Laura yine aynı rüyayı görüyordu.
Koşuyordu.
Nereye gittiğini bilmiyordu ama arkasından gelen şeyin ne olduğunu çok iyi biliyordu.
Karanlık bir şehir…
Yıkılmış binalar…
Gökyüzünde birbirine hiç benzemeyen iki ay.
Laura nefes nefese durduğunda karşısındaki çocuğu gördü.
Siyah kıyafetler giymişti. Yüzü karanlığın içinde neredeyse görünmüyordu. Sadece gözleri seçiliyordu.
Laura onu tanımıyordu.
Ama çocuk onu tanıyordu.
“Laura.”
Laura’nın kalbi hızlandı.
“Sen kimsin?”
Çocuk bir adım yaklaştı.
“Beni dinle. Bu rüyadan uyandığında beni hatırlamayacaksın.”
“Ne?”
“Ve yedi gün sonra—”
Birden gökyüzü çatladı.
Laura korkuyla yukarı baktı.
İki ayın arasından devasa bir ışık yükseldi.
Çocuk bağırdı:
“Laura, sakın onlara güvenme!”
Laura gözlerini açtı.
Karanlık odasında doğruldu.
Kalbi göğsünden çıkacakmış gibi atıyordu.
Bir süre hiçbir şey yapmadan tavana baktı.
Yine aynı rüya.
Son üç haftadır her gece aynı şey oluyordu.
Ama bu kez farklıydı.
Çünkü ilk defa çocuk onun adını söylemişti.
Laura yatağından kalkıp aynanın karşısına geçti. Saçlarını yüzünden çekti.
“Saçmalıyorsun,” diye fısıldadı kendine.
Tam o sırada göğsünde garip bir yanma hissetti.
Laura kaşlarını çattı.
Pijamasının yakasını biraz aşağı çekti.
Ve donup kaldı.
Göğsünün tam ortasında gümüş renkli bir işaret vardı.
Dairesel bir semboldü.
Daha önce orada değildi.
Laura parmaklarıyla dokunduğu anda odanın ışıkları bir anda söndü.
Telefonu kapandı.
Penceresinin dışındaki bütün şehir karanlığa gömüldü.
Sonra…
Bir ses duyuldu.
“Sonunda seni bulduk.”
Laura’nın nefesi kesildi.
Pencereye doğru yavaşça döndü.
Sokağın karşısında, karanlığın içinde siyah bir araç duruyordu.
Aracın yanında üç kişi vardı.
Ve üçünün de yüzünde aynı gümüş sembol bulunuyordu.
Laura geri çekildi.
Telefonu tekrar açmayı denedi.
Ekran birkaç saniye titredi.
Sonra tek bir mesaj belirdi.
BİLİNMEYEN NUMARA:
Mikel’e güvenme.
Laura’nın kaşları çatıldı.
“Mikel de kim?”
Telefon tekrar titredi.
Bu kez ekranda yalnızca dört kelime vardı:
YEDİ GÜNÜN KALDI, LAURA.
Laura pencereye baktı.
Sokaktaki üç kişi artık yoktu.
Ama karşı kaldırımda biri duruyordu.
Rüyalarındaki çocuk.
Laura’nın kalbi duracak gibi oldu.
Çocuk başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
Ve dudaklarından tek bir cümle çıktı:
“Beni sonunda hatırladın.”