İçeriğe geç

Sonraki 25

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Sonraki 25

Bölüm 3

☆1. Bölüm☆

18.05.2024

"Üçünüzden de nefret ediyorum."

Valerie uzun siyah saçlarını su kaydırağına çeviren su şişesini Aiden'ın kafasına fırlatırken, bir yandan da okul formasının ıslanmasını engellemeye çalışıyordu.

"Niye öyle diyorsun ki şimdi, hadi ben dayanıklıyım kırılmam. Ama ya bu zavallıcığın kalbini kırıyorsan?"

Archer sarı saçlarını dramatik bir edayla savurup hemen yanında, kulaklık takmış onlarla ilgilenmeden yürüyen Jason'ı kendisine çekti. Sözde onu korumaya almak için yaptığı bu hareket, muhtemelen Jason'ın gazabına uğramadan önce yaptığı son hareket olacaktı...

Tabi bunu kendisi de fark eden Archer, oğlanın gazabına uğramak istemiyor olacak ki ondan 2 adım uzaklaşıp yeniden yanlarında yürüyen kıza döndü. "Ki bizim suçumuz bile yok, hepsi Aiden'ın yerinde oturamaması yüzünden."

Aiden alnından seken şişeyi havada yakalarken boşta kalan elini alnına, daha çok alnına düşen koyu tutamlara, yapıştırdı. "Buradaki mağdur benim ulan."

Zeytin yeşiline kaçan gözlerini Archer'a dikerek muhtemelen az sonra hepsini en yakındaki çöp kutusuna üçlük atacak olan Jason'ın yanından zıpladı.

""Kolunu ısırabilir miyim?" diye üstüme uçan kimdi acaba? Hayır, bir de kolumla ne derdin var güzel kardeşim?"

"Bağış kampanyası başlatacağım, garibanın parası yok arkadaşlarının kollarını yemeye çalışıyor diye."

Jason, tek kulaklığı takılı olmadığından Aiden'ı duymuş olacak ki mavi gözlerini devirirken gülerek kurmuştu bu cümleyi. Kendisi de Archer'ın bu tarz garip sorularına daha önce maruz kalmış biri olarak Aiden'ı anlayabiliyordu...

Saçlarının suyunu sıkmayı yeni yeni bitiren Valerie geride kaldığını fark ederek koşar adımla zıplayarak sarışın çocuğu kendine çekti.

"1-2 ısırık verseymişsin sen de. Çocuk çok mu şey istemiş sanki?"

Aiden yüzünü buruşturarak şöyle bir kıza baktı. "Kıyamet benim tarafımda olduğun gün kopacak değil mi?"

Jason, Aiden'ın sırtını pat patlayıp yeniden önüne dönerken duyduğu sesle başını otoyola çevirdi. Az önceki soğuk duruşunun aksine mavi gözlerini bir canlılık kaplamış, normalde keskin duran yüz hatlarını çocuksu bir sevimlilik almıştı. Bu oğlanın, sadece ilk ve tek aşkını gördüğü zamanlarda rastlayabileceğiniz bir manzaraydı...

"Vah zavallı, keşke daha oluru olan bir şeyi sevseydin." Archer dudaklarını birbirine bastırıp ciddi bir ifadeyle elini, yanlarından geçen motorun arkasından hayranlıkla bakan Jason'ın omzuna koydu.

"Bizimkisi imkânsız aşk. O farklı bir evrene ait, zenginlerin evrenine..."

Valerie ise onun arkasından omzunu silkerek elini çocuğun diğer omzuna koydu. "Hem de ne zengin. Sizin evi satsak gene alamayız be annem."

Aiden bile çoktan elini çocuğun başına koymuş, motorun arkasından bakıyordu. "Yaşın da yetmiyor ki. Yazık."

Motor artık görüş hizasından çıkınca Jason yeniden eski haline dönüp kendini üçlüden kurtardı. "Vurun dedik öldürdünüz... Teselli mi bu?"

"Amcamda varmış bunlardan."

Ortama ne zaman, nasıl, ne ara dâhil olduğu hiçbir zaman belli olmayan Charlie dörtlünün arkasından motorun ışık hızında gözden kayboluşunu izledi.

"Böyle gıcır gıcır bir Ninja H2R. Ama ihtiyaç sahibi birine vermişler, ne yaparsın?"

Dörtlünün hemen arkasında, birbirinin tıpatıp aynısı olan kahve saçlara ve ela gözlere sahip bir kız ve bir oğlan ortaya çıkmıştı. İkisinin de yüzünde keyifli bir gülümseme varken Jason, oğlanın dediği cümleyle yere çöktü.

