Okul çıkışı Rüya, Seda, Serap ve Nur tramvayın önünde toplandılar. Elbise bakmaya gideceklerdi. Önce Nişantaşı'na doğru yola çıktılar. “Çok heyecanlıyım çok eğlenceli olacak!” dedi Rüya. “Kesinlikle!” dedi Seda. Geldiklerinde Önce 4 katlı, dev ışıklandırmaları olan saraya benzer bir mağazaya girdiler. Girdikleri an adeta büyülenmişlerdi. Krem renkli mermerden oluşan yer sanki bir sanat eseriydi. Duvarlarda Rönesans dönemi tabloları ile doluydu. Elbiseler resmen müzedeymiş gibi teker teker cansız beyaz metalden oluşan mankenlerin üzerine konulmuş üzerine spot ışığı ile aydınlatma yapılmıştı. Dümdüz giden uzun ve geniş koridorun yolunda yaklaşık bu şekilde duran kırk tane elbise gördüler. Sanki bir sarayın içindelerdi. Koridorun sonuna geldiklerinde bir anda siyah elbiseli ve göğsünde isim kartı olan. Saçı topuz yapılmış 30'lu yaşlarda bir kadın belirdi. “Merhaba ben “Alev. Size nasıl yardımcı olabilirim?” diye sordu. Sesinden resmiyet akıyordu. “Biz yılbaşı balosu için giysi bakmaya geldik. “ dedi Serap. “Harikulade. Beni takip ediniz.” dedi. Kızlar birbirine şaşkın gözlerle baktılar ve kadını takip ettiler. 3. kata kadar büyük mermer merdivenlerle çıkmışlardı. Kadın topuklu giymesine rağmen hiç yorulmadan kızların çok önünden yürüyordu. Geldiklerinde kat uzun ağırlıklı olarak kırmızı, yeşil, beyaz renklerde elbiselerin olduğu çok geniş bir odaya girdiler. Kadın “Buradan birkaç tane elbise seçin ben de size o sırada su getireyim. Seçtiğiniz elbiselerin etiketinde yazan isimleri size dağıttığım not defterlerine yazmanız yeterli olacaktır.” derken kızlara bileklerine geçirmeleri için inciden oluşma tutma yeri olan ince ve küçük kare şeklinde beyaz bir defter verdi. Ardından ortadan kayboldu. Kızlar uzun süredir tuttukları nefeslerini bıraktılar ve kahkaha atmaya başladılar. Sonra koşarak odanın uzun ince koridorlarında koşarak elbiselerin garip isimlerini yazmaya başladılar.
İlk Rüya denemeye başladı. Seçtikleri elbiseler tekerlekli bir araba ile alınmış prova odalarının yanına getirilmişti. Rüya ilk elbiseyi giymişti. “Hazır mısınız?” diye seslendi. Hep bir ağızdan “Evet” dediler ve o perdeler açıldı. Rüyanın elbisesi koyu bordo renkteydi. Elbise tam Rüya’nın tarzıydı. Balık model elbisenin diz kapaklarından sonrası bol tüllüydü. Elbisenin önü çok sadeydi ancak arkası bel oyuğuna kadar açıktı. Kolları prenses model, kısa ve kabarıktı. Uzun boyu ve ince beli ile fiziğine de tanımı gibi duruyordu. tam uymuştu bu elbise. Herkesin ağzı açık kalmıştı. Bir elbise bir insana bu kadar yakışırdı.” Nasıl olmuş?” diye sorduğunda Seda “Mükemmel!” dedi. Rüya yaklaşık 4 elbise daha denedi ama ona en çok bu elbise yakıştı. O da bunu biliyordu bu yüzden bunu seçmişti. Sıra Nur’daydı. Nur bir tane seçmişti. O da elbise değildi. Ancak oldukça şık bir tulumdu. Onu da kızların zoruyla denemeye ikna olmuştu. O hiç böyle şeylerle ilgilenmezdi. Ona kalsa bir pantolonla bile gidebilirdi. Gerçi öyle gitse içeri alınmazdı. Giysi kuralları katıydı. Giydiği tulum canlı bir kırmızıydı. Göğüs dekoltesi vardı. Paçalarına doğru bollaşıyordu. Kolları askılıydı. Kumaşı bir eşarbı andıran hafif, ince ve yumuşaktı. Uçuş uçuştu. Nur’a da zorla giysisini seçtirdikten sonra sıra Serap’a geldi. Serap’ın seçtiği giysi açık bordo ve pulluydu. Düz normal bir elbise gibi dursa da arkasında devasa tülden bir fiyonk vardı ve iki ucu da aşağı doğru akıyordu resmen. Tül açık kırmızıydı. O kadar devasaydı ki önden bile görünüyordu. Son olarak sıra Seda’ya gelmişti. 