---
**Ertesi Gün - Akşam Üzeri**
Üniversite otoparkı. Yağmur çiselemeye başlamış.
Selin, Mira’yı arabasına kadar geçiriyor. İkisi de şemsiyesiz, ıslanıyorlar.
Selin: (gülerek)
Yağmurda bile güzel görünüyorsun. Bu haksızlık.
Mira: (hafifçe gülümser)
Senin yanında herkes güzel kalır.
Selin durur. Mira’ya döner ve ıslak saçlarını kulağının arkasına atar.
Selin:
Mira… Seninle vakit geçirdikçe kendimi daha iyi hissediyorum. Sanki senin yanında maske takmama gerek yok. Anlıyor musun beni?
Mira: (gözlerini kaçırarak)
Anlıyorum… Ama ben senin yanında kendimi kaybetmeye başlıyorum.
Selin: (yaklaşır)
Kötü mü bu?
Mira cevap veremez. Selin’in mavi gözleri çok yakın. Kalbi deli gibi çarpıyor. Tam o sırada Selin’in telefonu çalar.
Selin: (ekrana bakıp iç çeker)
Bora… Yine.
Telefonu açar.
Selin:
Efendim aşkım?
Bora: (telefonun diğer ucundan, sinirli)
Neredesin? Saatlerdir cevap vermiyorsun. O kızla mısın yine?
Selin: (bıkkın)
Evet, Mira’yla. Birlikte proje yapıyoruz Bora. Lütfen bunu her seferinde sorun yapma.
Bora:
O kızdan hoşlanmıyorum. Gözleri hiç hoşuma gitmiyor. Seni eve bırakacağım, yerinizi söyle.
Selin:
Gerek yok, kendim—
Bora: (daha sert)
Söyle dedim.
Selin telefonu kapatır ve Mira’ya üzgün üzgün bakar.
Selin:
Üzgünüm… Çok kıskanç. Bazen boğuyor.
Mira: (soğuk bir sesle)
Bırak kıskansın. Senin yerinde olsam ben de bırakmazdım.
Selin hafifçe güler ve Mira’nın yanağına ıslak bir öpücük kondurur.
Selin:
Yarın görüşürüz güzelim.
Mira olduğu yerde kalır. Yanağına dokunur. Kalbi hâlâ hızlı atıyor.
---
**Aynı Saatlerde - Şehrin Merkezinde Bir Cafe**
Kaan cam kenarında oturuyor. Karşısında Eylül. Eylül heyecanlı, Kaan ise her zamanki gibi buz gibi.
Eylül: (kahvesini karıştırırken)
…Aslında sana bunu söylemek için cesaretimi toplamak haftalarımı aldı. Ama artık dayanamıyorum Kaan.
Kaan: (ifadesiz)
Ne diyeceksen söyle.
Eylül: (kızararak, sesi titreyerek)
Seni beğeniyorum. Hem de çok. Okula ilk başladığım günden beri. Senin sessizliğin, bakışların… Kimseyle konuşmaman… Bana kendimi özel hissettiriyor. Sanki sadece ben seni anlayabiliyormuşum gibi.
Kaan uzun uzun Eylül’e bakar. Kız utangaçça gülümsüyor.
Kaan: (düz ve soğuk)
Anlamıyorsun Eylül. Beni tanımıyorsun.
Eylül:
Tanımak istiyorum. Gerçekten. Bana bir şans ver… Lütfen.
Kaan bir şey demez. Telefonu titrer. Mesaj gelir:
**Mira:**
Selin’le öpüştük. Yanağımdan. Eve geç geleceğim.
Kaan’ın gözlerinde ilk kez gerçek bir öfke parıltısı görülür. Telefonu masaya sertçe koyar.
Kaan: (ayağa kalkar)
Gitmem lazım.
Eylül: (panikle)
Kaan bekle! Cevabımı—
Kaan: (dönüp buz gibi bakar)
Cevabım: Benden uzak dur. Senin için daha iyi olur.
Kaan cafe’den çıkar. Eylül masada tek başına kalır, gözleri dolar.
---
**Gece - Villa, Bodrum Katı**
Ege ve Leyla bodrumdaki “çalışma odası”ndalar. Duvarlar eski gazete kupürleri ve fotoğraflarla dolu. Kaan merdivenlerden iner.
Kaan:
Selin’in sevgilisi Bora Demirkan. Babası Hakan Demirkan. Eski gangster. Hâlâ kirli işler çeviriyor. Çocuk da aynı yolda.
Leyla:
Tehlikeli mi?
Kaan:
Bizim için değil. Ama Mira için sorun. Selin bugün Mira’nın yanağını öpmüş.
Ege: (sigarasını yakar)
Mira nerede?
Kaan:
Henüz gelmedi.
Tam o sırada üst kattan kapı sesi gelir. Mira eve girmiştir. Kaan hemen merdivenlere yönelir.
---
**Salon**
Mira montunu çıkarırken Kaan önünde biter.
Kaan:
Yanağından öptü mü?
Mira: (şaşkın)
Ne? Sen bunu nereden—
Kaan: (bir adım daha yaklaşır)
Cevap ver.
Mira: (sinirle)
Evet öptü! Ne olmuş? Birinin bana dokunması, bana değer vermesi bu kadar mı iğrenç geliyor size?!
Leyla ve Ege de salona çıkar.
Leyla: (sakin ama tehlikeli)
Kızım, bu yol seni yok eder. Biz seni korumak için—
Mira: (bağırarak)
Koruma mı?! Siz beni hapsettinize! Aras’ı öldürdünüz! Şimdi de Selin’i mi öldüreceksiniz?!
Ege: (çok sakin)
Gerekirse.
Mira donar kalır.
Mira: (gözlerinden yaş akarak)
Siz… siz hastasınız. Hepiniz. Ben bu ailenin parçası olmak istemiyorum artık!
Kaan birden Mira’yı duvara yaslar. Eli Mira’nın boğazına gider ama sıkmaz.
Kaan: (fısıltıyla, yüz yüze)
Sen bizim kanımızsın. Bu aileden çıkamazsın. Çıkmaya kalkarsan… seni de temizleriz.
Mira: (gözyaşları içinde)
O zaman temizle Kaan. Hadi yap. Çünkü ben artık bu soğukluktan bıktım!
Bir anda derin bir sessizlik olur.
Ege yavaşça alkışlamaya başlar.
Ege:
İşte bu… Duygu. En sonunda gerçek bir duygu gösterdin Mira. Ama yanlış kişiye.
Leyla:
Yarın Selin’i buraya davet et. Tanışalım.
Mira: (korkuyla)
Hayır…
Leyla: (gülümseyerek)
Bu bir ricadan değil, emirdir.
---
**Bölüm Sonu**
---