Dilara - Günümüz -
Çocukları okula gönderdikten -Batu anaokulunda- ve Cem'i de işe postaladıktan sonra nihayet evde yalnızım. Selin'i bedenimin bir uzvu olarak düşündüğüm için teknik olarak yalnız sayılırım ve bunun yani kendinle baş başa kalmanın ne denli paha biçilemez bir şey olduğunu evlenip çoluk çocuğa karıştığınızda anlayacaksınız. Sabah on ve öğleden sonra iki arası benim altın saatlerim ama bugün bu sarı parlaklığın üzerine kanın kızıl rengi sıçramış gibi hissediyorum. Bu, kötü bir tabir ve anında kaşlarım çatılıyor. Bizim grubumuz üç renkli; altını gasp eden Kumsal, geceyi üstünde taşıyan Hazal ve ben de tehlike sinyali kırmızıyım. Altın güzel bir şeyse ve kan kırmızısı onu kirletiyorsa bu tam olarak... ne demek? Kendimle ilgili nasıl bir çıkarım yapmalıyım?
Derin bir nefes alıyorum.
Gözüm dakikalardır takvimdeki yuvarlak işaretli yerde takılı, yanak içimi endişeyle kemiriyorum. Kollarım kenetli ve ayağım yine ritimsiz bir şekilde yere vurup duruyor. Bir yerden telefonumun sesi geliyor. Çocukların sağa sola attıkları kıyafetlerden birinin altında olmalı ama hayır... salondaki her kirli çamaşırın altına bakmama rağmen telefonu bulamıyorum. Yeni bir mesaj sesi geliyor ve bingo! Reçelli ekmeğin altında can çekişirken buluyorum onu. Yüzüm iğrenme şeklini alırken telefonu elimden geldiğince kurtarıyorum. Yapış yapış olduğum için sonrasında da kendimi temizliyorum. Aslında kirin daimî bir döngüyle hayatımızda sabit olduğunu okumuştum bir yerde. Neticede bir şeyi temizlerken hep başka bir şeyi kirletiyoruz. Geçmiş de öyle, yokmuş gibi düşünsek de o hayatın bir döngüsünde yaşandı ve hep orada, anılarımızda sabit kalacak.
Çıkarım yapmayı bırak, diye düşünüyorum zihnimde sözcükleri uzatarak. Elimi kurulayıp telefonda mesajlar kısmına giriyorum. Kumsal'dan. Kaşlarım yine çatılıyor. Altın kız tehlikeye mi çekiliyor? Saçmalıyorum. Kumsal en yakın arkadaşlarımdan biri ve tabii ki de bana mesaj atacak ve hadi ama... Dört çocuklu bir kadın olarak nasıl tehlikeli biri olabilirim ki? Zihnim heyecan arıyor. Başka açıklaması yok.
Kumsal Açık: Akşam Hazal bizi yemeğe çıkaracak. İtiraz istemiyorum, çünkü büyük sıkıntısı var. Büyük ve kocasal... ✔️✔️
Dilara Sargın: Kavga mı etmişler? ✔️✔️
Kumsal Açık: Yorum yok. Gelince öğrenirsin. ✔️✔️
Vay be.
Dilara Sargın: Gelmeye çalışırım, biliyorsun çocuklar. ✔️✔️
Kumsal Açık: Gelmen gerek. Bize ihtiyacı var. Sende de Cem var. ✔️✔️
Sen onu bir de bana sor. Ama yine de tamam derken buluyorum kendimi. Çünkü benim, bu akşam gerçekleşecek olan konuşmaya Hazal'dan daha çok ihtiyacım var. Bayan Kusursuz... Dökül bakalım dertlerini.