"Benden daha ihtiyaç sahibi biri mi var ulan bu motora?.."

Bu kez kız olan, hemen yanında kopyası gibi duran çocuğun omzuna elini atıp güldü. "Senin ihtiyacın mı vardı? Bilseydik haber verirdik be..."

Sadece 2 cümlelik bir sohbet etseniz bile muhtemelen oğlanın motor sevdasını anlardınız. Çünkü çocuğun kelime dağarcığı 10 kelimeyse 1'i motor, kalan 9'u da bir motorun bölümleri veya markalarından oluşuyordu.

Sırtındaki gitar çantasının ağırlığını bir süreliğine geçirmek için öne eğilen Valerie hala ıslak olan saçlarını kulağının arkasına attı. "Bazen sadece ikizler kadar zengin olmak ister insan..."

Sunny ağlamaklı bir ifadeyle başını salladı. "Biz de zengin değiliz ki oğlum, hani harbi ben öyle hissetmiyorum."

Parasızlığını vurgulamak adına elini eşofmanının cebine atıp ceplerini dışarı çıkardı. "Yanımda sadece tost param var ki onu da harcamayıp Charlie'nin yemeğine çökmeyi planlıyorum."

Bunu dedikten hemen sonra Sunny, ikiz kardeşine sevimli bir gülümseme yollayıp yeniden ceplerini düzeltti.

Sarışın çocuk, erkek olsaydı muhtemelen kimsenin kendisinden ayır edemeyeceği kardeşinin alnına bir fiske attıktan sonra ellerini ceplerine koyarak hafifçe esnedi.

"Tüh, ben de Aiden'ın yemeğine çökerim diyordum. Tesadüfe bak?"

Grubun önünde koşturan koyu saçlı çocuksa büyük bir gülümsemeyle başını salladı.

"Tüh, ben de yemek yemiyorum bugün. Allah'ın işi işte."

"Aman be, siz yemeyin." Sunny bunları dedikten sonra tatlı bir gülümsemeyle Valerie'nin yanına yanaştı. "Val'ım paylaşır benimle yemeğini, değil mi?.."

Valerie yalandan gözlerini devirerek kızın saçlarını karıştırdı. "Sizi çok sevdiğim şanslısınız hanımefendi."

Sunny dağılan kahve saçlarını düzeltme zahmetine girmeden, yanındaki kıza gülerek öpücük attı. Kesinlikle kantinin garip tostlarını yemekten kurtulduğu için mutluydu. Biri kavgada onları silah olarak kullansa, tost adamın başını yaracağından atan kişi polislik olurdu.

"20 mi geçiyor?"

Jason, bakışlarını onlardan çekip telefon ekranındaki saate çevirince gördüğü rakamlarla kaşlarını çattı. Kendisi ve yanındaki çocukların tepki vermesiyse sadece 3 saniye sürmüştü. "10 dakika kalmış lan, koşun!"

Valery gitarının ağırlığıyla isyan eder gibi gözlerini yukarı çevirerek "Sürünerek koşmak" adlı faaliyeti ilk kez hayata geçiren insan olma unvanına ulaşmıştı. "Yine mi?"

Aiden alaylı bakışlarla, muhtemelen okulda dayak yiyecekti, kızın yanından geçerken koşmayı tercih meselesi olarak gördüğünden hızlı hızlı yürüyerek kendi kendine mırıldandı.

"Her ay aynı şey oluyor zaten. Matematikçi peşimizi ömür billah bırakmayacak."

"Hayır, yeni bir şey dese yine fena olmaz ama cümleleri hep aynı, ezberledim artık."

Çocukların isyan dolu bu cümleleri arasında, büyük okul binası da yavaştan görüş açılarına girmeye başlamıştı. Kendileri gibi geç kalan 2-3 öğrenci bisikletlerini aceleyle bahçedeki alana park ediyor, daha binaya girmemiş olanlarsa maraton yarışındaymışçasına koşu hünerlerini sonuna kadar sergiliyorlardı.

Onlar bahçeye adımlarını attıkları anda adeta öğrenciler duyamasın diye yapılan, olmasa daha yararlı olan zil sesinin sessiz melodisi kulaklarına çalındığında hepsi derin bir nefes verip bıkkın bakışlarla sınıflarına yürümeye başladılar.

"Bir matematik dersi daha görürsem kendimi bölme işaretiyle asacağım."

