Okulun ilk günü beklediğim kadar kötü geçmediği gibi güzel de geçmemişti.Kimse benimle arkadaş olmak istemiyordu.Bütün tenefüsler kol kola koridorda gezen ve derslerde tuvalete makyaj yapmaya giden kız gruplarına sinir olmuştum.Bütün gün yeni olduğum için bana yan göz atan arkadaş gruplarına ve dersleri hiç takmayan gıcık kızlara da...Ama yanına oturduğum bir çocuk vardı.İsmini öğrenemesemde diğerleri ona Jaquez diyordu.Bende ona öyle demeye başlamıştım.En arkanın bir önünde yan yana oturuyorduk.Jaquez'in de ailesi pilotmuş ve 5 yıl önce bir kazada hayatlarını kaybetmişler.O zamandan beri de Jaquez büyük büyük babası George ile kalıyormuş.Büyük büyük babası 3 aydan beri hastanede kalıyormuş.Çok ciddi durumda olmayan kalp rahatsızlıkları varmış.Yine de sürekli doktor gözetimi altında tutuluyormuş...Jaquez son günlerde okula kendisi otobüs ile geliyormuş bu yüzden de geç kalıyormuş.Biz bunları konuştuktan sonra bunları sadece bana anlattığını ve aramızda kalması gerektiğini söyledi.Okul çıkışı dondurma yemek isteyip istemediğimi sordu.Zevkle ona eşlik edeceğimi söyledim.Şoförümü arayıp bu akşam etütüm olduğunu ve saat dokuz gibi otobüs ile ve geleceğimi söyledim.O da teyzeme haber verdi.Teyzeme yalan söylemek hoşuma gitmemişti ama bu da bir tanışma etütü sayılırdı.Son derste soru cözüyorduk.Sorularımızı bitirip sessizce konuşmaya devam ettik.
Okul çıkışını dört göz ile beklerken zil sesi sonunda duyuldu ve herkes okuldan çıktı.Çoğu kişi okul servisi ile eve dönüyordu.Bu yüzden sınıf hemen boşalmış sadece gıcık olduğum kızlardan biri olan Theresa kalmıştı.Onunla aşağı indiğimizde de gözü üzerimizdeydi. Sanırım ilk günden br kız ve erkek öğrencinin yakın oluşunu garipsemişti.O da gittikten sonra birlikte dondurmacıya gittik.Aynı zamanda da konuşuyorduk.Çok iyi anlaşmıştık.Ònce dondurma alıp yiyecek sonra da kütüphaneye gidip ödevleri bitirecektik. Zaman su gibi akıp geçiyordu...
Şehir merkezindeki kütüphanede ödevlerimizi bitirince ailelerimizin meraklanmaması için otobüse bindik.Saat dokuza yirmi üç dakika kalmıştı.Otobüs en fazla beş dakika gelmiş olurdu ama ben teyzemin endişelenmesini istemiyordum.Birlikte otobüse bindik.Ben ilk gün çok yorulmuş olmalıydım.Gözlüklerimi çıkardım ve biraz uyudum.Jaquez'in sesiyle kalktım.Bir an ne olduğunu anlayamamıştım.Jaquez'in omzuna yaşlanmış uyuyordum.Yanaklarımın kızardıgını hissedebiliyordum.Jaquez ineceğini söyledi.Ama burası benim de evimin olduğu yerdi ve işte o an Jaquez ile komşu olduğumuzu öğrendim.Karşıdaki evde oturuyordu.Odalarımız birbirini görüyordu ama daha önce farketmemiştim.Anahtarımı çıkardım ve eve girdim.Teyzem biri ile konuşuyordu ama belki telefondan iş ile alakalı bir şeyler konuşuyordur diye düşündüm.Eşyalarımı bırakıp salona geçtiğimde teyzemi göremedim.Teyzem mutfakta olmalıydı.Mutfağın balkonuna çıktığında gördüklerime inanamadım.Gözlerimin yanlış görmesini istedim.Teyzem yoktu.Bütün evi aradım ama teyzem yoktu.Endişelendim ve hemen onu aradım.Teyzem ise gayet sakindi.Ben fazla endişelenmiş olmalıydım.Teyzem ise bana evin önünde olduğunu gelince beni karşılayacağını söyledi.Telefonu kapattım.Hemen aşağı indim.Teyzem bir adam ile birlikteydi.Hayır!Ne?Ele ele tutuşuyorlardı.Teyzem bana döndü.Şaşırmış olmalı.Ama benim kadar olamaz...
"Teyze!Neden bana söylemedin!?"