Bu gün önemli bir gün. Niye mi? Çünkü Defne ile kız günümüz! Bu yüzden baya heyecanlıyım. Tatlı bir konsepti olan bir cafeye gideceğimiz için sade bir şeyler giymek istedim. Gardrob'umu açtığımda önüme önceden aldığım tonlarca kıyafet çıktı. Aralarından en iyisini bulmaya çalıştım, ve buldum da. Altıma hafif kısa mavi bir kot şort. Üstüme ise düz beyaz bir bluz aldım. Ardından masamın başına geçip hafif ama etkili bir makyaj yapmaya başladım. 10-15 dakika sonra işim bitti. Ancak kombinimde hala eksik bir parça varmış gibi hissediyordum. Başıma beyaz kalın bir taç ve krem rengi bir kol çantası aldım. Ve işte, hazırdım. Kendimi güzel buldum ve evden çıkmak için anahtarlarımı ve kaskımı alıp hemen evden çıktım. Oturacağımız cafe deniz kenarında olan şık ama bir o kadarda tatlı olan bir cafeydi. Motorumla oraya 10 dakikada gittim.
"İpek!!"
"Selam!"
Defnenin gülüşü buradan bile görülüyordu. Ona doğru yavaş yavaş giderken gülümsemesinin dahada arttığını görmek zor değildi.
"Gelsene buraya!"
"Geldimm."
"Ayyy çok iyi oldu buluşmamız ya! Uzun zamandır görüşmedik."
"Daha geçen hafta buluşmadık mı biz?"
"Olabilir. Ama olsun, sana anlatacak çok şeyim var!"
"Hmm... Söyle bakalım nedir onlar?"
"Bekle ilk önce yemeklerimizi sipariş edelim aç aç anlatamam."
"Sen ne dersen odur."
Menüyü istediğimizde karşımıza ilk başta kahvaltılar çıktı, bizde sabahleyin buluştuğumuz ve kahvaltı yapmadığımız için bir tane serpme kahvaltı sipariş ettik. Yemeklerimizi beklerken de Defne tuvalete gitti. Onu beklerken kendimi oyalayacak bir şeyler ararken Defne'nin telefonuna ard arda bir sürü mesaj gelmeye başladı. Defne ile neredeyse telefon kilitlerimiz bile aynı olduğu için telefona baktım. Mesajı eski sevgilisi atmıştı. Defne niye bu bu çocukla hala konuşuyor diye sorgularken Defne karşımda belirdi.
"Defne niye hala bu çocukla konuşuyorsun?"
"İpek bak, düşündüğün gibi değil. Çocuk sapık biri çıktı. Onu her yerden engellememe rağmen ya hesap değiştirip yazıyor ya da hat değiştiriyor ama durmak bilmiyor bir şeyler yapıp onu engellememişim gibi oluyor. Lütfen inan bana, benim o çocukla ne işim olur?"
Defne bunları dedikten sonra mesaja tıkladım ve neler yazdığına baktım.
-Defne lütfen beni affet! Yanlışımı anladım bence tekrar sevgili olabiliriz!
-Defne niye mesajlarıma bakmıyorsun? Beni sevmiyor musun yoksa?
-Defne mesajlarıma derhal bakmanı istiyorum. Yoksa hiç hoş olmayan şeyler olur.
Bu mesajlardan sonra çocuğu engelleyip gerçek numarasını not defterime kaydettim. Ardından Defne'ye telefonunu geri verdim.
"Tamam sana inanıyorum. Ama artık bunu konuşmayalım. Güzelce sohbet edip kahvaltımızı yapalım"
"Tamamdır. O zaman ilk dedikoduyu ben patlatıyorum."
"Patlat bakalım."
"Aslında bu dedikodu değil ama önemli bir şey. Hani biz Yaşar üniversitesinin bursluluk sınavına girmiştik ya?"
"Evet."
"Senin bana attığın puan%50 burs benim puanım ise %25 burs."
"Güzel. Ancak benimkiler parayı ödemeyeceklerini kardeşimin kolejine yatıracaklarına söylediler."
"Benimkiler de artık kendi ayaklarımın üstünde durmamı, bir iş hayatına girmemi istiyorlar. Tabii ihtiyacım olduğunda hep yanımdalar anacak en azından üniversite bitene kadar bir işte çalışmalıyım."
"O zaman ben ikimize uygun bir iş arama sürecine gireyim. ikimizin de aynı yerde çalışmasına dikkat ederek."
"Tamamdır."
Defne ilen 2-3 saat konuşup yemek yedikten sonra evlerimize dağıldık. Eve ilk geldiğimde işim evimizin yanında maaşı 20-25 bin civarı olan bir iş bulmaktı. İnternette biraz gezindikten sonra ikimizede uygun bir iş buldum. Benzinlik istasyonunda kasiyerlik yapmak. Maaşıda ikimize uygundu. İlana dikkatlice bakınca iki kişi aradıklarını ve bu iki kişinin gece vardiyasında çalışmaları istendiği söyleniyordu. Her zaman gece vardiyasında kalacağımızı sanmıyordum o yüzden linki Defne'ye attım o da anında geri dönüş yaparak formu dolduracağını bildirdi. Bu mesajın ardından bende formu doldurup gönderdim. Sırada ise beklemek vardı. Saat 14.00 da antrenmanım olduğu için duşa girip baştan aşağı güzelce temizlendim. Ardından masama oturup saçımı çok sıkı bir atkuyruğu yaparak tel tokalarla tutturdum. Sonrasında ise kıyafetlerimi giyip çantamı hazırladım. Evden çıktığımda ise hafif bir yağmur başlamıştı. Kaskımı takıp motoruna bindim ve gideceğim yere doğru sürmeye başladım. 15 dakika sonra boks salonunun karşısındaydım. Bir yere oturup çantamdan dişliklerimi çıkarıp taktım. Ardındansa bandaarımı sarıp eldivenlerimi giydim. Ve işte, hazırdım. Antrenörümün yanına gittim ve kum torbasını yumruklamaya başladım. Hava atmak gibi olmasın ama boks'da çok iyiyimdir. Biraz antrenman yaptıktan sonra
.