Aiden başını ensesinde birleştirdiği kollarını yaslarken grubun emin olduğu tek bir şey vardı. Bu esmer, camdan fırlatmakla da tehdit etseler dersi dinlemeyecekti.

***

"Bir kimya dersi daha kaldıramayacağım ya yeter."

Sunny, ağlamaklı bir ifadeyle başını ahşap masaya vururken konuştu. 5. Dersleri daha yeni bitmiş, öğle arasına girmişlerdi. Ve pekâlâ, onun favorisi kesinlikle daha yeni çıktıkları kimya dersi değildi.

Bir süre önceye kadar kendi arkadaşları dâhil herkesin gitara bakmadan nasıl "Wrecking Ball" çalabildiğini sorguladığı Valerie elini hızlıca perdeler arasında dolaştırırken "Dersten kaçsak çok mu riskli olur?" diye mırıldandı.

Beşinin de gözleri ona dönerken, kumral olan saçma bir sessizlik oluşmasına izin vermeden hafifçe kızın alnına vurdu.

"Öyle olur." Sonra da sandalyesini dondurmasına adeta ışıklar saçan gözlerle bakan kardeşinden 1-2 santim uzağa iteledi.

Jason, kaçamayacaklarını anlayınca başını sıraya yaslayıp uyumak için rahat bir pozisyon arayışına koyuldu. Tabi, yanında oturan Archer ikide bir sırayı bir tarafa çekmese bu onun için çok daha kolay olabilirdi.

"Sıkıldım ben."

Sarışın oğlan kaçsak ne olur ki diyen bakışlarıyla, dondurmasını korumaya çalışan Charlie'ye döndü. Muhtemelen bunu istememesi gerekiyordu ama canı sıkılmıştı. Can sıkıntısı o an daha önemliydi.

Aiden bir süreliğine bir şey söylese mi söylemese mi diye etrafa bakarken, Charlie'nin klasik, etrafa yargı dağıtmaya hazır bakışlarını gördüğünde omzunu silkerek sandalyesinde aşağı kaydı. Aynı anda Valerie'nin indirdiği gitar sapının kafatasını kıracağını bilseydi elbette bunu yapmazdı.

"Ulan. Ne diyeyim ben sana, ağ."

Kız çocuğun hayatta olduğunu fark ettiği saliseden itibaren kahkahalarla gülmeye başlarken Aiden ellerini aynı günde 2. kere alnına kapatırken yüzünü buruşturdu. "Gülüşe bak, Vallahi ful zarar bu kız."

Diğerleri ikisinin klasikleşmiş haline gülerken Archer, kendisini yavaşça yere doğru bıraktı. Sıkıntıdan buharlaşmayı bulacaktı, sonra bir yağmur damlası olacak ve hayatına denizdeki bir su damlası olarak devam edecekti... Evet, ideal gelecek planı kesinlikle buydu.

"Oğlum oraya herkes nasıl ayaklarla basıyor, kalk yerden." Sunny ikizinin dondurmasından pay alamayacağını fark edince kendisini geriye çekip Archer'a döndü. İster istemez içindeki o hijyenik teyze böyle durumlarda ortaya çıkıyordu.

"Sunny şu an mikroplar gözüme hiç sorun gibi gelmiyor, inanır mısın be?" Gözlerini bakteri bulmak adına yere çevirirken devam etti.

"Canım sıkılıyor, bakterilerle bakteri hayatı hakkında sohbet edecek durumdayım hani."

Valerie gitarını masaya bırakarak kendini yere fırlatırken sarışın çocuğun saçlarını dağıtarak gülümsedi. "Yav yemişim bakterileri, akşam festivale gidiyoruz. Oraya da böyle gidersen Jason'ın cimcime seni yer bitirir haberin ola."

Jason, uykusu açılmış bir biçimde başını masadan kaldırdı. "Ne cimcimesi?"

Valerie normalde isminin geçmesiyle bile çocuğun yüzünü güldüren kişiye böyle bir tepki vermesine kaşlarını çatarken, Charlie gülerek kaşlarını kaldırdı. "Hayırdır sabah fazla mı şımardı prenses?"

Ancak Jason'ın hala anlam veremeyen boş bakışlarını görünce Archer, uzandığı yerde dikleşti. "Lizy diyoruz, kardeşin olan. Gösterisi var ya bugün?"

"Size bugün ne oldu bilmiyorum ama-" Oğlan, gözlerini grupta gezdirip ciddi bir ifadeyle devam etti.

"Benim bir kardeşim yok."

☆☆☆

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.