Otobüs, kasabanın girişindeki eski durağa yavaşça yanaştığında Elif derin bir nefes aldı.
Pencerenin ardından gördüğü manzara yıllardır değişmemiş gibiydi. Sahilden gelen hafif iyot kokusu, rüzgârın savurduğu sararmış yapraklar ve uzakta görünen deniz… Hepsi çocukluğundan kalan anıları birer birer gün yüzüne çıkarıyordu.
Elif çantasını omzuna takıp otobüsten indi. Sonbaharın serin havası yüzüne çarptı. Şehrin gürültüsüne alışmış kulakları için bu sessizlik neredeyse yabancıydı.
Üç yıl…
Tam üç yıl olmuştu bu kasabadan ayrılalı.
O zamanlar büyük hayaller kuruyordu. Üniversiteyi kazanacak, yeni insanlar tanıyacak ve bambaşka bir hayat yaşayacaktı. Hayallerinin çoğu gerçekleşmişti ama hiçbir şey düşündüğü gibi gitmemişti.
Telefonunu çıkarıp ekranına baktı.
Hiç mesaj yoktu.
Bir an gülümsemeye çalıştı ama başaramadı.
“Belki de böylesi daha iyi,” diye fısıldadı kendi kendine.
Valizini sürükleyerek sahile doğru yürümeye başladı. Çocukken en sevdiği yer burasıydı. Ne zaman üzülse gelip denizi izlerdi.
Dalgalar kıyıya sakin sakin vuruyordu.
Tam o sırada birkaç metre ötede duran birini fark etti.
Siyah montlu, uzun boylu bir adam.
Adam arkasını dönünce Elif’in kalbi bir anlığına duracak gibi oldu.
Mert.
Yıllar geçmişti ama onu tanımamak imkânsızdı.
Mert de Elif’i görmüştü.
İkisi birkaç saniye boyunca sadece birbirlerine baktılar.
Ne söyleyeceklerini bilmiyorlardı.
Sonunda Mert hafifçe gülümsedi.
“Uzun zaman oldu.”
Elif boğazında düğümlenen duyguları bastırmaya çalıştı.
“Evet.”
Sessizlik tekrar aralarına yerleşti.
Bir zamanlar her gün konuşan iki insan şimdi birbirlerine yabancı gibi davranıyordu.
Mert ellerini cebine soktu.
“Döneceğini duymuştum ama bu kadar erken beklemiyordum.”
“Ben de geleceğimi son anda öğrendim.”
Mert başını salladı.
Rüzgâr ikisinin arasından geçerken Elif gözlerini denize çevirdi.
Aslında söylemek istediği yüzlerce şey vardı.
Neden gittiğini…
Neden hiç aramadığını…
Neden hâlâ onu görünce kalbinin hızlandığını…
Ama hiçbirini söyleyemedi.
Mert sessizliği bozdu.
“İyi misin?”
Basit bir soruydu.
Ama Elif’in gözleri dolmaya yetmişti.
Çünkü uzun zamandır kimse ona gerçekten iyi olup olmadığını sormamıştı.
Elif hemen yüzünü başka tarafa çevirdi.
“İyiyim.”
Bu bir yalandı.
Mert de bunun farkındaydı.
Ama üstelemedi.
Güneş ufukta yavaşça batarken ikisi de aynı manzaraya baktı.
Belki de yıllar onları değiştirmişti.
Belki de artık birbirleri için hiçbir şey ifade etmiyorlardı.
Ama ikisinin de bilmediği bir şey vardı.
Bu karşılaşma, hayatlarını yeniden değiştirecek hikâyenin sadece başlangıcıydı.