7 tane giysi denemişti ama o hiç birini beğenmemişti. Ancak son elbiseye gelmişti. Perdeler açıldığında herkes (mağaza danışmanı dahil) büyülendi. Seda’nın giydiği elbisenin kolları omuzlarında değildi bolero misali hafif düşmüş ve kabarıktı .Kan kırmızısından biraz daha koyu tondaki elbisesi kadifeydi. Beline kalp yaka bir göğüs kısmı vardı. Elbise beline kadar düz gidiyordu ancak belinden sonrası kabarıktı. Bir kraliçe elbisesine benziyordu. “Evet? Ne diyorsunuz?” dediğinde kızlar hala konuşamıyordu. Seda resmen asaletin tanımı gibi duruyordu.
İlk Rüya denemeye başladı. Seçtikleri elbiseler tekerlekli bir araba ile alınmış prova odalarının yanına getirilmişti. Rüya ilk elbiseyi giymişti. “Hazır mısınız?” diye seslendi. Hep bir ağızdan “Evett” dediler ve o perdeler açıldı. Rüyanın elbisesi koyu bordo renkteydi.Elbise tam Rüya’nın tarzıydı.Balık model elbisenin diz kapaklarından sonrası bol tüllüydü. Elbisenin önü çok sadeydi ancak arkası bel oyuğuna kadar açıktı. Kolları prenses model, kısa ve kabarıktı. Uzun boyu ve ince beli ile fiziğine de tanımı gibi duruyordu. tam uymuştu bu elbise. Herkesin ağzı açık kalmıştı. Bir elbise bir insana bu kadar yakışırdı.” Nasıl olmuş?” diye sorduğunda Seda “Mükemmel!” dedi. Rüya yaklaşık 4 elbise daha denedi ama ona en çok bu elbise yakıştı. O da bunu biliyordu bu yüzden bunu seçmişti. Sıra Nur’daydı. Nur bir tane seçmişti. O da elbise değildi. Ancak oldukça şık bir tulumdu. Onu da kızların zoruyla denemeye ikna olmuştu. O hiç böyle şeylerle ilgilenmezdi. Ona kalsa bir pantolonla bile gidebilirdi. Gerçi öyle gitse içeri alınmazdı. Giysi kuralları katıydı. Giydiği tulum canlı bir kırmızıydı. Göğüs dekoltesi vardı. Paçalarına doğru bollaşıyordu. Kolları askılıydı. Kumaşı bir eşarbı andıran hafif, ince ve yumuşaktı. Uçuş uçuştu. Nur’a da zorla giysisini seçtirdikten sonra sıra Serap’a geldi. Serap’ın seçtiği giysi açık bordo ve pulluydu. Düz normal bir elbise gibi dursa da arkasında devasa tülden bir fiyonk vardı ve iki ucu da aşağı doğru akıyordu resmen. Tül açık kırmızıydı. O kadar devasaydı ki önden bile görünüyordu. Son olarak sıra Seda’ya gelmişti. 7 tane giysi denemişti ama o hiç birini beğenmemişti. Ancak son elbiseye gelmişti. Perdeler açıldığında herkes (mağaza danışmanı dahil) büyülendi. Seda’nın giydiği elbisenin kolları omuzlarında değildi bolero misali hafif düşmüş ve kabarıktı.Kan kırmızısından biraz daha koyu tondaki elbisesi kadifeydi. Beline kalp yaka bir göğüs kısmı vardı. Elbise beline kadar düz gidiyordu ancak belinden sonrası kabarıktı. Bir kraliçe elbisesine benziyordu. “Evet? Ne diyorsunuz?” dediğinde kızlar hala konuşamıyordu. Seda resmen asaletin tanımı gibi duruyordu.