkanda olacağım. İzin ver ilk adımı atayım."
Derken yüzündeki ifade öyle içtendi ki...Ona inanmak istedim. Serbest kalıp beni korumasına izin vermek aklımdan geçti. Kendimden iğrendim,kendimle gurur duydum.
Ellerimi soğuk duvara koydum. Göğsüne denk geliyordu ve resmen o an soğuğu hissetmedim. Başımı tam göğsüne yasarken gözlerimi kapattım. Onun kadar ben de yalvarıyordum.
"İzin vermezsem beni bırakacak mısın?"
Mırıldanırken yine kendimle çeliştim. Hem hayatımdan çıkmasını istiyordum,hem hayatımın merkezinde olmasını. O an dizleri üstüne çoktu. İki eli belimi yakaladı ve yüzünü karnıma bastırdı.
"Asla,sen benimsin ve ben seninim. Benden nefret etsen de sevsen de senin olmaktan vazgeçmeyeceğim. Çünkü sen anlıyorsun"
Çünkü sen beni,ben seni anlıyoruz. Biz aynı kişiyiz ve biz bambaşka kişileriz.
*"karnın mı ağrıyor?"*
O dışarıdan gelen,tanıdık olmayan sesi duyunca irkildim. O an karşımdaki kadını görünce başımı duvardan çektim.
*"duvara yaslanmış karnını tutuyorsun,iyi misin?"*
O an nasıl göründüğümü fark ettim. Onun kafasını karnıma bastırılmışken saçlarını okşuyordum ama onu göremeyenler karnımı ovduğumu sanıyordu
"Kramp"
Dedim,ellerimi karnımdan çekerek. Yalanımı öyle söylemiştim ki en küçük bir utanç ya da gerginlik yoktu
"Bazı sınıflar az ısınıyor,ondan olmuş olabilir. Yardıma ihtiyacın var mı?"
Nazik ses beni hiç rahatlatmıyordu. Hala soğuk suya ihtiyacım vardı
"Lavaboya gitmeliyim"
*önümden çekildiği gibi başımı hafifçe sallayarak teşekkür eder gibi yapıp ondan uzaklaştım. Yüzüme çarpan soğuk su beni uyandırmıştı. Bir süre ellerim yüzümde bekledikten sonra bile hayatıma hiçbirşey olmamamış gibi devam etmeye hazır değildim. Lovobodaki kalorifere yaslandım. Sıcak yüzey sırtıma çarptığında şimdi daha iyiydim. Öyle ki zil çalana kadar dinlenme moduna aldım kendimi.

**Robin**
Ve kayıyorum,patenlerim üzerinde. Bedenim pistte,zihnim hem gökyüzünde üstünde,hem de sert yerkabuğunda. Yüzümdeki gülümseme her zamankinden daha içten. Attığım her doğru adımda kendime olan bakış açım daha da pozitif hale geliyor. Tekerleklerim dönerken başarıyla yaptığım her manevra hafifçe kıkıyordum. Pembe diziden kaçmış bir polyanna gibi görünsem de NE OLARAK GÖRDÜĞÜNÜZ O KADAR UMRUMDA DEĞİL Kİ!
Yanlız değilim. Yeni başlayanlardan profesyonellere kadar her seviyede patenci var burada. Kimseye çarpmamaya özen göstersem de özgürlüğü de hissetmeme engel olmuyorum.
Düştüğümde? Dirensem bile kendimi yerde bulduğumda kahkaha atıyorum. Biz kusursuz değiliz,biz robot değiliz,biz hatalar yaparız,doğru yolu bulmak için yanlış yola göz atmamız gerek.
"Saç boyasını fazla mı kokladın? Beynini eritmiş galiba"
Kıkırdamalar arasında söylenen sözlere alınmadan bana uzanan o iki eli kavrayıp ayağa kalkıyorum
"Keşke şaka yapmakta patenlerle olduğun kadar iyi olsaydın"
"Saf yeteneğime laf? Sefil yaratık! Patenler icat edildiğinde ben patenlerimle onları izliyordum!"
Sözlerine karşı sanki gerçekten ciddiye alıyormuş gibi yaptım
"Biliyor musun?...çok konuşuyorsun,düş bakim"
Onu ittirip güvenli Bir şekilde de olsa düşmesini sağladım. Sonra ondan uzağa doğru kayarken arkamı döndüm. Yine de beni izlediğini biliyordum
Ahh! Bak ya,bi de kaçıyo. Gel lan buraya,küçük uvuspu-
Alaycı bir şekilde söylenmesini ardından peşime takıldı. Ondan kaçmak için hızlıca kaydım. Peşimden gelirken patenimin arka tekerine vurdu ve yüz üstü yere kapandım. O da anında kahkayı bastı.
"Sülük gibi yapıştınaminekoyum"
Yerde birkaç saniye sessizde yattım. Sonra şöyle dedim;
"Agh...acıdı~
"Hey! Birbirinizi öldürürseniz umrumda bile olmaz ama başka birine çarpıp bana müşteri kaybettirirseniz ikinizi de bu piste oturturum!- Ah,kenarlıklara tutunarak gelirseniz daha rahat edersiniz,hanımefendi. Aynen öyle,patenlerinizin arasında boşluk bırakın.
My boyy! Onun bize olan sevgi dolu sözlerine kıkırdamadan edemedik. Yerden destek alarak ayağa kalmaya çalıştım. Daha çömelmişken düşmeme sebep olan güzellik abidesi üzerimden atladı
"Lan,domalmış pozisyondaki insana yapılır mı bu?!"
"Sus be,mutant minyon! En azından dayamadım. Şükret,Allah'sız köpke"
"Hayıdı kadeş! Hayırdı! Çıkışa gel lan,sütsüz peynir!"
"Tamam ya tamam,affet beni,ben çok sorry. I luv u,twin"
Şimdi karşısındayken ona doğru hızlıca kayıp ona sarıldım. Önce ikimiz de sersemledik ama düzeldik.
"Ben de luv u,sis. Bidaha böyle şakalar yapma sikerim belanı"
Özellikle son cümleyi sesimi sevimli bir hale getirerek söyledim.
Çok rahattım,onlarla. Her hataya gülüp geçecek birkaç ruh hastasına sahip olan bir başka ruh hastası olmak güzeldi. Hatta bişey diyim mi?...ben...iyiyim be.
